DİP'li Öğrenciler, bizler, sınıf siyasetinin sadece işçiler tarafından değil, öğrenciler tarafından da savunulması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü lisede ve üniversitede okumak geçicidir. Okullar yarının mesleğinin öğrenildiği, yani öğrencilerin yarın bir parçası olacağı iş hayatında bir işçi, emekçi olarak yapacağı işe hazırlanacağı, ona uygun eğitimi aldıkları yerlerdir. Öğrenci odaklı bir siyase
t yürütmek bu açıdan sakattır. Biliyoruz ki dünyayı değiştirme gücüne sahip yegâne sınıf proletaryadır. O yüzden, yarın mensubu olunacak sınıfı bilmek ve sınıf siyasetine öğrenciyken başlayıp, proletaryanın bağımsız örgütlenmesine katkı sağlamak, yapılması gerekendir. Yukarıda da belirtildiği gibi öğrenciler, sınıf savaşında proletaryanın, yani sistemi sarsma ve alaşağı etme gücüne sahip olan sınıfın yanında savaşmalıdır. Öncü güç proletaryadır. Öğrenci odaklı siyaset, sınıfsal düşünmeyi engellediği gibi mücadelenin zafere ulaşmasını da engeller. DİP'li Öğrenciler sadece okullarında siyaset yapmazlar. Kimi zaman bir fabrikanın önündedirler, kimi zaman bir direniş alanında, kimi zaman bir meydanda. Nerede oldukları fark etmeksizin sınıf siyasetini savunurlar. Pusula olarak belledikleri Marksizmdir. Dünya çapında sürmekte olan ekonomik krizin ve bu krizin sonuçlarının farkındayız. Ekonomik kriz yüzünden Yunanistan ve İspanya’da gençler arasında işsizlik %60, Portekiz’de %45, İtalya’da %40’dır. Yarın Türkiye’de de aynı durum olacaktır ve bunun belirtileri bugünden görülmeye başlanmıştır. Buna karşı çözümün sistem içi iyileştirmelerle değil, işçilerin iktidarı almalarıyla gerçekleşeceğini bilirler. DİP'li Öğrencilerin mücadelesinde Marks vardır, Lenin vardır, Trotskiy vardır. DİP'li Öğrencilerin ruhunda üniversite mezunu olmasına rağmen seyyar satıcılık yapmak zorunda kalıp isyan eden ve kendini yakan Tunuslu Buazizi vardır. DİP'li Öğrencilerin aklında gecekondu mahallelerinde doğmuş ve açlık çekmeye mahkûm edilmiş insanların bilinçli çığlıkları vardır. DİP'li Öğrencilerin yüreğinde, Kürdistan sokaklarında her gün evinin önünde polisin saldırısına uğrayan ve buna başkaldıranlarla dayanışma vardır. DİP'li Öğrencilerin bilincinde, cinsiyet sorununa karşı emekçi kadınların en önde savaşması gerektiğini düşünenlerin kararlılığı vardır. DİP'li Öğrencilerin mücadelesinde, birbirlerini hiç tanımadıkları halde Yunanistan’da, İtalya’da, Arjantin’de ve diğer ülkelerde dünya devrimi için ortak mücadele edenlerin yoldaşlıkları vardır. DİP'li Öğrencilerin yaşamında, Lenin ve Trotskiy’in dedikleri gibi devrimi, partiyi hayatının merkezine koyma vardır. DİP'li Öğrencilerin mücadelesinde devrim için gerekli olan partinin büyümesi için sarfedilen gayret vardır. DİP'li Öğrencilerin mücadelesinde bir devrimcinin sahip olması gereken 3 ‘s’ vardır: sebat, sadakat ve sabır. DİP'li Öğrenciler, devrimin öncüleri olmaya adaylardır. Bunun için de Türkiye’de bunu başarabilecek partinin saflarında örgütlenmişlerdir. Devrimci İşçi Partili öğrenciler işlerinin kolay olmadığını bilirler. Çünkü Türkiye’deki diğer oluşumlar gibi sadece Türkiye Devrimi için mücadele etmezler. Sosyalizmin, dünya çapında geçilecek bir sistem olduğunun bilinciyle dünya devrimi için mücadele ederler. Yaşasın Dördüncü Enternasyonal!