Bağımsızlık Yolu

Bağımsızlık Yolu Emekçinin Partisi Bağımsızlık Yolu devrimci bir siyasal partidir.

BY, parti programında belirtilen ilkeler ve dünya görüşü çerçevede mücadele eden devrimci bireylerin bağımsız örgütüdür. BY’nin amacı ideolojik-politik çizgisini kitlelere taşımak ve politik iktidarı Kıbrıslı Türk halkının iradesine tabi kılarak; sosyalist, bağımsız, birleşik, halkları kardeş bir Kıbrıs’a ulaşmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda BY’nin yürüttüğü mücadele, parti programında ayrıntılı b

ir şekilde açıklandığı gibi; neo-liberalizm karşıtı, emekten yana, devrimci laiklik anlayışında, ekososyalist feminist bir devrimci mücadeledir. BY yasal yol
ları reddetmeyen; fiili, meşru, kararlı bir direnişin kitlelerle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunur.

Nazlı: Kadın Cinayetlerinin Önlenmesinde Devletin Ağır İhmali Var!Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Can...
08/09/2026

Nazlı: Kadın Cinayetlerinin Önlenmesinde Devletin Ağır İhmali Var!

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, eski eşi tarafından öldürülen kadınla ilgili yaptığı açıklamada, devletin kadına yönelik şiddeti önleme ve kadınları koruma konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtti. Nazlı, “Kız kardeşimiz kendisinin başvurabileceği her yola başvurmaya çalışmış” diyerek, yaşanan cinayetin önlenmesinde devletin sorumluluğuna dikkat çekti.

Nazlı, öldürülen kadının daha önce mahkemeye başvurduğunu, koruma emri aldığını ve eski eşinin koruma emrini ihlal dahil çeşitli suçlardan mahkum edilerek ceza aldığını Bugün Kıbrıs aracılığıyla öğrendiklerini belirtti.

Kadının kendisini korumak için başvurabileceği her yolu denediğine işaret eden Nazlı, “Ancak yasada yazan pek çok tedbir ve uygulama yaşamda olmadığından devlet hem kız kardeşimizin yaşam hakkını korumayı başaramamış, hem de failin şiddet suçunu tekrar tekrar işlemesini önleyememiştir” dedi.

Hükümetin Her Kadın Cinayetinde Sorumluluğu Var

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların şiddetten korunması için bugüne kadar çok sayıda açıklama yaptıklarını, yazdıklarını ve eylem gerçekleştirdiklerini belirten Nazlı, bu olay özelinde bazı noktaların yeniden öne çıkarılmasının gerekli olduğunu ifade etti.

Nazlı, ilk olarak Şiddet Önleme Merkezlerine dikkat çekti. Mevzuatta şiddet tehdidi ve şiddet durumunda kadınların başvurabileceği merkezlerin tanımlandığını belirten Nazlı, bu merkezler kurulmuş olsaydı risk değerlendirmesi, takip ve ihtiyaç duyulan her türlü desteğin tek bir merkezden koordineli ve organize biçimde sağlanabileceğini söyledi.

“Birçok kadının şiddetten korunmasına doğrudan etkisi olacak bu merkezleri ve sığınma evlerini kurmayan hükümetin yaşanan her kadın cinayetinde sorumluluğu var” diyen Nazlı, sorumluluğun yalnızca mevcut hükümetle sınırlı olmadığını vurguladı.

Şiddet Önleme Merkezlerini kurmayıp kadınları şiddete karşı korumasız ve güvensiz bırakanın yalnızca mevcut hükümet olmadığını belirten Nazlı, İstanbul Sözleşmesi’nin 2011’de iç hukukun bir parçası haline gelmesinden itibaren hükümet eden tüm partilerin siyasi sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

Nazlı, “Şu an muhalefette olan rejim partilerinin noksanlığını daha yüksek sesle sorguladığı bu tedbirlerin alınmasını ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesinin teşkilatlanmasını neden hükümetleri döneminde yapmadıkları halen izaha muhtaç” ifadelerini kullandı.

Aslan Payı İskele Polisinin

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların korunması açısından en önemli ve hayati eksikliklerin önemli bir bölümünün Polis Teşkilatında bulunduğunu belirten Nazlı, kadına şiddetle ilgili birimlerin her bölgede olması ve köy karakollarına kadar teşkilatlanması gerektiğini kaydetti.

