Cumhuriyetçi Türk Partisi Kadın Örgütü

Cumhuriyetçi Türk Partisi Kadın Örgütü CTP Kadın Örgütü kurumsal sayfası. Bu mücadele için her alanda öncelikle kadın dayanışmasına büyük önem verir.

CTP Kadın Örgütü, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin programına, mevzuatına, ilke ve değerlerine bağlı kalarak; sosyalist ve ilerici hareketin değerlerine ve geleneklerine saygı duyar ve bunları anlayıp pratiklerine yansıtarak kapitalist sömürüye, ekolojik yıkıma, siyasi baskılara ve savaşlara, faşizme, milliyetçiliğe, diktatörlüğe, ataerkil egemenliğe ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı başta olmak üzer

e din, dil, etnik kimlik, doğum yeri, fiziksel durum, yaş, sosyal sınıf, göçmenlik hali, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve/veya diğer faktörlerden kaynaklanan her türlü ayrımcılığa karşı mücadele verir. CTP Kadın Örgütü, kadınların ve erkeklerin toplum içerisinde yaptıkları işler ve yürüttükleri faaliyetlerle birbirlerinden ayrıldıkları ve bunun sonucunda ise toplum içerisindeki ve siyaset alanındaki deneyimlerinin farklılaştığı tespitini yapar. Bu farklılaşmanın sonucunda kadınların genelde toplumsal kaynaklara, özelde ise siyasal parti ve sivil toplum örgütleri kaynaklarına erişimlerinin ve bunları kullanımlarının erkeklerle eşit olmadığı ve bu eşitsizliğin kadınları olumsuz yönde etkilediği gerçeğinden yola çıkan CTP
Kadın Örgütü, kadınların siyasette etkin rol üstlenmesinin bütün toplumun sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel gelişmesinin önünün açılabilmesindeki en önemli araçlardan biri olduğuna inanır. CTP Kadın Örgütü Birleşmiş Milletler 1997 Ekonomik ve Sosyal Konsey Raporu’nda yer alan ve “kadınların ve erkeklerin sorun ve deneyimlerinin, ekonomik, politik, sosyal ve kültürel tüm alanlardaki politika ve programların tasarlanması, uygulanması ve izlenmesi aşamalarının bütüncül bir boyutu haline getirilmesini, böylece her iki cinsin eşit fayda sağlamasını ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması” olarak tanımlanan “toplumsal cinsiyeti ana akımlaştırma stratejisi”ni benimser. Bu bağlamda yasal düzenlemeler, politika ve programları da kapsamak üzere, planlanan herhangi bir hareketin kadınlar ve erkekler açısından doğuracağı sonuçların ayrı ayrı belirlenmesi ve değerlendirilmesinin gerekliliğine inanır. CTP Kadın Örgütü toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin Parti içinde ve dışında sürdürülmesi gerektiğine ve özgürlükçü sosyalizm tahayyülünün de bu mücadelenin merkezinde olması gerektiğine inanır. CTP Kadın Örgütü eşitlik ve özgürlük ilkelerinin solun iki temel değeri olduğundan ve birbirini tamamlayıp güçlendireceğinden hareket eder. Toplumsal ve ekonomik üretkenliğin arttırılmasında, toplumun maddi kaynaklarının paylaşımında, istihdam olanaklarına erişimde, parasız ve nitelikli eğitim, sağlık, sosyal güvenlik haklarının kullanımında tam eşitlikten yanadır. Bölüşüm sorunlarının ve sosyal hak taleplerinin ötesine geçen; özyönetimci, demokratik katılımcı bir planlamayı amaçlayan; bireyin karar alma süreçlerine aktif olarak katıldığı, doğrudan demokrasinin uygulandığı, üretenlerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir toplum düzenini savunur. CTP Kadın Örgütü Birleşmiş Milletler’in 1325 numaralı kararını benimser ve Birleşik Federal bir Kıbrıs mücadelesinde kadınların daha etkin katılımının sağlanmasını ve tüm karar alma düzeylerinde daha fazla temsil edilmelerinin sağlanması gerektiğini savunur. Ayrıca barışın sağlanması süreçlerine kadınların karar alma düzeylerinde katılımlarının artırılmasını öngören stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini vurgular.

