30/07/2026
DİYANET’İN DİREKSİYON BAŞINDAKİ PERSONELİNİN EMEĞİ GÖRÜLMELİ: ŞOFÖRLERİMİZİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİR
Diyanet İşleri Başkanlığımızın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan şoförlerimiz, kurum hizmetlerinin görünmeyen fakat vazgeçilmez unsurlarından biridir.
Başkanlığımızda, il ve ilçe müftülüklerimizde görev yapan şoförlerimiz; yöneticilerin görev programlarından kurumun hizmet araçlarının kullanımına, şehir içi görevlerden uzun mesafeli görevlendirmelere kadar büyük bir sorumluluk üstlenmektedir.
Ancak direksiyon başında geçirilen saatler, mesai kavramının çok ötesine geçen çalışma düzeni, trafik ve yol riski ile araç sorumluluğu düşünüldüğünde, şoförlerimizin yaptığı görevin karşılığını yeterince alabildiğini söylemek mümkün değildir.
MESAİ BİTİYOR, ŞOFÖRÜN GÖREVİ BİTMİYOR
Birçok kamu çalışanı açısından mesai saatinin sona ermesi çalışma gününün de sona ermesi anlamına gelirken, şoförlerimiz için durum çoğu zaman böyle değildir.
Özellikle yöneticilerin hizmetinde görev yapan şoförlerimiz; programın başlangıç saatine göre sabah erken saatlerde göreve başlayabilmekte, programın uzaması hâlinde akşam geç saatlere kadar çalışabilmekte, şehir dışı görevlerde ise çalışma süresi çok daha farklı bir boyuta ulaşabilmektedir.
Yönetici toplantısını bitirmeden şoför görevini bitiremez.
Program uzadığında şoför bekler.
Dönüş gece yarısına kaldığında direksiyonun başında yine şoför vardır.
Ertesi gün hizmet devam edecekse yine görevinin başındadır.
Bu nedenle şoförün çalışma süresi yalnızca aracın hareket ettiği süre değildir. Görev nedeniyle hazır ve bekler durumda bulunduğu zamanların da çalışma düzeni içinde hakkaniyetli biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Şoförlerimizin normal çalışma saatlerini aşan fiilî hizmetlerinin karşılıksız bırakılmaması; mevzuat çerçevesinde ücret veya izin karşılığının açık, uygulanabilir ve hakkaniyetli bir sisteme bağlanması gerekmektedir.
DİREKSİYONDA SADECE ARAÇ DEĞİL, CAN VE KAMU SORUMLULUĞU TAŞINIYOR
Şoförlük, yalnızca bir aracı bir noktadan başka bir noktaya götürmek değildir.
Şoför; kullandığı kamu aracının, araçta bulunan insanların ve trafikteki diğer insanların güvenliğini doğrudan ilgilendiren ağır bir sorumluluk taşımaktadır.
Üstelik bu sorumluluk bazen yüzlerce kilometrelik yolculukta, gece saatlerinde, yoğun trafikte veya olumsuz hava koşullarında devam etmektedir.
Böylesine yüksek dikkat ve sorumluluk gerektiren bir görevin mali ve özlük haklarının da taşıdığı risk ve sorumlulukla uyumlu olması gerekir.
HER ARIZANIN FATURASI ŞOFÖRE ÇIKARILMAMALIDIR
Şoförlerimizin sahada karşılaştığı önemli sorunlardan biri de araçlarda meydana gelen arıza ve hasarlarda sorumluluğun doğrudan şoföre yüklenmesi anlayışıdır.
Araç arızasının sebebi bakım eksikliği olabilir.
Parçanın kullanım ömrünün dolması olabilir.
Teknik bir problem olabilir.
Kurumsal bakım ve onarım süreçlerinden kaynaklanabilir.
Elbette şoförün kusurundan kaynaklanan durumlarda sorumluluk ayrıca değerlendirilir. Ancak kusur tespiti yapılmadan her arıza veya hasarın şoföre mal edilmesi kabul edilemez.