Bu talebi her fırsatta yükselttiklerini ifade eden Nazlı, söz konusu olay özelinde ise “aslan payının İskele Polisinin” olduğunu söyledi.

Polis teşkilatlanmasında merkezden uzaklaşıldıkça pek çok hassasiyet gibi kadına yönelik şiddetle ilgili hassasiyetlerin de berhava olduğunu belirten Nazlı, İskele Polisinin bu konuda en sıkıntılı bölge polisi konumunda olduğunu işaret etti.

Nazlı, bölgede şiddete uğrayan kadınların şikayetlerinin alınması ve bu şikayetlerle ilgili ciddi tahkikat yürütülmesi konusunda karşılaşılan sorunların kronik hale geldiğini belirterek, öldürülen kadının geçmişte yaptığı başvuruların da ayrıca araştırılması gerektiğini söyledi.

İskele Polisinin Şikayetleri Ne Kadar Ciddiye Aldığı Araştırılmalı

Nazlı, cinayetle ilgili yürütülecek tahkikatın yanı sıra, kadının aldığı şiddet tehdidi, mahkeme emri ihlali, şiddet şikayeti veya ihbarlarının İskele Polisi tarafından ne kadar ciddiye alındığının, bunların ne kadarının soruşturulup ne kadarının ilerletildiğinin de ayrıca soruşturulması gerektiğini ifade etti.

“Burada dava numarası olan ceza tahkikatlarından söz etmiyorum” diyen Nazlı, şikayet ya da ihbar konusu edildiği halde dosya açılmayan vakaların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.
Varsa bu ihbar ve şikayetlerin niteliği ile sayısının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Nazlı, bunları dikkate almayan yetkililer hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılması gerektiğini vurguladı.

Bir Erkek, Tanıdığı Bir Kadını Bir Günde Aniden Öldürmez

Kadın cinayetlerinin arkasındaki şiddet sarmalına dikkat çeken Nazlı, “Bir erkek, tanıdığı bir kadını bir günde aniden öldürmez” ifadelerini kullandı.

Özellikle tanıdık tarafından bir kadın öldürülüyorsa, cinayete varana kadar farklı zamanlarda, farklı türlerde ve değişik biçimlerde onlarca, belki yüzlerce şiddet vakasının mevcut olduğunu belirten Nazlı, geçmişte yaşanan şiddet vakalarının bütünlüklü biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.

Nazlı, tüm bu noktaların araştırılıp ortaya çıkarılmasının, bir adamın göz göre göre bir kadını öldürmesiyle sonuçlanan şiddet sarmalının nasıl görmezden gelindiğini göstereceğini belirtti.

Bu sürecin, önleyici tedbirleri ve uygulamaları hayata geçirmeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kadar Polisin de cinayetin önlenmesinde ağır ihmali olduğunu ortaya koymasının çok muhtemel olduğunu ifade etti.

Devlet Farkındalık ve Bilinç Artırmakla Yükümlü

Kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan Nazlı, devletin elindeki her araçla farkındalık ve bilinç artırmasının oldukça önemli olduğunu söyledi.

Bunun aynı zamanda mevzuata göre devletin yasal yükümlülükleri arasında bulunduğunu belirten Nazlı, bu eksikliğin giderilmesinin yarın doğrudan bir sonuç yaratmayabileceğini, ancak yapısal olan bu sorunun çözümü açısından daha fazla ertelenemeyecek kadar elzem olduğunu ifade etti.

Şiddet Faillerinin Rehabilitasyonu Sağlanmalı

Nazlı, bugüne kadar üzerinde çok durmadıkları ancak verilen mahkumiyetlere ve çekilen cezalara rağmen suçların tekrar etmesi nedeniyle daha fazla gündeme getirilmesi gereken bir başka noktaya da dikkat çekti.
Genel olarak suçluların rehabilitasyonu, özel olarak ise kadına yönelik şiddet faillerinin şiddet eylemlerini engellemesi ve şiddet içermeyen davranışları benimsemesi amacıyla devlet tarafından programlar oluşturulması gerektiğini belirten Nazlı, faillerin bu programlara katılmasının sağlanması ve programı tamamladıktan sonra da durum takibinin yapılması gerektiğini söyledi.

7/24 Polis Koruması Yasada Küflenmiş Bir Tedbir Haline Geldi

Nazlı, Aile Yasası’nda yer alan ancak fiilen uygulanmayan bir başka koruma tedbirinin de 7/24 polis koruması olduğunu belirtti.

