Nebi Yildirim

Nebi Yildirim Mal değil, alabildiğin kadar Not al !!!

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına,Erdi Cumhuriyetimin yüzüncü şeref yaşına,Bu rüzgarla şahlanmış dalga dalga bayrağ...
18/05/2023

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına,
Erdi Cumhuriyetimin yüzüncü şeref yaşına,
Bu rüzgarla şahlanmış dalga dalga bayrağım,
Başka bir Tuğ yaraşmaz Türk'ün özgür başına

19 Mayıs Genclik ve Spor Bayramımız Kutlu olsun.

Harp Coğrafyası programı ve Sakarya, Büyük Taarruz , istiklal, Milli Mücadele kitaplarının yazarı Dr. Selim Erdogan hoca...
06/05/2023

Harp Coğrafyası programı ve Sakarya, Büyük Taarruz , istiklal, Milli Mücadele kitaplarının yazarı Dr. Selim Erdogan hocamız ile tanışma şerefini yakaladım bugün Tüyapta ve birde kitap imzalattım kendisine.

Ben Nebii,Tatlıları hazırlayın Geliyorum 🤣Bayramınız Mübarek olsun Dostlar😉💝🙏🫂
20/04/2023

Ben Nebii,
Tatlıları hazırlayın Geliyorum 🤣
Bayramınız Mübarek olsun Dostlar😉💝🙏🫂

Mustafa Fidan abimizin 25.yıl yemegini yedik.Darısı bizim başımıza artık.
13/01/2023

Mustafa Fidan abimizin 25.yıl yemegini yedik.Darısı bizim başımıza artık.

Cumhuriyet Bayramımız Halk olarak hep birlikte gururla kutlamamız gereken en önemli Milli Bayramımızdır. Zira Cumhur  Ha...
29/10/2022

Cumhuriyet Bayramımız Halk olarak hep birlikte gururla kutlamamız gereken en önemli Milli Bayramımızdır. Zira Cumhur  Halk demektir...

Ne Mutlu Cumhuriyeti kuran Halkımıza...
Ne Mutlu Türküm diyebilene...
Ve hatta Turkiyede yaşayıp ama Türk olmayıp,
Ne Mutlu Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım diyebilene...
HALKIMIZIN BAYRAMI KUTLU OLSUN.

Bugün günlerden İstanbul
28/10/2022

Bugün günlerden İstanbul

CUMHURİYETİN İLANI      II. TBMM’nin açılması sonrasında Mustafa Kemal Paşa  TBMM başkanı olmuş, Ali Fethi Okyar hükümet...
27/10/2022

CUMHURİYETİN İLANI

     II. TBMM’nin açılması sonrasında Mustafa Kemal Paşa  TBMM başkanı olmuş, Ali Fethi Okyar hükümet başkanı olmuştu.Bir süre sonra Ali Fethi Bey e karşı tenkitler başladı.Bunun sebebi anlaşıldığına göre  diger Mebusların Bakan olma istekleri idi.

     Bu gelişmeler devam ederken Mustafa Kemal Paşa, artık Cumhuriyetin ilanına sıra geldiğini düşünerek harekete geçti ve ilk önce mevcut Hükûmetin 27 ekim 1923 te istifa etmesini sağlamış ve ardından, yeni kurulacak hükümette kendisine yakın arkadaşlarının görev almamasını istemişti.Bu sebeple yeni Hükümet bir türlü kurulamamıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarını 28 ekim akşamı Çankaya köşküne davet etmiş ve o meşhur " Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz " sözünü söylemiştir.

   O gece Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarını gönderdikten sonra, Ismet Paşa ile birlikte Cumhuriyetin ilanı hakkındaki kanun tasarısını hazırlamışlardı. Bu kanun tasarısı 29 ekim 1923 günü ilk önce Halk Fırkası Grubu’nda tartışılıp kabul edildikten sonra kanun TBMM’ ye getirilmiş ve orada yapılan görüşmelerin sonunda saat 20.30 da oy birliği ile Cumhuriyet ilan edilmiş vede hemen ardından saat 20.45 te seçime katılan 158 üyenin tamamının oyunu alarak Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmişti.

      Cumhuriyetin ilanından sonra ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, ilk TBMM başkanı Fethi Okyar bey, ilk Başbakan da İsmet İnönü olmuştur.

