Kıpçak Devleti

Kıpçak Devleti Kıpçaklar’ın Orta Asyadan gelip İran Yaylası’ndan geçip Doğu Anadolu’ya yerleşmeleri, Medler’den 1500 yıl daha öncedir. M.O. VIII.

Kıpçak Devleti Erzurum, Kars, Ardahan ve Artvin bölgesinde kurulmuş, Osmanlı gelene kadar bölgesinde hüküm sürmüştür. #копчак Kıpçak Devleti Erzurum, Artvin, Kars, Ardahan ve Ağrı bölgesinde Gürcistan Krallığından ayrılarak kurulmuş, Osmanlı'lar gelene kadar bağımsız olarak kendi bölgesinde hüküm sürmüştür. Medle

r M.Ö. 6yy’da hüküm sürdüğüne göre, bölgemiz 4000 yıllık bir Türk yurdudur. Bölgemiz Kıpçak-Kuman boylarının yaşadığı yerleşim alanları olup, Kıpçaklağr bir . yy Kafkasların Kuzeyinden güneyine göçüp Yukarı Kür ve Çoruh boylarına yerleşip M.S. 300'lerde Hristiyan olmuşlar. Ortodoks Gürcü ve Ortodoks Ermeni mezhebini benimsemişlerdir. Kıpçak Devleti(1267- 1578)'ni son Kıpçaklar adına Kurmuşlardır. Kıpçaklar Anadolu'da Karadeniz üzerinden Avrupa kıtasına geçmişler, Ağrı ve Muş bölgelerinden güneye inerek Diyarbakır'a, Irak'a Suriye'ye ve Mısır'a geçip Memluk devletini kurmuşlardır. Millî destanlar ( Oğuz Kağan Destanı, Reşideddin Oğuznamesi, Uzunköprü Oğuznamesi, Dağıstan / Lari Oğuznamesi, Dede- Korkut Kıtabı, Şecerey-i Terakime ve Türkî) yörenin Kıpçak yurdu olduğunu göstermektedir. Dağıstan'daki Kıpçaklara "Koman" ve Kumuklara "Kamak" deniliyordu. Atabek - Yurdu/ Sa-Atabago'daki Türkçe yer, kişi ve kavim adları incelenmiştir. Bu noktada, bölgedeki Hristiyanlık geçişli her kültürel unsurun Gürcü veya Ermeni ürünü olduğunu düşünmenin yanlışlığının yanı sıra Gregoryen ve Ortodokslara ait her kültür ürünün muhakkak Ermeni ve Gürcülere ait olduğunu sanmakta doğru olmaz. Yöremizdeki kiliselerin başka milletlerden kaldığı sanılmamalıdır. Hristiyan Kıpçak Devleti
Osmanlı Devleti tarafından yok edilmiştir. Osmanlı aynı zamanda müslüman Kıpçak Memlûk Devleti'ni de yok etmiştir. Kanuni’nin Gürcistan seferiyle bütün Çoruh havzası dahil Osmanlı'lar tarafından alınmıştır. Kıpçaklar, 1620-1625 yıllarında müslüman Oğuz/Türkmen devleti olan Osmanlı' nın etkisi ile Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Tarihi belgelerin akademik olarak incelenmesinde ortaya çıkanlar; bölgemize diğer kavimlerden(Ermeni, Gürcü vs.) çok önceleri yerleştik, bölgede kullandığımız isimler Ermenilere veya Gürcülere ait değildir, Atalarımızın hristiyan olması ve 1300 yılı aşkın bir süre boyunca Hristiyan olarak yaşamaları nedeniyle isimlerde (Ardos, Sorik, Havdos, Hovak, Kamhıs, Lavsor, Kornis, Vahtanis, Poçenis, Kirkoris, Lelevarginis, Peneskert, Varginis, Pertus, Katırıs, Merenis... ) inançlarına uygun şekilde belirlenmiştir.

#копчак

SAVAŞA GÖNÜLLÜ GİDİP ENVER PAŞA TARAFINDAN KURŞUNA DİZİLEN TEĞMEN"...9.Kolordu komutanı İhsan Paşa, geride yere çömelmiş...
05/02/2026

SAVAŞA GÖNÜLLÜ GİDİP ENVER PAŞA TARAFINDAN KURŞUNA DİZİLEN TEĞMEN

"...9.Kolordu komutanı İhsan Paşa, geride yere çömelmiş, soğuktan tir tir titreyen genç bir teğmeni 29.Tümen komutanı Albay Arif'e gösterdi:

"Enver Paşa bu çocuğun yerini terk ettiğini görerek yakalamış!.. Bana teslim ederek derhal idam edilmesini istedi!.. Harp divanınca sorgusu yapılıncaya kadar yanınızda kalsın!.."