“Böylesi bir şiddetin; boyutuna, sıklığına, uzaklaştırmaya yönelik mahkeme emrine riayetsizliğe ve şiddet suçundan mahkum edilmeye rağmen tekrarı durumunda dahi polis koruması uygulanamayacaksa, uygulamaya başlanması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?” diye soran Nazlı, konunun hem Polis Teşkilatı hem de Mahkemeler tarafından ivedilikle kurumların kendi gündemlerine alınması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu tedbirin uygulanmaması nedeniyle pratikte talep edilmez hale geldiğini belirten Nazlı, “uygulanmadığından pratikte talep edilmez hale gelmiş bir tedbir olarak yasada küflenmiş” değerlendirmesinde bulundu.

Nazlı, böylesi ciddi durumlarda 7/24 polis korumasının uygulanabilir hale getirilmesinin, diğer tüm yollara ve tedbirlere başvurulmasına rağmen şiddete uğramaya devam eden kadınların hayatını kurtarabileceğini belirtti.

Lefkoşa’da “Marksist Siyaset” Dersi!
05/09/2026

Lefkoşa’da “Marksist Siyaset” Dersi!

Rahvancıoğlu: Bu Facia, Yalnızca Kaptan ya da Mürettebat Hatası Üzerinden Açıklanamaz!Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Ya...
04/09/2026

Rahvancıoğlu: Bu Facia, Yalnızca Kaptan ya da Mürettebat Hatası Üzerinden Açıklanamaz!

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy ve Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Emeğin Gündemi programında Girne açıklarında yaşanan gemi faciasını değerlendirdi. Açıklamalarda, facianın “kaza” başlığı altında geçiştirilemeyeceği, ulaşım güvenliğinden kamu denetimine, çalışma koşullarından kriz yönetimine kadar uzanan yapısal sorunların açığa çıkarılması gerektiği vurgulandı.

Rahvancıoğlu: Bu Facia, Yalnızca Kaptan ya da Mürettebat Hatası Üzerinden Açıklanamaz!

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, facianın yalnızca kaptan ya da mürettebat hatası üzerinden açıklanamayacağını belirterek, geminin izinlendirilmesinden bakımına, teknik denetimlerinden sefere çıkış koşullarına kadar tüm sürecin sorgulanması gerektiğini söyledi. Rahvancıoğlu, Ulaşım alanındaki asli yetkinin Ulaştırma Bakanlığı’nda olduğunu hatırlattı.
İdare hukukunun temel prensibinin “yetki kimdeyse sorumluluk ondadır” olduğunu belirten Rahvancıoğlu, ulaşım alanındaki en yetkili makamın Ulaştırma Bakanlığı olduğunu söyledi. Rahvancıoğlu, Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın hükümetin bir parçası olması nedeniyle Başbakan’ın da sorumluluğu paylaşabileceğini ancak ulaşım konusundaki asli yetki nedeniyle Bakan’ın sorumluluğunun açık olduğunu ifade etti.
Ulaşım güvenliğinin bireylerin dikkatine veya şirketlerin insafına bırakılamayacağını vurgulayan Rahvancıoğlu, devletin uçak, gemi ve otobüs gibi toplu ulaşım araçlarında etkin güvenlik ve denetim mekanizmaları kurmak zorunda olduğunu ifade etti. Geminin sefere çıktıktan kısa süre sonra sorun yaşamasının, denetim ve sefere uygunluk süreçlerine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu kaydetti.

Ulaşım hizmetlerinin özel şirketlerin kâr hesabına terk edilmesini eleştiren Rahvancıoğlu, insan hayatının kâr-zarar hesabına indirgenemeyeceğini belirtti. Kamusal ulaşımın yeniden gündeme alınması gerektiğini söyleyen Rahvancıoğlu, çalışanların güvencesiz ve sendikasız koşullarda çalıştırılmasının da doğrudan can güvenliği sorunu olduğunu vurguladı.

Çalışanların gerektiğinde güvenlik riski taşıyan bir sefere karşı çıkabilecek güce sahip olması gerektiğini ifade eden Rahvancıoğlu, “Sendikasız çalıştırılmak yasaklansın” talebinin aynı zamanda bir can güvenliği talebi olduğunu söyledi.

Ersoy: Hesap Sormak Siyaset Değilse Siyaset Nedir?

Bağımsızlık Yolu Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, facianın yalnızca bir deniz kazası olarak ele alınmasının, olayın arkasındaki siyasi ve ekonomik tercihleri görünmez kılacağını söyledi.

