17/08/2026
Dem liler tehdit ediyor ! Çabaların başarıya ulaşmaması halinde “Türkiye Gazze’ye döner “ nedemek istiyor , Bu cesareti nerden alıyor, İktidar bunları duymuyor mu?
Millet Partisi nden Sayın Göktekin’in doğru ve yerinde uyarısı dikkate alınmalı bu tehlikeli ve sonu ülke için onarılmaz durumlara sebep olacak vaziyetten vazgeçilmeli
"Sorumlusu Kim, Vebali Kimin Boynuna?"
Ülkemizde neyin, neyin cevabı olduğunu bilmekte zorlanmaya başladık. Her Allah’ın (c.c.) günü hayalimize bile gelmeyen şeyler olmaya devam ediyor. 14.8.2026 tarihi AKP’nin kuruluş yıl dönümüydü; kuruluşlarının 25. yılını kutladılar. Arkasında kutlanacak daha neler vardı da onları da kutladılar mı bilmiyorum. Lakin Kütahya ilinin en büyük ilçesi olan Tavşanlı’nın YRP’den (Yeniden Refah Partisi) seçilmiş belediye başkanı ile CHP’den seçilmiş Domaniç belediye başkanı da AKP’ye katılarak rozet taktılar.
Sayın Cumhurbaşkanı 25 yılda yaptıklarından bahsederek ülkenin gelecek 25 yılını, hatta gelecek 50 yılını planladıklarını anlattı.
Tam bu sırada Ulusal TV’nin haberinde ise Tülay Hatimoğulları isimli DEM Partili siyasetçinin, iktidarın pozitif açılım yapması gerektiğini savunduğu belirtiliyordu. Açıklamalarında dört ülkede yürüttükleri çabaların başarıya ulaşması gerektiğinden, aksi hâlde Türkiye’nin Gazze’ye döneceğinden bahsetti. Terör örgütü elebaşı için İmralı’nın kapılarının açılması ve serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Yetmedi; vatanımızın Diyarbakır ilini "Kürdistan’ın başkenti" ilan edip adını da "Amed" olarak zikretti. Amed isminin Kürtçeden gelmediği herkes tarafından bilinirken, bizim olan ne varsa sahiplenmeye, Türk milletini yok farz etmeye, aşağılamaya ve tehdit etmeye başladılar. Bu kadar arsızlığın, yüzsüzlüğün sebebi ne? Kim bu tehditleri ve saldırıları görmezden geliyor veya bunlara izin veriyor?
Şemdin Sakık vaktinde ne demişti? “Silahlarımız tükenir, sayımız azalırsa Bodrum’a gider yatları yakarız. Antalya’ya iner seraları yakarız. İstanbul’a çıkar arabaları yakarız, İzmir’e iner ormanları yakarız.” Yaptılar mı? Elbette yaptılar. O bunları dün söylemişti; bugün de birileri yine tehdit ediyor. Niye? Nasıl tehdit edebiliyorlar? Neden bu sözlerden ve tehditlerden sonra haklarında gerekli hukuki ve yasal işlemler yapılmıyor?
Ülkede teröristin kim olduğuna, kimin tehdit oluşturup oluşturmadığına hukuk ve yasalar karar vermezse durum aynen böyle olur. İstediğiniz kadar vatanınızı sevin, bir şey değişmiyor. Birisi sizin yaptığınızı terör veya kendine tehdit olarak algılamışsa eyvah...
Hiç kimse çıkıp da "Ülke nereden nereye geldi; ülkede olanlardan yönetim ve iktidar olarak sorumluluğumuz var. Bu ekonomik sıkıntılardan iktidar olarak sorumluyuz. Teröristle bir defa anlaşalım dedik, 900’e yakın polis ve asker evladımızı kaybettik; bu tecrübe bize yeter. Toplumsal barışın bozulmasında iktidar olarak sorumluluğumuz var" demiyor.
Ekonominin kötü gidişinden ya Hürmüz Boğazı ya kuraklık ya da dış güçler sorumlu; terörden ise muhalefet sorumlu... Neredeyse her eksikliğin bir sorumlusu var ama asla iktidar ve yandaşları değil(!)
Peki, iktidar bu DEM Partililerin tehditlerini hiç mi duymuyor, görmüyor? Bunlar için alınmış bir tedbir var mı? Bu tehditlere nereye kadar izin verilecek, yasal prosedür ne zaman işletilecek? Bunlar da mı çerçeve yasa kapsamında değerlendiriliyor? Ya gerçekten tehditlerini yapmaya kalkarlarsa alınmış bir tedbiriniz var mı?
Millete rağmen, Meclis referanduma falan gitmeden bu çerçeve yasayı Meclisten geçirdi ve işleme koyuyor. Zararlarını—elbette olursa—bütün bir millet çekecek. Fakat sorumlusu kim, vebal kimin boynuna?
Beyler, lütfen hayal dünyasında yaşamayın. Samimi iseniz—ki samimi olduğunuzu düşünmek istiyoruz—lütfen artık tedbir alın. Yoksa hayal dünyasında yaşayanların koca bir imparatorluğu ne hale getirdiğini gördük. Bu milleti yeniden bir Millî Mücadele, yeni bir İstiklal Harbi yapmak zorunda bırakmayın. Millet Partisine ve onun lideri Cuma Nacar’a kulak verin. Vatan bizim, vatan hepimizin…
Mustafa Göktekin