Kaynak: İstanbul Üniversitesi Auzef Tarih Bölümü Atatürk ilkeleri ve inklap tarihi ders kitabı II.(Cumhuriyetin ilanı Bölümü)

Mevlid kandili nedir ? Eskiden nasıl kutlanırdı ?Bu soruları aydınlatmak icin önce Mevlid kelimesinin ne anlama geldigin...
07/10/2022

Mevlid kandili nedir ? Eskiden nasıl kutlanırdı ?

Bu soruları aydınlatmak icin önce Mevlid kelimesinin ne anlama geldigini bilmeliyiz. Halk arasında "mevlit, mevlüd, mevlüt" olarak telafuz edilen Mevlid kelimesi dilimize arapçadan girmiştir.Arapçada "المولد " şeklinde yazılır ve sagdan sola dogru okunur. Islam a inanan müslumanların peygamberi Hz.Muhammed in doğumunu sembolize ediyor bu kelime. Hz. Peygamber Hicri takvime göre ( Arapların 622 yılını yani Hz.peygamberin Mekkeden Medineye göc etmesini başlangıç kabul ettigi ve Ay 'ın hareketlerini esas alan 1 yılı 354/355 gün olan takvimdir) Hz. Muhammedin miladi takvime göre Milattan sonra 571 yılı , hicri takvimin aylarından Rebiülevvel ayının 12. Gecesi (20 Nisan) dogdugu rivayet edilir. ( Rebi arapça Bahar demektir ki Bahar ın öncesi anlamına gelir Türkçede, Rebiülevvel kelimesi)

Günümüzde Mevlid, Özel günlerde kandillerde, sünnet töreni, hac dönüşü, asker uğurlama, bir ölümün 40. günü ve kutsal gecelerde hz.Muhammed'in doğumu, kutsal kişiliği, miracı gibi olağanüstü anlatı ve mitoslarla bezenmiş, gerçeküstü olayları anlatan edebî metinlerin makam ve usûl ile okunmasıdır.
Mevlid olarak ezberden okunan bu metinler aslinda çoğunlukla Süleyman Çelebi‘nin ( türbesi Bursa Cekirge semtinde çıragan parkındadır) 15. yüzyıl tarihli "Vesîletü'n Necât" (Kurtuluş Vesilesi) ismini taşıyan manzum, Türkçe eseridir. Bu nedenle "mevlîd" kelimesi ile kastedilen çoğunlukla Süleyman Çelebi'nin söz konusu eseridir. Arapça, Kürtçe, Arnavutça gibi birçok dilde de mevlidler yazılmıştır. Türkçe mevlid geleneğinde olduğu gibi özel günlerde ve kutsal gecelerde okunduğu gibi, diğer zamanlarda da isteyenler tarafından okunmaktadır.Günümüzde icrâ edilmekte olan mevlid bestesini, 17. yüzyılda Bursalı Sekbân adlı bir musikîşinas tarafından bestelendiği sanılmaktadır.

Osmanlı doneminde ilk kandil kutlamaları ise
Osmanlı Padişahı II. Selim döneminde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir.

Mevlid Kandilimiz Hayırlı olsun🙏🤗

Yüreğindeki yaşam enerjisine tutun..! O seni yanıltmaz...
02/10/2022

Yüreğindeki yaşam enerjisine tutun..!
O seni yanıltmaz...

Hayatımda En iyi eğitimi aldığım  iki Müstesna Kadından ilki olan sevgili Annemi (cennet mekan) Rahmetle ve saygıyla anı...
08/03/2022

Hayatımda En iyi eğitimi aldığım iki Müstesna Kadından ilki olan sevgili Annemi (cennet mekan) Rahmetle ve saygıyla anıyor ve onun yadigârı biricik Ablam var olduğu için sonsuz şükürler olsun🙏
iyi ki hayatımda var olmuşlar.🤲

Kadınının inanılmaz azmi ve zekası ile umuyor ve diliyorum ki 21.yy da kadınların her alanda hak ettikleri yerleri dolduracaklar..zira Erkek hegomonyası dünyayı anında savaşlara ve Yangın yerine çevirmekten geri kalmıyor🤣..
8 Mart Dünya Kadınlar gününüz sonsuza kadar kutlu olsun 💐🙏⭐💝

Biliyorum , pek sevmeyiz millet olarak uzun yazıları 🙂  Ama madem bu bayram pandemi nedeniyle evdeyiz belki merak edenle...
13/05/2021

Biliyorum , pek sevmeyiz millet olarak uzun yazıları 🙂 Ama madem bu bayram pandemi nedeniyle evdeyiz belki merak edenler olabilir diye işte O ESKI BAYRAMLAR konusunu paylaşmak istedim dostlar... Bakalım ecdad Osmanlı döneminde nasıl kutluyormuş...