CTP Kadın Örgütü “Hayaller Örülür” Projesi Haspolat’ta BaşladıCTP Kadın Örgütü Lefkoşa İlçesi’nin ilkokula başlayacak kı...
13/08/2026

CTP Kadın Örgütü “Hayaller Örülür” Projesi Haspolat’ta Başladı

CTP Kadın Örgütü Lefkoşa İlçesi’nin ilkokula başlayacak kız çocukları için başlattığı proje, Haspolat’ta kadınların dayanışmasıyla ilk ilmeklerini attı.

CTP Kadın Örgütü Lefkoşa İlçesi tarafından, önümüzdeki eğitim döneminde ilkokula başlayacak kız çocuklarına destek olmak amacıyla hayata geçirilen “Hayaller Örülür” projesi, dün akşam Haspolat’ta düzenlenen ilk buluşmayla başladı.
“Birlikte örülen hayatlar, birlikte güçlenir” sloganıyla yürütülecek proje kapsamında gönüllü kadınlar, çocuklara ulaştırılmak üzere el emeğiyle kalemlikler örecek. Haspolat’tan başlayan projenin, önümüzdeki süreçte farklı bölgelerdeki kadınların katılımıyla büyütülmesi hedefleniyor.
“Dayanışma, eşit ve adil bir toplum mücadelesinin parçasıdır”
CTP Kadın Örgütü’nden yapılan açıklamada, “Hayaller Örülür” projesinin yalnızca bir el emeği çalışması olmadığı; kadınların üretme, dayanışma ve toplumsal sorumluluk alma iradesinin bir yansıması olduğu belirtildi.
CTP Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya, kadın dayanışmasının toplumun karşı karşıya kaldığı sorunlara karşı önemli bir güç olduğunu ifade ederek, ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde çocukların eğitim ihtiyaçlarının aileler üzerinde giderek daha büyük bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Derya, “Her çocuğun eşit koşullarda eğitim hakkına sahip olması bir lütuf değil, temel bir haktır. Biz dayanışmayı, kamusal sorumluluğun yerine koymuyoruz. Tam tersine, sosyal devletin güçlendirilmesi, yoksulluğun azaltılması ve çocukların eğitim hakkının güvence altına alınması için verdiğimiz mücadelenin bir parçası olarak görüyoruz” dedi.
Kadınların birlikte üretmesinin ve birbirine destek olmasının toplumsal dönüşüm açısından da önemli olduğunu belirten Derya, “Birlikte örülen her ilmek, aslında nasıl bir toplumda yaşamak istediğimize dair bir sözümüzdür” ifadelerini kullandı.
“Bir çocuğun hayaline kendi emeğimizle dokunmak istiyoruz”
CTP Kadın Örgütü Lefkoşa İlçesi Başkanı Alev Şensoy, projenin temelinde kadın emeği, dayanışma ve çocukların geleceğine duyulan sorumluluk bulunduğunu belirtti.
Şensoy, “Hayaller Örülür ile bir kalemlikten çok daha fazlasını örüyoruz. Önümüzdeki eğitim yılında okula ilk kez adım atacak kız çocuklarımızın heyecanına kendi emeğimizle ortak olmak istiyoruz. Her bir kalemlik, onu ören kadının zamanını, emeğini ve sevgisini taşıyacak” dedi. Kadınların bir araya geldiğinde yalnızca üretmekle kalmadığını, aynı zamanda birbirlerinden güç aldığını ifade eden Şensoy, “Biz kadınların dayanışma gücüne inanıyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği, çocukların geleceği ve daha adil bir toplum için üzerimize düşen sorumluluğu birlikte taşımaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Haspolat’tan başlayan dayanışmayı büyütmek istiyoruz”
Projenin ilk buluşmasına ev sahipliği yapan CTP Kadın Örgütü Haspolat Ocak Başkanı Güllü Törer ise projenin Haspolat’tan başlamasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.
Törer, “Haspolat’ta kadınların bir araya gelerek böyle güzel bir dayanışmanın ilk adımını atmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Bu akşam burada sadece örgü örmedik; zamanımızı, emeğimizi ve sevgimizi paylaştık. Haspolat’tan başlayan bu dayanışmanın büyüyerek başka bölgelere de ulaşmasını istiyoruz” dedi.
İplik bağışları devam ediyor
Projenin ilk aşamasında kullanılacak iplikler için gerçekleştirilen bağışlar sayesinde çalışmalara başlanırken, “Hayaller Örülür” projesinin daha fazla kız çocuğuna ulaşabilmesi için iplik ve örgü malzemesi bağışlarının kabul edilmeye devam edeceği bildirildi.
Projeye katkı koymak isteyen kişi ve kurumlar, CTP Kadın Örgütü Lefkoşa İlçesi ile iletişime geçerek dayanışmaya ortak olabilecek.
CTP Kadın Örgütü, tüm kadınları bu dayanışmanın bir parçası olmaya çağırarak, “Birlikte örülen hayatlar, birlikte güçlenir” mesajını yineledi.
Hayaller Örülür.
Birlikte örülen hayatlar, birlikte güçlenir.