İhsan Paşa'nın soruşturma, sorgu diyerek zaman kazanmak istediği anlaşılıyordu. Teğmen 17-18 yaşlarında gösteriyordu. Zayıf yapılı, sarı benizliydi. Üstünde yıpranmış ince bir kaput vardı. Ayağındaki ayakkabı patlamış ve dağılmıştı. Titreyip duruyordu.

29.Tümen komutanı Albay Arif teğmeni tanımıştı. 9. Kolordu Komutanı İhsan Paşa'ya dönerek şöyle dedi:

"Paşam!... Bu çocuk seferberlik ilan edildiğinde harp okulunun son sınıfindaymış. Gönüllü olarak savaşa katılmak için bize başvurmuştur!.. Tümenin en genç teğmenidir!.. Savaşın başından beri takım komutanıdır. Şimdiye dek iyi hizmeti geçmiştir!.."

29.Tümen komutanı Albay Arif genç teğmene döner ve sorar:

-"Oğlum, Enver Paşa seni neden yakaladı?.."

Genç teğmenin cevabı tam bir dramdı:

"Efendim, bir hafta önce, takımımda 40 kişi vardı. Yollarda çok kayıplar verdik. Sabah Çerkezköy'e doğru saldırıya geçtiğimizde ancak on kişiydik!.. Hep birlikte ileri atıldık!.. Ruslar inatla direniyorlardı, çok zor ilerliyorduk!.. Çerkezköy'e yaklaştığımızda şiddetli bir ateşle karşılaştık. Askerlerin hepsi de şehit düştü, tek başıma kaldım!.. Ne yapacağımı şaşırmıştım!.. Alay komutanını ararken biraz soluk almak için bir ağacın dibine oturdum. Ön hatlara gelen Enver Paşa hazretleri beni orada buldu!.."

Biraz sonra Enver Paşa çıka geldi. Yanında General Bronsart Von Schellendorf, Yarbay Feldman ve Yarbay Felix Guze vardı.

Saldırının umutsuzluğu artık gizlenemez olmuştu. Enver Paşa'nın gittikçe hırçınlaştığı her halinden belliydi. Saldırı bir bozguna dönüşmek üzereydi. Bu hırçınlık ve bedbinlik içinde İhsan Paşa'ya dönerek sordu:

-"Teğmen hakkında verdiğim emir yerine getirildi mi?.."

İhsan Paşa büyük bir soğukkanlılıkla şöyle cevap verdi:

-"Hakkında idam kararı almak için harp divanına verdik, sorgusunu yapıyoruz!.."

Bu cevap üzerine Enver Paşa şöyle haykırır:

-"Ne sorgusu? Derhal idam edilecek!..."

Enver Paşa'nın emri çaresiz olarak yerine getirilecekti.

Askerlerden oluşturulan bir idam mangası Enver Paşa'nın ve Alman subaylarının bulunduğu yerin biraz gerisine düzenlerini aldılar. Ardından ağlamaklı bir ses duyuldu:

-"Ateş!..."

On tüfek birden patladı. Genç teğmen önce sarsıldı, sonra da kaykılıp karlar üstüne kapaklandı. Bir iki titreme belirtisi görüldü, ardından o da kesildi. Sıcak kanı kari eritmiş, cepheye gelirken, uğruna can vermeyi düşündüğü toprağa karışıp gitmişti!.

Enver Paşa'nın bu kanun tanımaz despotluğunun ardından Albay Arif Bey şöyle demektedir:

-"Zavallı genç bir zorba komutanın emriyle karargâh bölüğü tarafindan kurşuna dizildi!.. Zayıf vücudu yere yıkıldı!.. Fakat gözlerimizin önünde çöplüğe atılmış bir suçlu gibi değil!.. Sarıkamış'ta hayatlarını feda edenler gibi, şeref meydanına serilmiş bir şehit gibi gözlerimizde büyüdü ve yüreklerimizde öylece yer tuttu!..

(Hadiseye şahit olanlardan biri olan) Yarbay Şerif (Köprülü) ise şöyle diyor:

-"Donuk gözleri, zayıf ve bitkin, iki bacağının üstünde zorlukla duran iki avuçluk vücudu, ince kolları, bükülen boynu hâlâ gözümün önündedir. Bu çocuk da bir anadan doğdu!.. O ana da çocuğunun beşiğini sallarken aynen Enver Paşa'nın annesi gibi "oğlum büyük adam olsun, paşa olsun!.." diye ninni söyledi. Enver şimdi paşa oldu!... Ocak söndürmeyi, ev bark yıkmayı, ordular batırmayı becerdi!..."

