Diyanet Birlik-Sen Adana

Diyanet Birlik-Sen Adana Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Diyanet Birlik-Sen Adana, Social service, Adana, Adana.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciunErdal Tufan Zeynel Tufan Veysel Tufan
05/08/2026

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Erdal Tufan Zeynel Tufan Veysel Tufan

DİYANET’İN DİREKSİYON BAŞINDAKİ PERSONELİNİN EMEĞİ GÖRÜLMELİ: ŞOFÖRLERİMİZİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİRDiyanet İşleri Başkan...
30/07/2026

DİYANET’İN DİREKSİYON BAŞINDAKİ PERSONELİNİN EMEĞİ GÖRÜLMELİ: ŞOFÖRLERİMİZİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİR

Diyanet İşleri Başkanlığımızın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan şoförlerimiz, kurum hizmetlerinin görünmeyen fakat vazgeçilmez unsurlarından biridir.

Başkanlığımızda, il ve ilçe müftülüklerimizde görev yapan şoförlerimiz; yöneticilerin görev programlarından kurumun hizmet araçlarının kullanımına, şehir içi görevlerden uzun mesafeli görevlendirmelere kadar büyük bir sorumluluk üstlenmektedir.

Ancak direksiyon başında geçirilen saatler, mesai kavramının çok ötesine geçen çalışma düzeni, trafik ve yol riski ile araç sorumluluğu düşünüldüğünde, şoförlerimizin yaptığı görevin karşılığını yeterince alabildiğini söylemek mümkün değildir.

MESAİ BİTİYOR, ŞOFÖRÜN GÖREVİ BİTMİYOR

Birçok kamu çalışanı açısından mesai saatinin sona ermesi çalışma gününün de sona ermesi anlamına gelirken, şoförlerimiz için durum çoğu zaman böyle değildir.

Özellikle yöneticilerin hizmetinde görev yapan şoförlerimiz; programın başlangıç saatine göre sabah erken saatlerde göreve başlayabilmekte, programın uzaması hâlinde akşam geç saatlere kadar çalışabilmekte, şehir dışı görevlerde ise çalışma süresi çok daha farklı bir boyuta ulaşabilmektedir.

Yönetici toplantısını bitirmeden şoför görevini bitiremez.

Program uzadığında şoför bekler.

Dönüş gece yarısına kaldığında direksiyonun başında yine şoför vardır.

Ertesi gün hizmet devam edecekse yine görevinin başındadır.

Bu nedenle şoförün çalışma süresi yalnızca aracın hareket ettiği süre değildir. Görev nedeniyle hazır ve bekler durumda bulunduğu zamanların da çalışma düzeni içinde hakkaniyetli biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Şoförlerimizin normal çalışma saatlerini aşan fiilî hizmetlerinin karşılıksız bırakılmaması; mevzuat çerçevesinde ücret veya izin karşılığının açık, uygulanabilir ve hakkaniyetli bir sisteme bağlanması gerekmektedir.

DİREKSİYONDA SADECE ARAÇ DEĞİL, CAN VE KAMU SORUMLULUĞU TAŞINIYOR

Şoförlük, yalnızca bir aracı bir noktadan başka bir noktaya götürmek değildir.

Şoför; kullandığı kamu aracının, araçta bulunan insanların ve trafikteki diğer insanların güvenliğini doğrudan ilgilendiren ağır bir sorumluluk taşımaktadır.

Üstelik bu sorumluluk bazen yüzlerce kilometrelik yolculukta, gece saatlerinde, yoğun trafikte veya olumsuz hava koşullarında devam etmektedir.

Böylesine yüksek dikkat ve sorumluluk gerektiren bir görevin mali ve özlük haklarının da taşıdığı risk ve sorumlulukla uyumlu olması gerekir.

HER ARIZANIN FATURASI ŞOFÖRE ÇIKARILMAMALIDIR

Şoförlerimizin sahada karşılaştığı önemli sorunlardan biri de araçlarda meydana gelen arıza ve hasarlarda sorumluluğun doğrudan şoföre yüklenmesi anlayışıdır.

Araç arızasının sebebi bakım eksikliği olabilir.

Parçanın kullanım ömrünün dolması olabilir.

Teknik bir problem olabilir.

Kurumsal bakım ve onarım süreçlerinden kaynaklanabilir.

Elbette şoförün kusurundan kaynaklanan durumlarda sorumluluk ayrıca değerlendirilir. Ancak kusur tespiti yapılmadan her arıza veya hasarın şoföre mal edilmesi kabul edilemez.

Sorumluluk, kusurla birlikte değerlendirilmelidir.

TRAFİK CEZALARINDA DA KUSUR ESAS ALINMALIDIR

Aynı hassasiyet trafik cezalarında da gösterilmelidir.