ŞİDDETİN SIRADANLAŞMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!Son günlerde Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde peş peşe yaşanan olaylar, toplum olarak na...
03/08/2026

ŞİDDETİN SIRADANLAŞMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!
Son günlerde Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde peş peşe yaşanan olaylar, toplum olarak nasıl bir noktaya sürüklendiğimizi acı bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Bir kadın, birlikte yaşadığı erkek tarafından uğradığı şiddetten kurtulabilmek için kendisini ikinci kattan aşağıya atmak zorunda kaldı. Görevini yerine getiren iki kadın paramedik, ambulans içerisinde cinsel tacize maruz kaldı. Bugün ise Lefkoşa'nın en yoğun bölgelerinden birinde, gün ortasında ve onlarca insanın bulunduğu bir markette bir kadın bıçaklı saldırının hedefi oldu.

Birkaç gün içerisinde yaşanan bu olayların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Kadınların evlerinde, sokakta, iş yerlerinde ve görevlerini yerine getirirken şiddete, tacize ve saldırıya maruz kalması artık toplumda derin bir korku ve güvensizlik yaratmaktadır.

Kıbrıs'ın Kuzeyi, yıllarca insanların kendilerini güvende hissettiği, toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu bir yer olarak anıldı. Ne yazık ki bugün giderek artan şiddet olayları, toplumsal yozlaşma, cezasızlık algısı ve önleyici sosyal politikaların yetersizliği bu güven duygusunu her geçen gün biraz daha aşındırmaktadır. Bu toprakların alışık olmadığı böylesi vahim olayların peş peşe yaşanması hepimiz için ciddi bir uyarıdır.

Kadına yönelik şiddet yalnızca kadınların değil, tüm toplumun sorunudur. Şiddetin normalleştiği bir toplumda ne huzurdan ne de toplumsal barıştan söz edilebilir. Kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu korumak devletin en temel sorumluluğudur.

Ne yazık ki mevcut hükümet, artan şiddet olayları karşısında seyirci kalmayı tercih etmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca yaşanan olayların ardından yapılan açıklamalarla ya da adli süreçlerle sınırlı tutulamaz. İhtiyaç duyulan; koruyucu ve önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan kamu politikalarının kararlılıkla uygulanması, kadınları koruyacak mekanizmaların etkin biçimde işletilmesi ve ilgili kurumlar arasında güçlü bir koordinasyonun sağlanmasıdır. Şiddet yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce harekete geçmek devlet olmanın gereğidir.

Kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplum; eşitliği önceleyen, sosyal adaleti güçlendiren ve şiddeti ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen kamusal politikalarla mümkündür. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca kadın örgütlerinin değil, devletin, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.

CTP Kadın Örgütü olarak; kadınların yaşam hakkını savunmaktan, şiddetin her türlüsüne karşı sesimizi yükseltmekten ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Şiddetin değil barışın, korkunun değil güvenin, eşitsizliğin değil adaletin egemen olduğu bir Kıbrıs'ın Kuzeyi mümkündür. Buna inanıyor ve bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Çünkü hiçbir kadın korkuyla yaşamaya mahkûm değildir.

Welcome to Cyprus Mr.Guterres! Let's unite our homeland! Women are insisting on United Federal Cyprus! ✌☮🕊☮✊☮
28/07/2026

Welcome to Cyprus Mr.Guterres! Let's unite our homeland! Women are insisting on United Federal Cyprus! ✌☮🕊☮✊☮

Welcome Mrs.María Ángela Holguín! Women of Cyprus are insisting on Peace!
27/07/2026

Welcome Mrs.María Ángela Holguín! Women of Cyprus are insisting on Peace!

⭕️ Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, adamızda çözüm ve barış umudunu yenide...
26/07/2026

⭕️ Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, adamızda çözüm ve barış umudunu yeniden büyütmek için önemli bir fırsattır.

💥 Bu tarihi süreçte; çözüm irademizi ve barış yolunda ortak kararlılığımızı hep birlikte göstermek için CTP Kadın Örgütü olarak 28 Temmuz Salı günü saat 11.00'de Ledra Palas kapısında buluşuyoruz.

28/06/2026
Girne Anafartalar Lisesi’nde bir öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaydan derin üzüntü duyuyoruz. Öğrencimize acil ş...
17/06/2026

Girne Anafartalar Lisesi’nde bir öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaydan derin üzüntü duyuyoruz. Öğrencimize acil şifalar, ailesine ve okul camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Karne günü yaşanan bu olay, çocuklar üzerindeki akademik baskıyı, eğitim sistemindeki eksiklikleri ve ruh sağlığına yönelik desteklerin yeterliliğini yeniden tartışmamız gerektiğini göstermektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencinin ülkemizde doğduğu ve herhangi bir psikolojik rehberlik hizmeti almadığının tespit edilmediği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, son yıllarda okullarımızda giderek artan sayıda farklı dil ve kültürlerden gelen öğrencinin eğitim sistemine uyum süreci önemli bir mesele olarak önümüzde durmaktadır.

CTP Kadın Örgütü olarak, yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenebilmeleri için daha etkili ve erişilebilir destek programlarının hayata geçirilmesi konusunda mücadele etmeye devam edeceğiz. Türkçe kurslarının kapsamının genişletilmesini, eğitim sürecine katılımı güçlendirecek destek mekanizmalarının oluşturulmasını ve bu alandaki eksikliklerin giderilmesini gündemde tutacağız.

Yine CTP Kadın Örgütü olarak, yabancı öğrencilerin toplumsal ve eğitimsel entegrasyonunun güçlendirilmesi için çalışmalar yürütecek, konuyu ilgili kurumlar nezdinde takip edecek ve hiçbir çocuğun dil, kültür veya köken farklılığı nedeniyle eğitimde geride kalmaması için mücadele edeceğiz. Çocukların sosyal, kültürel ve duygusal olarak okula aidiyet geliştirebilmeleri için kapsayıcı politikaların geliştirilmesini savunacağız.

Aynı kararlılıkla, okullarda psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesini, çocukların yaşadığı sorunların erken dönemde fark edilmesini sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını ve aileleri de kapsayan destek çalışmalarının yaygınlaştırılmasını savunmaya devam edeceğiz.