Ulaşım sisteminin nasıl kurulacağının, kim tarafından işletileceğinin ve hangi denetim mekanizmalarının uygulanacağının siyasi kararlar olduğunu belirten Ersoy, bu nedenle siyasi sorumluluğun hükümetin bütününe uzandığını ifade etti.

“Bakan mı gemiyi denetleyecekti?” yaklaşımını eleştiren Ersoy, meselenin bakanın gemiye gidip teknik kontrol yapması olmadığını, yukarıdan aşağıya işleyen bir kamu güvenliği ve denetim sistemi kurulması olduğunu vurguladı.

Facianın ardından yolcu, kayıp ve kurtulan sayılarına ilişkin yaşanan belirsizliklere de dikkat çeken Ersoy, rakamların değiştiğini, devletin gemide kaç kişinin bulunduğunu dahi kesin biçimde ortaya koyamamasının başlı başına bir skandal olduğunu söyledi.

Ulaşımın piyasanın insafına bırakılamayacağını ifade eden Ersoy, kara, deniz ve hava ulaşımının kâr amacıyla değil, toplumun temel ihtiyaçları doğrultusunda örgütlenmesi gerektiğini belirtti.

Özkızan: Yastayız, Ama Bu Yası Doğuran Düzeni de Sorgulayacağız!

Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan ise toplumun büyük bir acı ve öfke yaşadığını belirterek, facianın ardından yalnızca taziye mesajları yayımlamakla yetinilemeyeceğini söyledi.

“Yası doğuran düzenin de konuşulması gerektiğini” ifade eden Özkızan, devlet kurumlarının kriz anlarında etkin biçimde çalışamamasının ve yurttaşların kendi dayanışma ağlarını kurmak zorunda kalmasının, toplumdaki derin güvensizliği ortaya koyduğunu belirtti.

Ailelerle iletişimde yaşanan sorunlara ve facianın ardından açıklanan kişi sayılarındaki değişikliklere dikkat çeken Özkızan, kriz yönetiminin kişisel çabalara bırakılamayacağını söyledi. Devletin, böyle bir durumda kiminle, nasıl ve hangi kanaldan iletişim kurulacağını önceden belirleyen işleyen mekanizmalara sahip olması gerektiğini vurguladı.

Özkızan, “Hepimiz suçluyuz” söyleminin de gerçek sorumlulukların üzerini örtmemesi gerektiğini belirterek, “Suçluyu arıyoruz ki bir daha yaşanmasın” anlayışının esas alınması gerektiğini söyledi.

Facianın münferit bir olay değil, Kıbrıs’ın kuzeyinde giderek normalleşen kuralsızlık ve denetimsizlik düzeninin sonuçlarından biri olarak ele alınması gerektiğini işaret eden Özkızan, benzer acıların yaşanmaması için yalnızca olayların ardından tepki göstermekle yetinilmemesi, bu düzeni değiştirecek örgütlü mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

Toplumsal Özgürlük Partisi’nden Bağımsızlık Yolu’na ZiyaretToplumsal Özgürlük Partisi, emekçinin partisi Bağımsızlık Yol...
03/09/2026

Toplumsal Özgürlük Partisi’nden Bağımsızlık Yolu’na Ziyaret

Toplumsal Özgürlük Partisi, emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu’nu ziyaret etti. Bağımsızlık Yolu Parti Merkezi’nde gerçekleşen heyetler arası görüşmede, Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı’ya Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy eşlik ederken, Toplumsal Özgürlük Partisi heyetinde Merkez Koordinasyon üyesi Şilan Sürmeli ve Parti Meclisi üyesi Sezen Ezer yer aldı.

Karşılıklı tanışma ve fikir alışverişi amacıyla gerçekleştirilen görüşmede, iki partinin mücadele deneyimleri ve siyasal perspektifleri ele alındı. Kıbrıs sorunu, sosyalizm mücadelesi, örgütlenme modelleri ve emperyalizme karşı mücadele başta olmak üzere çeşitli başlıklarda görüş alışverişinde bulunuldu.