(Sarıkamış gerçeği/Beyaz ölüm - Hanri Benazus shf.554-559)

"2000 Mahkumla Beraber Savaşan Yüzbaşı Yakup CEMİL Teşkilatı Mahsusa kurulduğunda, Kuşçubaşı Eşref'in ilk istediği adaml...
04/02/2026

"2000 Mahkumla Beraber Savaşan Yüzbaşı Yakup CEMİL

Teşkilatı Mahsusa kurulduğunda, Kuşçubaşı Eşref'in ilk istediği adamlardan birisiydi Yakup Cemil. Kuşçubaşı, Yakup Cemil'e görevini söyleyince bir izin istedi Kuşçubaşı'ndan. Kendi askerlerini seçme izni. Ve Ardından Sinop Cezaevinde yatan 2000 azılı mahkumun kendisine verilmesini istedi.

Sinop Cezaevi. Üç kıtada varlık gösteren imparatorluğun en azılı mahkumlarının toplandığı cezaeviydi. Değil gardiyanlar, Jandarmalar bile mahkumların arasına girmezdi. Yakup Cemil cebinde yetkisi cezaevinin kapısına dayandı. Birbirinden korkunç suçlu katillerden oluşan 2000 mahkumun kaldığı kısıma geldiğinde. Kendi fedaileri ve jandarmalara gidebilirsiniz dedi. Cezaevi müdürünün yalvarmalarına aldırmadan 2000 caninin arasına tek başına girdi.

2000 çift göz kısım avlusuna giren bu adama bakıyordu avluda bir sandalyenin üstüne çıktı ve "siz hayatı beş para etmeyen adamlarsınız. Namımı duyanlarınız duymayanlara anlatsın sizi almaya geldim. Ya benim emrimde ben isteyince ölür, ben isteyince yaşarsınız. Yada bir tekinizi buradan sağ çıkartmam" dedi. Baş mahkumlardan birisi "Adamların dışarıda kaldı çerkes" diye laf atınca onun kolunu kırdı ve emretti. Aranızda berberlik yapanlar öne çıksın.

Öne çıkan berberlere sordu "kaç leşiniz var" her berber kaç adam öldürdüğünü söyledi. İçlerinden birisi 14 deyince ona "neyle öldürdüğünü sordu 14 kişiyi" . Berber "ustura ile boğazlarını kestim" deyince, Yakup Cemil cebinden usturasını çıkardı, berbere uzattı ve "al bakalım seni özel berberim tayin ettim. Traş et şimdi beni" dedi. Sandalyeyi altına çekip oturdu. 14 kişiyi usturayla boğazlayan berberin elinde ustura elinin altında Yakup Cemil'in boğazı. 14 kişiyi usturayla doğrayan berber elleri titreye titreye Yakup Cemil'i traş ederken 2000 çift göz sanki Pier Loti'nin bahçesinde çayını yudumlayıp ,manzarayı seyredip traş olur gibi tütün tüttüren Yakup Cemil'i seyretmekteydi.

Yakup Cemil, Osman Kara'nın deyimiyle ölümle liderlik arasındaki süre, saniyeden de kısa. 14 leşli özel berber Yakup Cemil’in yüzünü sabunlamada, 2 bin kanlı katil sahneyi izlemede ve Yakup Cemil sandalyede ayak ayak üstüne atmış tütününü tüttürmede. O sandalyenin üstünde, o usturanın ucunda ve o 2 bin kanlı katilin huzurunda liderlik sınanmada, daha doğrusu insanlara liderlik dersi verilmede.

O 2000 mahkum, Yakup Cemil'İn emrinde doğuda ölene kadar savaştılar ve herbiri ölene kadar Yakup Cemil'e sadık kaldılar.

Teşkilatı Mahsusa altında üç kıtada savaştı. Bir çok operasyona katıldı. Balkanlarda ve kuzey afrikada edindiği gerilla harbi yetenekleri, üstün cesareti, kabadayılığı ve yiğitliğiyle büyük başarılar gösterdi.