Şoför, trafik kurallarına uymakla yükümlüdür ve hiçbir görev talimatı trafik güvenliğini ortadan kaldırmaz.

Ancak kurumsal görevin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan her durumun ayrım yapılmaksızın personele yüklenmesi yerine; olayın niteliği, sürücünün kusuru ve varsa kurumsal nedenler birlikte değerlendirilmelidir.

Şoförün kendi kusurundan doğan sorumluluk başka, kurumsal işleyişten kaynaklanan sorun başka şeydir.

ŞOFÖRLERİMİZİN MALİ VE ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR

Şoförlerimiz yalnızca maaş cetvelindeki bir unvan olarak değerlendirilmemelidir.

Çalışma saatlerinin düzensizliği, şehir dışı görevlendirmeler, gece yolculukları, bekleme süreleri, trafik riski, araç sorumluluğu ve insan hayatını doğrudan ilgilendiren görevleri dikkate alınarak mali haklarında iyileştirme yapılmalıdır.

Fazla çalışma karşılığı netleştirilmeli, görev nedeniyle uzayan çalışma süreleri karşılıksız bırakılmamalı ve görevin risk ve sorumluluğuna uygun mali düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

YEŞİL PASAPORT MESELESİ DE ÇÖZÜM BEKLİYOR

Şoförlerimizin uzun yıllardır dile getirdiği sorunlardan biri de hususi damgalı, yani yeşil pasaport hakkıdır.

Burada sorun yalnızca “şoför” unvanı üzerinden değerlendirilmemelidir. Kamu çalışanlarının yeşil pasaport hakkından yararlanmasını belirleyen derece, kadro ve diğer mevzuat şartları nedeniyle, yıllarca kamu hizmetinde bulunmasına rağmen bu imkâna ulaşamayan personel bulunmaktadır.

DiyanetBirlikSen olarak talebimiz; şoförlerimiz başta olmak üzere uzun yıllar kamu hizmetinde bulunan personelin hususi damgalı pasaport hakkından yararlanmasının önündeki unvan ve kadro kaynaklı mağduriyetlerin yeniden değerlendirilmesidir.

Kamuya 25-30 yıl hizmet etmiş bir çalışanın, yalnızca unvan veya kadro sistemindeki farklılık nedeniyle bu haktan mahrum kalması sorgulanmalıdır.

ŞOFÖR, SADECE DİREKSİYON TUTAN PERSONEL DEĞİLDİR

Şoförlerimizin yaptığı işi yalnızca “araç kullanmak” olarak görmek, yaptıkları görevin sorumluluğunu görmemektir.

O direksiyonun arkasında;

yol güvenliği vardır,

insan hayatı vardır,

kamu malının sorumluluğu vardır,

gece gündüz demeden yürütülen hizmet vardır,

ailesinden ve özel hayatından fedakârlık vardır.

Şoförlerimiz ayrıcalık istemiyor.

Çalıştığı sürenin karşılığını, taşıdığı sorumluluğun karşılığını ve kamu hizmetinde geçirdiği yılların hakkını istiyor.

DiyanetBirlikSen olarak; merkez teşkilatından en küçük ilçe müftülüğüne kadar görev yapan şoförlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, fazla çalışmalarının karşılıksız bırakılmamasını, mali ve özlük haklarının güçlendirilmesini, araç ve trafik olaylarında kusur esaslı adil bir sistem kurulmasını ve yeşil pasaport başta olmak üzere uzun hizmet yıllarının karşılığını alabilecekleri düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.

Çünkü hizmet yolunda direksiyon başında geçirilen yılların da bir karşılığı olmalıdır.

DiyanetBirlikSen
Hakkı Üstün Tutanların Sendikası

İDARECİLİK CEZA VERMEK DEĞİL, ADALETLE YÖNETMEKTİR!Diyanet İşleri Başkanlığımızın asli görevi topluma din hizmeti sunmak...
29/07/2026

İDARECİLİK CEZA VERMEK DEĞİL, ADALETLE YÖNETMEKTİR!

Diyanet İşleri Başkanlığımızın asli görevi topluma din hizmeti sunmak olduğu kadar, bu hizmeti yürüten personelin çalışma huzurunu, mesleki itibarını ve hukukunu korumaktır.

Ne yazık ki İstanbul Pendik İlçe Müftülüğünde üyemiz Metin Kurt’un yaşadığı süreç, idareci-personel ilişkisinin nasıl olmaması gerektiğini gösteren ciddi bir örnek hâline gelmiştir.

Üyemiz hakkında Pendik İlçe Müftülüğünce yürütülen disiplin süreçlerinde verilen cezalar, yapılan itirazlar üzerine İstanbul İl Disiplin Kurulu tarafından kaldırılmıştır.

Burada üzerinde durulması gereken yalnızca cezaların kaldırılmış olması değildir.