İki Toplumlu Barış Etkinliğinde Süt Babam Belgeseli GösterilecekEmekçinin partisi Bağımsızlık Yolu ile NEDA’nın ortaklaş...
02/09/2026

İki Toplumlu Barış Etkinliğinde Süt Babam Belgeseli Gösterilecek

Emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu ile NEDA’nın ortaklaşa düzenleyeceği Bir Bardak Süt, Bir Barış Umudu konulu etkinlikte Sevgül Uludağ anısına Süt Babam Belgesel Gösterimi gerçekleştiriliyor.
İki toplumlu barış ve ortak yaşam vurgusunun öne çıkacağı etkinlikte, araştırmacı gazeteci Sevgül Uludağ’ın anısına Süt Babam belgeseli izleyiciyle buluşturulacak.

Belgesel gösterimi öncesinde Bağımsızlık Yolu, NEDA ve belgeselin yönetmeni Cemal Yıldırım tarafından konuşmalar gerçekleştirilecek. Etkinlik kapsamında yapılacak konuşmalar sırasında İngilizce çeviri de sağlanacak.

Etkinlikle, Kıbrıs’ın ortak geçmişine, iki toplum arasındaki bağlara ve barış mücadelesinin önemine dikkat çekilmesi hedeflenirken, Sevgül Uludağ’ın Kıbrıs’ta kayıpların akıbetinin araştırılması ve toplumlararası yakınlaşma yönündeki çalışmalarının da anılması amaçlanıyor.

Bağımsızlık Yolu ve NEDA tarafından düzenlenen etkinlik, 9 Eylül Çarşamba günü saat 19.00’da KTÖS’te gerçekleştirilecek.

Süt Babam: Savaşın Ortasında Büyüyen Bir Dayanışma Hikayesi

Cemal Yıldırım’ın yönetmenliğini üstlendiği Süt Babam belgeseli, 1974 Kıbrıs’ında savaşın iki farklı tarafında bulunan insanların, bir bebeğin hayatta kalması için kurduğu insani dayanışmayı konu alıyor.

Henüz 3,5 aylık olan Birgül Kılıç’ın savaş koşullarında ihtiyaç duyduğu özel sütü temin edebilmek için babası Mehmet Kılıç’a yardımcı olan Kıbrıslı Elen asker Andreas Efstathiou’nun hikayesinden yola çıkan belgesel, yıllar sonra Birgül ile “süt babası” Andreas’ın yeniden buluşmasına uzanan süreci anlatıyor.

Savaşın ve bölünmüşlüğün ötesinde insan ilişkilerini, dayanışmayı ve barış umudunu merkeze alan yapım, bireysel bir yaşam öyküsü üzerinden Kıbrıs’ın yakın tarihine farklı bir perspektif sunuyor.

01/09/2026

Emeğin Gündemi'nde Bu Akşam Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu ve Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy İçinde Yaşadığımız Çürümüş Düzenin Yol Açtığı Gemi Felaketi Hakkında Konuşuyor.

� New to streaming or looking to level up? Check out StreamYard and get $10 discount! �

01/09/2026

Emeğin Gündemi'nde Bu Akşam Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu ve Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy İçinde Yaşadığımız Çürümüş Düzenin Yol Açtığı Gemi Felaketi Hakkında Konuşuyor.

Emeğin Gündemi programında 1 Eylül 2026, Salı akşamı Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekret...
01/09/2026

Emeğin Gündemi programında 1 Eylül 2026, Salı akşamı Bağımsızlık Yolu Omorfo Bölge Sorumlusu Celal Özkızan, Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu ve Dış İlişkiler Sekreteri Umut Ersoy, "Yastayız, Bu Düzeni Başınıza Yıkacağız" konu başlıklarını irdeleyecekler.

Program, saat 20.00'da Bağımsızlık Yolu Facebook sayfasında canlı olarak yayınlanacak.

Hepimiz Suçlu Değiliz!"Hepimiz suçluyuz" söylemi gerçek suçluları gizlemeye yarıyor! Hepimiz suçu değiliz! Suçlular maka...
31/08/2026

Hepimiz Suçlu Değiliz!

"Hepimiz suçluyuz" söylemi gerçek suçluları gizlemeye yarıyor!
Hepimiz suçu değiliz! Suçlular makam ve şirket koltuklarında oturanlar, canımızdan kâr yapanlardır.

Yetki kimdeyse, sorumluluk da ondadır! Ulaştırma Bakanı başta olmak üzere yukarıdan aşağıya tüm yetkililer hesap vermelidir!

Address

Şinasi Sokak, Kapı No: 11, Çağlayan
Lefkosa
99010

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bağımsızlık Yolu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Bağımsızlık Yolu:

Shortcuts

Share