AHHH NERDE O ESKI BAYRAMLAR...NERDEE..?
Deyip her bayram illa Dost ve Akrabalarımıza yapmış olduğumuz Bayram ziyaretlerinde ki sohbetlerde çok özlenen eski Bayramları mutlaka yad eder, eski bayramların hayatımızdaki izlerini ararız ...
Aslında bunun bir tür Mutluluk arama sebebi olduğunu kimi zaman bilinçsiz, kimi zaman Bayram muhabbetlerine ayak uydurmak olduğunu bilerek yaparız..Neticede eski Bayramları yad ederek mutlu olan bir ritüelimiz bile oluşmuş...

OSMANLI’DA BAYRAM KUTLAMALARI...

Osmanlı’da bayram günlerinin ne zaman yapılacağının belirlenmesi İstanbul kadısının yapmış olduğu hesaplamalar sonunda karar verilirmiş. Ramazan bayramı üç gün sürer ve bu bayrama “Iyd-i Said-i Fıtr” adı verilirmiş. ( Her sene tekrarlanan Şevval ayının 1. günü, Ramazan bayramı olarak hesaplanırmış)

Osmanlı İmparatorluğu’nda Ramazan bayramının başlaması için Şevval Ayı’nın girdiğinin işareti olarak hilalin çıkması beklenirmiş. Eğer Ramazan’ın 29’unda hilal görülmezse, Ramazanın 30’unda top atılarak ertesi günün bayram olduğu ilan edilirmiş. Hilal görülmediği takdirde bu şekilde bayram gününün tespitine “ tekmil-i selasin ” yani eski ayları 30 güne tamamlama anlamında denilirmiş. Kurban Bayramı’nda da ayın durumuna göre, Zilhicce ayının birinci gününün tespitiyle Arife ve Bayram günü belli olurdu. Ramazan’ın başlangıcını, bitişini, Kadir Gecesi’ni ve Kurban Bayramı’nın ne zaman olduğunu belirlemek, İstanbul Kadısı’nın göreviydi. Kadı bu günleri tespit ettikten sonra Saray’a bildirir, daha sonra da durum halka ilan edilirdi. Saray’a bu günleri bildiren İstanbul Kadısı yüklü bir bahşiş alırmış padişahtan.

Iyd-ı fıtr yani Ramazan bayramı Osmanlı’da saraydan köylere kadar heyecan içinde kutlanırmış. Arife günü, ikindiden itibaren Ramazan Bayramı’nın üçüncü günü akşamına kadar her gün top atılır, bu toplar genellikle Tersane’den ve Donanma’dan ateşlenirmiş. Bazen limanda bulunan yabancı gemiler de top atarlarmış. Arife Gecesi bütün cami ve mescitlerin kandilleri yakılırmış. Tahirü’l Mevlevi’de yayımlanan 1921 tarihli bir yazıda, eski bayramlar şöyle anlatılıyor: “Başta İstanbul olmak üzere her şehirde Arife günü hamamlar sabaha kadar açık olurdu. Genelde hamam işi son güne bırakıldığı için, hamamlarda iğne atsan yere düşmezdi. Şekerci dükkanları da geç vakte kadar çalışırdı. Bayram sabahı gün ağarmadan davulcular namaz için halkı uyandırırlardı. Ardından toplar atılarak halk sabah namazına çağrılırdı. Aile reisleri erkek çocuklarını da alarak camiye gider ve sabah namazını kılarlardı. Daha sonra camilerde kürsüye çıkan vaizler, bayram namazı vakti gelinceye kadar camide bulunanlara vaaz ederlerdi. Namazdan sonra genelde birbirini tanıyan insanlar birbirlerine Îdiniz sa'îd olsun!.. deyip bayramlaşarak mezarlıkların yolunu tutarlardı. Mezarlık ziyaretlerinde, ölmüş büyüklere dualar edildikten sonra herkes evine giderdi. Büyüklerin ellerini öpen çocuklar, daha sonra yeni elbiseleriyle komşuları dolaşırlardı. Bu ziyaretlerde el öpen çocuklara bayram harçlığı ve mendil verilirdi.”