Asıl sorulması gereken şudur:

Bir personele verilen disiplin cezaları üst kurul tarafından hukuka uygun bulunmayarak kaldırılıyorsa, aynı personel üzerinde tekrar tekrar disiplin işlemleri yürütülmesinin ve görevlendirmelerle çalışma düzeninin değiştirilmesinin izahı nedir?

İdarecilik, personele ceza vermek için gerekçe aramak değildir.

İdarecilik; personelin hatası varsa mevzuat çerçevesinde işlem yapmak, ancak yapılan işlemin yanlışlığı ortaya çıktığında da bundan ders çıkararak adalet ve hakkaniyet içerisinde hareket etmektir.

Bir idarecinin verdiği cezanın üst kurul tarafından kaldırılması, o idareci açısından hiçbir şey olmamış gibi değerlendirilmemelidir. Çünkü haksız yere verilen her disiplin cezasının arkasında bir insan vardır.

O personelin ailesi vardır.

Görev yaptığı camide cemaati vardır.

Mesai arkadaşları vardır.

Yıllar içerisinde oluşturduğu mesleki itibarı vardır.

Bugün bir personele ceza vermek birkaç imzaya bakabilir. Ancak o cezanın personelin üzerinde bıraktığı manevi yükü, cemaatinin gözünde oluşturduğu soru işaretlerini ve çalışma hayatında meydana getirdiği huzursuzluğu ortadan kaldırmak o kadar kolay değildir.

Üstelik üyemiz hakkında yürütülen süreç bununla da sınırlı kalmamıştır.

Belgelerde, hakkında devam eden tahkikat gerekçe gösterilerek üyemizin görev yaptığı Teknopark İstanbul Camii’nden Sultan Abdülhamit Camii’ne üç ay süreyle geçici görevlendirildiği görülmektedir. Daha sonra geçici görevlendirmenin kaldırılması yönündeki talebine de “tahkikat sonuçlanıncaya kadar mevcut geçici görevlendirmeniz devam edecek” şeklinde cevap verilmiştir.

Şimdi ise disiplin cezalarının kaldırıldığı bir süreçte üyemizin görev yerinin değiştirilmesi ve fiilen hizmet verilmeyen bir camiye atanması söz konusudur.

İşte tam bu noktada soruyoruz:

Bu işlemlerin tamamı gerçekten hizmet gereğinin sonucu mudur, yoksa disiplin yoluyla sonuç alınamayınca idari tasarruflar personel üzerinde fiilî bir cezalandırma aracına mı dönüşmektedir?

Biz hiç kimsenin niyetini okumuyoruz. Ancak ortaya çıkan işlemlerin oluşturduğu tabloyu sorgulamak da sendika olarak bizim görevimizdir.

Bir cami fiilen hizmet vermiyorsa, oraya yapılan atamanın ardından personel başka camilerde görevlendirilecekse, bu görev yeri değişikliğinin hangi somut hizmet ihtiyacına dayandığının açıklanması gerekir.

Çünkü görev yeri değişikliği bir disiplin cezası değildir ve disiplin hukukunun yerine kullanılabilecek dolaylı bir cezalandırma yöntemi hâline getirilemez.

SAYIN MÜFTÜM, PERSONELİNİZ SİZİN RAKİBİNİZ DEĞİLDİR

Pendik İlçe Müftüsü Sayın Musa Bilgiç’e buradan açıkça ifade ediyoruz:

Bir müftünün görevi personeliyle mücadele etmek değil, personeliyle birlikte din hizmetini daha ileriye taşımaktır.

Personelini sürekli soruşturma ve ceza tehdidi altında hissettiren bir idari anlayış; çalışma huzuruna, kurumsal aidiyete ve din hizmetinin verimliliğine zarar verir.

Hele verilen cezalar üst kurul tarafından kaldırılmışsa, yapılması gereken yeni yollarla aynı personeli yıpratmak değil; ortaya çıkan hukuki sonucu dikkate alarak meseleyi sağduyu ve hakkaniyet içerisinde değerlendirmektir.

İdarecilik yetki kullanmak kadar, kullanılan yetkinin sorumluluğunu da taşımaktır.

Bugün haksız olduğu ortaya çıkan bir disiplin işleminin personele verdiği zararın hiçbir karşılığının bulunmaması, aynı yöntemlerin tekrar tekrar kullanılmasını meşru hâle getirmez.

Diyanet teşkilatında görev yapan hiçbir personel, bir idarecinin kendisi hakkında ne zaman yeni bir soruşturma açacağını veya hangi görevlendirmeyle karşılaşacağını düşünerek görev yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

METİN KURT YALNIZ DEĞİLDİR

Diyanet Birlik Sen olarak üyemiz Metin Kurt’un yaşadığı süreci yakından takip ediyoruz.

Bizim meselemiz kişilerle kavga etmek değildir.