Çocukların başarısını yalnızca notlarla değerlendiren anlayış terk edilmelidir. Her çocuğun farklı ihtiyaçları ve potansiyeli olduğu gerçeğinden hareketle fırsat eşitliğini esas alan, kapsayıcı ve destekleyici bir eğitim anlayışı için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bugün sorulması gereken, bir çocuğun kaç zayıf aldığı değil; kendisini neden yalnız, çaresiz veya destekten yoksun hissedebildiğidir.

Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, anlaşıldığı ve destek gördüğü bir toplum yaratmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
CTP Kadın Örgütü

CTP Kadın Örgütü’nden Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan Konferansı;Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü, “Ene...
16/06/2026

CTP Kadın Örgütü’nden Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan Konferansı;

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü, “Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan: Türkiye’den Doğu Akdeniz’e Ekopoilitik ve Hak Mücadeleleri” başlığıyla konferans düzenledi. KTÖS salonunda gerçekleşen etkinlikte bölgesel gelişmeler, enerji jeoplitiğindeki dengeler ve ekolojik yıkım kapsamlı bir şekilde ele alınarak tartışıldı. Etkinlikte Türkiye’de faaliyet gösteren Yeşil Sol Parti’nin milletvekilleri ve MYK üyeleri ile birlikte, konusunda uzman akademisyenler de konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de ve Doğu Akdeniz’de yaşanan ekolojik tahribatın, madencilikten nükleer projelere uzanan geniş bir çerçevede ele alındığı konferansın moderatörlüğünü CTP Kadın Örgütü başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya yaptı.
Derya: Ekoloji Mücadelesi Sosyal Adalet Mücadelesinin Merkezindedir
Doğuş Derya panelin açılışında yaptığı konuşmada bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelerin, enerji politikalarının ve ekolojik yıkımın halkların yaşamı üzerindeki etkilerinin giderek arttığına dikkat çekti. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekolojik ve toplumsal sonuçlar doğurduğunu belirten Derya, enerji savaşları, madencilik faaliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki mücadelelerin halkların yaşam alanlarını tehdit ettiğini ifade etti. Ekoloji mücadelesinin tali bir konu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Derya, “Ekoloji mücadelesi tam da sosyal adalet mücadelesinin merkezinde yer almaktadır” diyerek, konferansın bu konuların farklı boyutlarıyla tartışılmasına katkı sunmayı amaçladığını söyledi.yaptığı konuşmada küresel iklim kriziyle ilgili önemli bir yere dikkat çekti. Özellikle kapitalizm ve sosyal medya dünyasının küresel iklim krizini bireysel bir sorunmuş gibi, bireysel bir suçluluk üreterek perdelediğini ifade eden Derya “Bugün buzulların erimesi bireysel hata değil şirketlerle ilgilidir” dedi ve küresel mücadelenin, sistemin deşifre edilerek yapılması gerektiğini vurguladı.

Balta: Bölgedeki gerilimlerin çözümü için “enerji demokrasisi” yaklaşımı gerekli
Panelde ilk konuşmacı olan Araştırmacı-Yazar, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Dr. Ecehan Balta “Doğu Akdeniz’de Kaynak Savaşları” başlıklı sunum yaptı. Ecehan Balta, yaptığı sunumda enerjinin kritik önemine dikkat çekerek Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetinin yalnızca doğal gaz ve petrol meselesi olmadığını belirtti. “Enerji, egemenlik, deniz yetki alanı, askeri varlık ve savaş, şirketlerin ve devletlerin pazarlık masaları, Avrupa’nın enerji güvenliği demek” şeklinde konuşan Balta, Kıbrıs’ın bölgedeki enerji denkleminin merkezinde yer aldığına da dikkat çekti. Balta, “Kıbrıs’ı konuştuğumuzda aslında iki doğal gaz boru hattı projesini konuşuyoruz; EastMed ve Türkiye’nin gündemindeki yeni hat” ifadelerini kullanırken, son dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin boru hatlarını yeniden gündeme taşıyabileceğine dikkat çekti. Özellikle sunumunda Doğu Akdeniz’deki enerji projelerinin ekolojik sonuçlarına da işaret eden Balta, fosil yakıt odaklı politikaların deniz yaşamı, biyoçeşitlilik ve kıyı ekosistemleri üzerinde ciddi tehditler yarattığını belirterek, bölgedeki gerilimlerin çözümü için “enerji demokrasisi” yaklaşımının gerekli olduğunun altını çizdi.

