06/05/2020
Bulgaristan’daki
Belene Adası Ölüm Kampından
Prof. Dr. İsa KAYACAN'in bir roportajindan kisa bir kesinti.
1984 ve 1985 yıllarında, Bulgaristan’da yaşayan Türklerle ilgili gelen haberler yürekler acısıydı. O yıllar, Türkler için azap yıllarıydı, cehennem görüntülü günlerdi.
Jivkov adlı bir diktatörün, dikta rejiminin uygulamaları, Türklerin zorla Bulgarlaştırılmasına yönelikti.
Yayın yeri Bulgaristan olan, “Tuna Boyu” Dergisinin, Ocak-Şubat ve Mart-Nisan 2009 sayıları, 53,54 ncü sayıları ayrı ayrı yayınlandı ve bize ulaştı. “Tuna Boyu”nun 54 ncü sayısında, Latif Karagöz’ün, Belene Kampına gönderilen Hasan Ocaklı’yla yaptığı bir röportaj vardı. Cevapların, tarihe düşülmesi gereken notlardan oluşu nedeniyle, bu röportajdan bazı alıntılar yapmak istedim efendim:
Hasan Ocaklı, 21 Ocak 1985 tarihinde vatan haini gibi suçlanarak, Belene temerküz kampına gönderiliyor. Latif Karagöz soruyor, Hasan Ocaklı cevap veriyor. Cevaplardan bazıları:
1- Adı geçen temerküz kampı, yıllar önce hazırlanmış bir cehennem yeridir. Sviştov taraflarında Tuna nehrinin içerisinde bir adacıktır bu yer. Komünizm dikta rejimine karşı çakınlar, burada “misafir” ediliyorlar.
2- Bizler, işaretlenmiş sakar koyunlar gibiydik. Dikta rejiminin hizmetkârları bizi kanlı gözleriyle yutacaklarmış gibi önlerine katarak, koğuşlara serpiştirdiler. Burada bulunan biz Türkler, ortalama 500 kişi dolayındaydık.
3- İlkten onlar bizleri koyun gibi gördüler, cahil insanlar hesap ettiler. Kitap, defter, kalem vererek, sözde bizleri eğiteceklerdi. Maalesef burada bulunanların çoğu okumuş kişilerdi. Öğretmen, doktor,mühendis vs. kara damga vurulmuş insanlar
4- Ellerimize kazma, kürek, çapa vererek bizleri yıldırmak için işe koştular. Hemde bizleri polis ve polis köpekleri nezaretinde çalıştırdılar. Hergün bizleri türlü işlerde çalıştırarak, tam birbuçuk yıl sonra, Bulgarlarla meskun bölgelere dağıttılar. Ben mesela Vidin’in Dranovets köyüne gönderildim. Orada, yıkık dökük bir evde, farelerle beraber tam üç yıl ömür törpüledim.
1989 yılının ilkbaharında yani 25 Mayıs tarihinde eve geldim gelmedim, hemen bir emir geldi “haydi sınır dışı ediliyorsunuz!”
5- Dünyanın baskısından korktuklarından dolayı, bizlerden kurtulmak için Avusturya’ya sözde iltica ediliyorduk. Ama orada bir hafta kalır kalmaz, 31 Mayıs’ta uçakla Türkiye’ye getirildik.
Hasan Ocaklı: 1950 yılında Bulgaristan’da doğdu. İlkokulu Küçükler (Malko selo) köyü, Ortaokulu Hamzalar (Filaretovo) köyünde okudu. Omurtak Tarık Meslek Lisesi (1968), Burgaz Öğretmen Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü (1973) mezunu olan Hasan Ocaklı, Malko Selo, Filaretovo, Tiça ve Yablanovo köylerinde öğretmenlik yaptı.
Ocak 1985’de Bulgaristan’da Türkleri eritme kampanyasına karşı çıktığı için tutuklandı. “Garaj” dedikleri Sliven Emniyet Müdürlüğü hücrelerinde, iki aya yakın sorgulandı ve Devlet Güvenlik güçleri tarafından yargısız olarak Belene Adası ölüm kampına sürüldü.
Buradan, bir daha memleketine dönmemek üzere Vidin’in Drenovets köyüne (Temmuz 1986) aktarıldı. Oradan da sınır dışı edilerek Viyana’ya (Mayıs 1989) gönderildi. Aynı ayın sonunda uçakla İstanbul’a geldi. Çorlu’da beden eğitimi öğretmenliği yaptı ve 2004 yılında felç geçirerek, malulen emekli oldu. Evli ve iki çocuk babası olan Hasan Ocaklı’nın eserleri;
Su ve Kan (şiir, 1995), Bir Delice sevda (şiir, 1997), Sürgün Nehrin Türküsü (şiir, 2003), Yaban Güvercinleri (şiir, 2008).