12/08/2026
LİDERLİK YENİDEN DOĞARKEN: ATATÜRK' TEN BUGÜNE BİR UMUT VE SORUMLULUK HİKAYESİ
Türkiye koşullarında, yanlışları ve doğrularıyla, tek bir liderliğin yoktan var oluşuna tanıklık ettik.
Kimdi?
Elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Onun kişisel vasıfları, dehası ve tarihsel koşullardaki eşsiz liderliği başka bir şeydir. O dönemdeki yakın çalışma arkadaşlarının inanmışlığı, cesareti ve azmi de bugünle elbette birebir karşılaştırılamaz.
Ancak Atatürk’ü liderliğe taşıyan ve bugün için de örnek teşkil edebilecek bazı basit ama samimi özellikleri vardı. Bu özellikler hem yakın çalışma arkadaşlarında hem de halkta karşılığını buldu ve sonunda liderlik, milletin ortak iradesiyle bir vatanın yeniden kurulmasına dönüştü ve elbette Atatürk' ün liderliği örnek alınacaktır.
Bu özellikleri ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:
• Ülkenin bağımsızlığını ve özgürlüğünü her şeyin üzerinde tuttu.
• Hayal kurmakla yetinmedi; elindeki imkânlara baktı ve gerçekçi hareket etti.
• Gücün millette olduğuna inandı.
• Olayların nereye evrilebileceğini önceden sezdi.
• Karar vermeden önce araştırdı; uzmanlara, çalışma arkadaşlarına ve farklı görüşlere danıştı.
• Şartlar değiştiğinde stratejisini ve planlarını değiştirmekten çekinmedi.
• Zor anlarda geri çekilmek yerine öne çıktı ve sorumluluk aldı.
• Söylemekle yetinmedi; halkına ve çalışma arkadaşlarına kendi davranışlarıyla örnek oldu.
Bugün görünen o ki, bu özelliklerden bazılarını kendisine rehber edinen yeni bir liderlik anlayışı yeniden filizleniyor.
Sessizce gelişen, gerektiğinde bir anda kendisini ortaya koyabilen bir liderlik…
Elbette kolay olmayacak. Paramparça edilmeye çalışılacak, fikri dahi olmayanların hedefi olacak ve karşısına pek çok engel çıkarılacak. Fakat bazı insanlar, üzerine gidildikçe zayıflamaz; tam tersine, içlerindeki cevheri daha fazla ortaya çıkarırlar.
Ben uzun yıllar boyunca “evet” demeyi zorunluluk haline getiren bir yönetim anlayışının içerisinde, zaman zaman sadece “evetçiler” olmak zorunda kaldığımızı gördüm.
Bugün ise baskıcı otoritenin yerine; stratejiyi, aklı, istişareyi ve kendi içerisinde demokratik bir tavrı görebilmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Özgür Özel’de beni heyecanlandıran da tam olarak budur.
Benim sözünü ettiğim liderlik, tek kişinin iradesinin öne çıktığı, herkesin o kişiye biat ettiği bir anlayış değildir. Tam tersine; demokrasinin kendi kuralları, kurumları ve ortak aklı içerisinde gelişen, tartışmaya, istişareye ve farklı düşüncelere açık bir liderlik anlayışıdır.
Kişiyi merkeze koyan bir yönetim anlayışı değil; demokratik bir yapının içerisinde, gerektiğinde farklı fikirleri dinleyen, şartları okuyabilen, strateji geliştiren ve aldığı kararların sorumluluğunu üstlenen bir liderlik görüyorum.
Bu nedenle benim Özgür Özel’e duyduğum güven, bir kişiye koşulsuz bağlılıktan kaynaklanmıyor. Tam tersine, demokrasi içerisinde liderliğin nasıl yapılabileceğine dair gördüğüm yeni bir anlayıştan kaynaklanıyor.
İlk defa, kişiliğin ya da makamın yapının önüne geçmediği; liderin kendisini yapının üzerinde değil, yapının bir parçası olarak gördüğü bir anlayışla çalışabilmenin huzurunu hissediyorum.
Burada bir noktayı da açıkça ifade etmek gerekir: Yeni Parti’nin temel iddiasını topluma bir ideolojiyi dayatmak olarak görmüyorum.
Bağımsızlık, hukuk ve demokrasi ekseninde, bu ülkeye demokratik bir düzen kazandırma hedefi taşıyor.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; özgürlüğü, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve halkın iradesini güçlendirmektir. İçinde bulunduğumuz koşullar ve ülkenin gerçekleri düşünüldüğünde, demokratik bir parti açısından yapılabilecek en doğru ve en değerli şey de budur.
Hayal edilenle yetinmeden, mümkün olanı doğru stratejiyle gerçekleştirmek…
Bana göre gerçek liderlik, herkesin aynı şeyi söylemesini sağlamak değildir. Farklı düşüncelerin varlığını kabul ederek ortak bir hedef etrafında insanları bir araya getirebilmek, gerektiğinde yön değiştirebilmek ve en zor anda sorumluluğu en önde taşımaktır.
Bu, bir kişinin etrafında oluşan bir sistem değil; demokratik sistem içerisinde ortaya çıkan ve yine demokrasi tarafından sınanan bir liderliktir.
Ne zorluk olursa olsun, liderim Özgür Özel’in aklına, stratejisine ve liderlik anlayışına duyduğum saygının daha da artacağına inanıyorum.
Ben ona duygusal bir bağlılıkla değil; bilinçli, iyi niyetli ve sorgulayarak bakmaya, okumaya ve anlamaya devam edeceğim.
Çünkü benim için gerçek liderlik, bir kişiyi koşulsuz desteklemek değil; doğru olduğuna inandığın değerleri, aklı ve demokrasiyi savunurken gerektiğinde sorumluluk almaktır.
Yıllardır özlediğim umut ve heyecanı yeniden bana, aileme ve üyelerime yaşattığı için teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Bahar Erdoğan Altuntaş
YENİ Parti Bremen Başkanı