Göçer: Ekolojik yıkım yalnızca çevre meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun
Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Didem Göçer de “Talan Madenciliği ve Yeni Maden Yasaları” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Didem Göçer, sunumunda madenciliğin tarih boyunca doğa ve toplum üzerinde ağır bedeller yarattığını vurgulayarak, “Ekstraktivizm doğanın ve emeğin gasp edilerek sermaye merkezlerine aktarılmasına dayalı, yaşam alanlarını mülksüzleştiren bir sömürü modelidir” dedi. Kıbrıs’ın da enerji ve doğal kaynak politikaları bağlamında benzer risklerle karşı karşıya olduğuna işaret eden Göçer, yeni maden yasalarının “sermayeye sınırsız kolaylıklar sağladığını” ve çevresel denetim mekanizmalarını etkisizleştirdiğine dikkat çekti. “Doğa yalnızca sermaye birikimi için bir ham madde deposu olarak görülüyor” diyen Göçer, ekolojik yıkımın yalnızca çevre meselesi değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir sorun olduğunu belirtti. Göçer, ekoloji mücadelesinin yalnızca çevreyi koruma eksenli değil, aynı zamanda toplumsal adalet mücadelesinin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirterek, köylülerin, işçilerin, kentlerde çevre kirliliğinden etkilenen yurttaşların ve farklı toplumsal kesimlerin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekti. Mücadelenin yerel ve parçalı direnişlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Göçer, doğa talanına yol açan ekonomik ve siyasi politikalara karşı uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi, üretimin ise şirket karı yerine toplumun ihtiyaçları ve kamusal yarar temelinde örgütlenmesi gerektiğini vurguladı.

Alyanak: Akkuyu Santrali saatte 1 milyon metreküp suyu 40 derece sıcaklıkta Akdeniz’e bırakacak
“Akkuyu Nükleer Santrali ve Kıbrıs” başlıklı sunum yapan Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Aykut Alyanak da konuşmasında, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yalnızca Türkiye’yi değil, Kıbrıs ve tüm Doğu Akdeniz’i ilgilendiren sınır aşan bir risk taşıdığına dikkat çekti. Çernobil ve Fukuşima örneklerini hatırlatan Alyanak, geçmişte yaşanan nükleer kazaların etkilerinin Kıbrıs’a kadar ulaştığını belirtti ve Akkuyu’nun da Kıbrıs’a yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta bulunduğuna dikkat çekti. Alyanak, santralin yaratacağı tahribat ve çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmesinde “Santral saatte yaklaşık 1 milyon metreküp deniz suyunu çekerek soğutma amacıyla kullanacak ve bu suyu 40 derece sıcaklıkta yeniden Akdeniz’e bırakacak” dedi. Bu durumun özellikle Akdeniz ekosistemi açısından ciddi sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Alyanak, “Deniz çayırları 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda yaşam mücadelesi veriyor. Yaklaşık 40 derecelik suyun denize deşarj edilmesi halinde deniz çayırları zarar görecek” ifadelerini kullandı. Deniz çayırlarının Akdeniz’in “ormanları” olarak nitelendirildiğini belirten Alyanak, bu alanların oksijen üretimi, suyun temizlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında kritik rol oynadığını kaydederek, “Balıkçılığın ve kıyı ekosistemlerinin zarar görmesi halinde bunun etkileri yalnızca Türkiye kıyılarıyla sınırlı kalmayacak, Kıbrıs da bundan doğrudan etkilenecek” dedi.