Bizim meselemiz adalettir, hakkaniyettir, çalışma huzurudur ve Diyanet çalışanının hukukudur.

Yanlış kimden gelirse gelsin karşısında dururuz.

Üyemize yönelik işlemlerin hizmet gerekleri ve hukuk çerçevesinde yürütülmesini; disiplin kurullarının ortaya koyduğu kararların idari uygulamalarda da dikkate alınmasını bekliyoruz.

Hiçbir idari yetki, personeli yıldırmanın, itibarsızlaştırmanın veya fiilen cezalandırmanın aracı olamaz.

Diyanet çalışanı sahipsiz değildir.

Metin Kurt yalnız değildir.

Diyanet Birlik Sen olarak üyemizin hukukunun ve çalışma huzurunun sonuna kadar takipçisi olacağız.

Kenan Ak
Diyanet Birlik Sen
Genel Başkanı

YILLARINI DİYANET’E VEREN PERSONEL HAC VE UMRE GÖREVİNDEN MAHRUM BIRAKILMAMALIDIRHac kuralarının çekildiği, hac organiza...
27/07/2026

YILLARINI DİYANET’E VEREN PERSONEL HAC VE UMRE GÖREVİNDEN MAHRUM BIRAKILMAMALIDIR

Hac kuralarının çekildiği, hac organizasyonuna ilişkin hazırlıkların ve görevlendirme süreçlerinin gündemde olduğu bugünlerde, Diyanet çalışanlarının yıllardır çözülemeyen önemli bir beklentisini bir kez daha gündeme taşımak istiyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde 25-30 yıl, hatta daha uzun süre görev yapmış; ömrünün önemli bir bölümünü din hizmetine adamış, yıllarca mihrapta, minberde, kürsüde ve Kur’an kurslarında milletimize hizmet etmiş birçok personelimiz, ne yazık ki meslek hayatı boyunca bir defa dahi hac veya umre görevi alamadan emekliliğe ayrılmaktadır.

Yıllarca bu teşkilata hizmet eden bir din görevlisinin, görev yaptığı kurumun yürüttüğü hac ve umre organizasyonlarında bir defa dahi görev alamaması, üzerinde durulması gereken ciddi bir hakkaniyet meselesidir.

Elbette hac ve umre hizmetlerinin ehliyet, liyakat ve hizmetin gerekleri gözetilerek yürütülmesi önemlidir. Ancak yılların hizmet tecrübesinin, mesleki birikimin ve kuruma verilen emeğin de görevlendirme sisteminde mutlaka bir karşılığı olmalıdır.

DiyanetBirlikSen olarak uzun zamandır ifade ettiğimiz talebimiz açıktır:

Diyanet personeline, meslek hayatı boyunca en az bir defa hac ve bir defa umre görevi verilmesi güvence altına alınmalı; daha önce hiç görevlendirilmemiş personele kıdem esasına göre öncelik tanınmalıdır.

Özellikle emekliliğine yaklaşmış, 25-30 yılını tamamlamış ve bugüne kadar hiç hac veya umre görevi almamış personelimiz için ayrı bir kontenjan oluşturulmalı; bu personelimiz bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız ve kıdem esasına göre görevlendirilmelidir.

Bir personelin yıllarca hizmet ettiği kurumdan emekli olurken, “Bu kurumda 30 yıl görev yaptım ama bir defa olsun hac veya umre hizmetinde görev alamadım.” demesi Diyanet teşkilatımız açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Hac ve umre görevlendirmelerinde aynı kişilerin tekrar tekrar görevlendirilmesi yerine, hiç görev almamış personele öncelik verilmesi; kıdem, hizmet süresi, liyakat ve hakkaniyeti esas alan şeffaf bir sistem oluşturulması gerektiğine inanıyoruz.

30 yıl hizmet edip bir defa dahi görev alamadan emekli olmak kader olmamalıdır.

Diyanet çalışanı, yıllarını verdiği kurumdan yalnızca hizmet ederek değil, emeğinin ve tecrübesinin karşılığının görüldüğünü hissederek ayrılmalıdır.

DiyanetBirlikSen olarak talebimizi bir kez daha yineliyoruz:

Hiç hac ve umre görevi almamış Diyanet personeline öncelik verilsin.
Kıdem ve hizmet tecrübesi esas alınsın.
Her Diyanet çalışanına meslek hayatında en az bir defa hac ve bir defa umre görevi imkânı tanınsın.

Bu beklenti bir ayrıcalık talebi değil; yıllarca din hizmetine omuz vermiş Diyanet çalışanlarının haklı ve makul beklentisidir.

DiyanetBirlikSen
Hakkı Üstün Tutanların Sendikası

Kenan Ak
DiyanetBirlikSen Genel Başkanı

Address

Adana
Adana
01100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Diyanet Birlik-Sen Adana posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category