14/08/2026
Genel Başkanımızı tarif etmeye çalışan bir dil oluştu. Sanki bir siyasi stratejisi yok, bu ülkenin kurucu değerleriyle arasına mesafe koymuş gibi. Ben bu tarifi kabul etmiyorum.
Çünkü ortada bir cümleyle silinemeyecek, bir oyla silinmeyecek bir sicil var.
Saraçhane'de bu ülkenin sokakları yılların en kalabalık demokrasi savunusuna sahne olduğunda, o meydanı dolduran adamdır Özgür Özel.
Ondan önce kendi partisinde değişimi göze alan, değişim mücadelesini başlatan adamdır Özgür Özel.
19 Mart'ın ağırlığını sırtlayan, her hafta 2 tane, 3 tane cezaevi dolaşan adamdır Özgür Özel. Manisa'da beraber siyaset yaptığı 4 arkadaşından ikisini kendi elleriyle toprağa veren, ikisini cezaevine gönderen adamdır Özgür Özel. Burada Yeni Parti'nin bir siyasi bakış açısı yok, farklı görüşleri yokmuş gibi bir değerlendirmeyi asla kabul etmiyorum.
Bizim 'evet' diyen arkadaşlarımız PKK'nın silah bırakmasına 'evet' dedi. PKK bir terör örgütüdür. Bu terör örgütünün silah bırakmasının iki sebepli Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla doğrudan bağlantısı vardır:
1- Biz bu süreç başlamadan önce 12 askerimizi kış koşullarında Kuzey Irak'ta şehit verdik PKK saldırısında. Hâlâ orada üs bölgelerimizde binlerce, on binlerce askerimiz var. O riski ortadan kaldırmak, 2 bin, 3 bin kaç silahlı PKK'lı varsa silahlarını bırakması Türkiye'nin ulusal çıkarınadır.
2- Türkiye'nin doğusunda, güneydoğusunda silah gölgesinde insanlar siyaset yapmak zorunda kaldı. Yani PKK terör örgütünün varlığı, oradaki ılımlıların, liberallerin, demokrat Kürtlerin, cumhuriyetçi Kürtlerin —ki öyle bir damar vardır, hep de var olacak doğuda, güneydoğu Anadolu'da— seslerini yükseltmesini engeldi. Dolayısıyla silah bırakılması o anlamda Kürt entelektüellerinin, Kürt sanatçıların, cumhuriyetçi demokrat Kürtlerin sesini yükseltmesine sebep olacaktır. Bunu düşünerek arkadaşlarım oy verdiler.
Ben 'hayır' dedim. Ben asker çocuğuyum, benim paradigmam farklı, benim bakış açım farklı. Ben komisyonda da 'Buraya ben askerin, polisin, gazinin, şehit ailelerinin hakkını savunmak için geldim' dedim. Benim hassasiyetim farklı. Demokrasi noktasındaki taleplerimiz yerine gelmedi; işte sanatçılar, komedyenler, siyasetçiler cezaevinde, Türkiye'de adalet yok, hukukun üstünlüğü yok, ne Türk için ne Kürt için demokrasi yok, demokrasinin olmadığı yerde hiçbir şey çözülmez diyerek 'hayır' dedim. Benim 'hayır' gerekçem ne kadar meşruysa, 'evet' diyen arkadaşlarımın gerekçesi de o kadar meşrudur.
Dolayısıyla burada YENİ Parti içinde bir ayrım varmış, bir sanki kafa karışıklığı varmış gibi bir şeyi kabul etmiyorum. Dünyada olgun demokrasilerde, kritik oylamalarda milletvekilleri parti disipliniyle korkutulmaz, serbest bırakılır. Sayın Genel Başkanımızın yaptığı da budur.