Sorumluluk, kusurla birlikte değerlendirilmelidir.
TRAFİK CEZALARINDA DA KUSUR ESAS ALINMALIDIR
Aynı hassasiyet trafik cezalarında da gösterilmelidir.
Şoför, trafik kurallarına uymakla yükümlüdür ve hiçbir görev talimatı trafik güvenliğini ortadan kaldırmaz.
Ancak kurumsal görevin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan her durumun ayrım yapılmaksızın personele yüklenmesi yerine; olayın niteliği, sürücünün kusuru ve varsa kurumsal nedenler birlikte değerlendirilmelidir.
Şoförün kendi kusurundan doğan sorumluluk başka, kurumsal işleyişten kaynaklanan sorun başka şeydir.
ŞOFÖRLERİMİZİN MALİ VE ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR
Şoförlerimiz yalnızca maaş cetvelindeki bir unvan olarak değerlendirilmemelidir.
Çalışma saatlerinin düzensizliği, şehir dışı görevlendirmeler, gece yolculukları, bekleme süreleri, trafik riski, araç sorumluluğu ve insan hayatını doğrudan ilgilendiren görevleri dikkate alınarak mali haklarında iyileştirme yapılmalıdır.
Fazla çalışma karşılığı netleştirilmeli, görev nedeniyle uzayan çalışma süreleri karşılıksız bırakılmamalı ve görevin risk ve sorumluluğuna uygun mali düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
YEŞİL PASAPORT MESELESİ DE ÇÖZÜM BEKLİYOR
Şoförlerimizin uzun yıllardır dile getirdiği sorunlardan biri de hususi damgalı, yani yeşil pasaport hakkıdır.
Burada sorun yalnızca “şoför” unvanı üzerinden değerlendirilmemelidir. Kamu çalışanlarının yeşil pasaport hakkından yararlanmasını belirleyen derece, kadro ve diğer mevzuat şartları nedeniyle, yıllarca kamu hizmetinde bulunmasına rağmen bu imkâna ulaşamayan personel bulunmaktadır.
DiyanetBirlikSen olarak talebimiz; şoförlerimiz başta olmak üzere uzun yıllar kamu hizmetinde bulunan personelin hususi damgalı pasaport hakkından yararlanmasının önündeki unvan ve kadro kaynaklı mağduriyetlerin yeniden değerlendirilmesidir.
Kamuya 25-30 yıl hizmet etmiş bir çalışanın, yalnızca unvan veya kadro sistemindeki farklılık nedeniyle bu haktan mahrum kalması sorgulanmalıdır.
ŞOFÖR, SADECE DİREKSİYON TUTAN PERSONEL DEĞİLDİR
Şoförlerimizin yaptığı işi yalnızca “araç kullanmak” olarak görmek, yaptıkları görevin sorumluluğunu görmemektir.
O direksiyonun arkasında;
yol güvenliği vardır,
insan hayatı vardır,
kamu malının sorumluluğu vardır,
gece gündüz demeden yürütülen hizmet vardır,
ailesinden ve özel hayatından fedakârlık vardır.
Şoförlerimiz ayrıcalık istemiyor.
Çalıştığı sürenin karşılığını, taşıdığı sorumluluğun karşılığını ve kamu hizmetinde geçirdiği yılların hakkını istiyor.
DiyanetBirlikSen olarak; merkez teşkilatından en küçük ilçe müftülüğüne kadar görev yapan şoförlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, fazla çalışmalarının karşılıksız bırakılmamasını, mali ve özlük haklarının güçlendirilmesini, araç ve trafik olaylarında kusur esaslı adil bir sistem kurulmasını ve yeşil pasaport başta olmak üzere uzun hizmet yıllarının karşılığını alabilecekleri düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.
Çünkü hizmet yolunda direksiyon başında geçirilen yılların da bir karşılığı olmalıdır.
DiyanetBirlikSen
Hakkı Üstün Tutanların Sendikası