Asena: Kıbrıs çevresinde herkes doğal kaynaklar üzerinden rekabet ediyor
Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Ahmet Asena “Ekoloji ve Sol: Kaçınılmaz Birliktelik” başlıklı sunum yaptı. Sunumda, Kıbrıs’ın enerji, doğal kaynaklar ve çevre politikaları ekseninde yaşadığı tartışmaların yalnızca teknik ya da teknolojik çözümlerle ele alınamayacağını belirten Asena, “Ekolojik sorunları sadece filtreler, yeni teknolojiler ya da yasal düzenlemelerle çözebileceğimizi düşünmek bir hayaldir” dedi. Enerji talebinin ve doğal kaynaklar üzerindeki baskının kapitalist üretim anlayışından bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Asena, “İnsan ile doğa arasındaki ilişki bozulduğu için bugün ekolojik krizlerle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon aramaları ve enerji rekabetine de değinen Asena, “Kıbrıs çevresinde herkes ‘burayı ben kazacağım, şu alan benim’ diyerek doğal kaynaklar üzerinden rekabet ediyor ancak kimse bunun yaratacağı ekolojik tahribatı düşünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Ekoloji mücadelesinin aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesi olduğunu vurgulayan Asena, “Kıbrıs’ta enerji meselesi sadece enerjinin nasıl üretileceği değil, nasıl planlanacağı sorusudur” diyerek, toplumun ihtiyaçlarını merkeze alan yeni bir ekonomik ve çevresel planlama anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi. Asena, ekolojinin sol siyasetin temel unsurlarından biri olması gerektiğini belirterek, “Ekoloji, solun arka sayfalarında yer alan bir konu değil, asli unsurlarından biri olmak zorundadır” dedi. Ekonomik planlamanın da ekolojik dengeler gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı.

Akın: İklim politikaları adı altında şirketlere yeni alanlar açılırken, gerçek iklim mücadelesi geri plana itiliyor
Son olarak DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın “COP31 Sürecinde İktidarın Politikası, Halkların İklim Zirvesi ve Meclis Çalışmalarımız” başlıklı sunum yaptı. İbrahim Akın sunumda, iklim krizine karşı mücadelede halkların ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, “Kıbrıs’ta, Türkiye’de, Yunanistan’da nerede olursa olsun bu mücadeleyi ortak yürütmemiz lazım” dedi. Türkiye’nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iktidar tarafından bir prestij projesi olarak kullanıldığını belirten Akın, “İklim politikaları adı altında şirketlere yeni alanlar açılırken, gerçek iklim mücadelesi geri plana itiliyor” ifadelerini kullandı. Kıbrıs’ın da Doğu Akdeniz’deki ekolojik ve iklim krizlerinden doğrudan etkilendiğini belirten Akın, COP31’e alternatif olarak düzenlenmesi planlanan “Halkların İklim Zirvesi”ne adanın her iki tarafından katılım hedeflediklerini söyleyerek, “Kıbrıs’ın iki yakasından, Türkiye’den ve bölge ülkelerinden insanların bir araya geleceği ortak bir mücadele zemini kurmak istiyoruz” dedi. Akın, fosil yakıt politikaları, madencilik faaliyetleri ve doğal kaynakların şirket çıkarları doğrultusunda kullanımına karşı toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Gerçek iklim politikaları ancak halkların baskısı ve ortak mücadelesiyle hayata geçirilebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Address

Şehit Salahi Şevket Sok No:99, Arabahmet
Lefkosa

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Cumhuriyetçi Türk Partisi Kadın Örgütü posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Cumhuriyetçi Türk Partisi Kadın Örgütü:

Shortcuts

Share