1915 yılında. Teşkilatı Mahsusa ve İttahat Terakki içinde. Atatürk'e bağlı olanların başını çektiği için İstanbul'a acilen çağrıldı. Artık Enver Paşa ve diğer ittihatçı şeflerle arası açılmıştı. Memleketin başına Enver Paşa'nın değil, Mustafa Kemal'in geçmesini istiyordu ve bunu açık bir dille söylüyordu arkadaşlarına. Yakup Cemil'le arasında kişisel husumetlerde bulunan Talat Paşa sürekli olarak Cemil'in bertaraf edilmesi için Enver Paşa'ya bastırmaktaydı. Ancak Enver yıllarca emrinde çalışmış, verilen görevler için canını ortaya koymuş kahramana böyle bir muammeleyi yakıştıramıyordu. Talat Paşa'nın baskıları sonucu 1916 yılında Yakup Cemil yargılandı ve suçlu bulunup idama mahkum edildi. İdam kararı Enver Paşa'nın önüne gelince. Paşa idamı onaylamadı ve Talat Paşa'ya bunu Almanya'dan dönünce görüşeceklerini söyledi. Enver Paşa Almanya'da iken Talat Paşa'nın emriyle Yakup Cemil kurşuna dizildi.

Yakup Cemil'e verilen idam cezası tüm teşkilatı mahsusa ve ittihat terakki üyelerince sanki sanal bir ceza gibiydi. Yakup Cemil'i hizaya getirmek için ona verilen bir gözdağı veya ihtar gibi geliyordu herkese. Hiç kimse onun kurşuna dizileceğini yada bunun söz konusu bile olacağını düşünmüyordu. O büyük kahramanlarıydı.

Talat Paşa'nın idamın infazı emri ulaştığında ilk üç komutan bu emri infaz etmektense hemen tabancalarını çekip kendi başlarına birer kurşun sıkmayı tercih edeceklerini bildirerek emre itaat etmediler (Osmanlı ordusundaki bu temayül günümüze kadar gelmiştir). Bunun üstüne Talat Paşanın kurmayları Yakup Cemille beraber hiç savaşmamış genç bir subaya emri verdiler. Yakup Cemil hücresinden alındı idam edileceği yere götürülürken. Genç komutana "yüzünü asma aslanım devletin emrini yerine getiriyorsun" dedi. Ve bir ricada bulundu "bu güne kadar hiç karpuz yemedik müsade ette bir tane kestirelim" Araçlar durdu askerler bir karpuz seçtiler ve Yakup Cemil 14 adam boğazlamış berbere traş olurkenki gibi rahat karpuzunu yedi.

Gözleri bağlandı. İdam mangası yerini aldı. Subay emretti "nişan al". İkinci kez emir "nişan al" üçüncü, dördüncü askerler kıpırdamadı. Belkide o an askerler için "devlet, idam, mahkeme, karar, emir" gibi kavramların hepsi uçup gitti. O andı önemli olan. Ellerinde silah namlunun ucunda Yakup Cemil. Cephede birbirlerine hikayelerini anlatarak cesaretlendikleri. "Yakup Cemil adamlarıyla bu mıntıkadaymış" söylentisini duyduklarında rahatladıkları komutanı öldürmek üzereydiler.

Askerlerin komutanlarının emrine karşı gelmelerini ve bunun sorumlusu olmayı kabul etmedi Yakup Cemil. Donup kalmış askerler o tanıdık sesle kendilerine geldiler "Dikkat". Bağıran elleri arkadan ve gözleri bağlı Yakup Cemil'di. "Nişan Al" ve "Ateş" diye bağırarak kendi idam emrini verdi.

Devrim ilk çocuğunu yedi böylece."

https://www.turkishnews.com/2021/03/13/mahkumlarla-savasan-yakup-cemil/

Erzurum Şenkaya Zümrüt(Pertus)köyü Gürcü tarihçilerin Gürcü olduğunu iddia ettiği sarışın renkli gözlü Kıpçak. Orjinal i...
01/02/2026

Erzurum Şenkaya Zümrüt(Pertus)köyü Gürcü tarihçilerin Gürcü olduğunu iddia ettiği sarışın renkli gözlü Kıpçak. Orjinal ismi ile Pertus Köyü'nün bilinen kurucu ailesinden 17. Yüzyıla kadar Hristiyan olarak yaşamışlar, Gürcü Krallığına askerlik yapmışlar, Osmanlı Devleti'nin gelmesi ile Müslüman olmuşlardır. Camiye çevirdikleri kiliselerini 20. Yüzyılda yıkarak yerine okul yapmışlar. Rusların getirtip köye yerleştirdiği Ermenilerin kiliselerini yıkarak yerine camii yapmışlardır.

Address

Copceac

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kıpçak Devleti posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share