Bayram törenleri
Padişah bayram sabahı namazını Hırka-i Saadet Dairesi‘nde veya Ağalar Camiinde kılarmış. Ardından Hırka-i Saadet Dairesi önüne kurulan tahtına otururdu. Enderun’un güzel sesli hafızları dualar okurlar, ardından görevliler bunlara hediyelerini verirlerdi. Mehter çalmaya başlayınca bir taraftan da topluluk hep bir ağızdan “Ömrün uzun olsun” ve “Iydin said olsun” (Bayramın mübarek olsun) diye bağırırlar ve dua ederlerdi.
Diğer taraftan padişahı ile bayramlaşma hakkı olan kişiler sabah namazını Ayasofya Camii‘nde kıldıktan sonra saraya gidip Divan-ı Hümayun’da toplanırlardı. Topluluğun geldiği haberi padişaha iletilince, sultan da Arz Odası‘na geçerdi. Daha sonra da görevlilerin dizildiği yoldan tahtın bulunduğu yere gelirdi. Bu sırada görevliler “Aleyke avnullah” yani Allahın yardımı üzerinize olsun diyerek seslenirlerdi.

Tören sırasında kimin nerede duracağı en ufak teferruatına kadar belliydi. Örneğin padişahın oturduğu tahtın arkasında sağda harem ağası, solda da silahtar bulunurdu. Buradaki tören sırasında mehter durmadan çalardı.Veziriazam, kazasker gibi görevliler etek öperken padişah ayağa kalkardı. Bu üst düzey ricalden sonra sıra defterdar, nişancı reisülküttap, defter emini gibi bürokratlarındı. Ancak bunlar öncekiler gibi etek değil eşik öperlerdi. Şeyhülislâm ise padişahın önünde eğilir ve elini öperdi. El etek öpme işlemini bitiren görevliler kendileri için belirlenmiş yere geçerek tören müddetince ayakta dururlardı. Kapıkulu ocaklarının üst düzey subayları da bu bayramlaşmada bulunurdu.

Bayram alayı ve namazı
Sarayda bayramlaşmanın tamamlanmasından sonra padişah Hasoda’ya geçerek bayram namazı için üstünü değiştirirdi. Bayram namazı büyük camilerden birisinde kılınırdı.Padişah haremden çıkıp, özel olarak süslenmiş atına biner ve Babüsselam Kapısı önünde kendisini bekleyen devlet adamlarıyla birlikte camiye doğru yola çıkardı. Devlet ileri gelenleri rütbelerine göre atlı veya yaya olarak padişahı takip ederlerdi. Tören bölüklerini teşkil eden solaklar ve peykler ise kıyafetleri ve hareketleri ile göz dolduran bir görünüm arz ederdi. İstanbul halkı bu manzaraya şahitlik edebilmek için güzergâhı doldururdu.Camiye gidilip, namaz kılındıktan sonra da aynı düzen içerisinde saraya geri dönülürdü. Bayram namazı için yapılan bu gidiş ve dönüşe bayram alayı denilirdi. Fransız seyyahı Paus Lucas eserinde bir bayram alayını şöyle tasvir etmektedir:
“At üzerindeki hükümdarın ihtişamı ile hiçbir şey mukayese edilmezdi. Bindiği ve yedekte götürdüğü atları yeryüzünün en güzel atları idi. Atların güzelliği ve koşumlarının zenginliği ve subayların çokluğu içinde alay intizam ve hem kendisinden hem de seyreden halktan gelen dikkate şayan bir sessizlik içinde yol alıyordu. Gerçekten de dünyanın en eğlenceli ve en meraklı gösterisi idi.”

Bayramın ikinci günü Padişah “yeni saray” yani Topkapı Sarayı’nda bulunan Gülhane Köşkü’nde bulunurdu. Buraya Kaymakam, Şeyhülislam, Kaptanpaşa gibi görevliler, maiyetleri ile birlikte gelirler ve bayram tebriki için bir tören düzenlenirdi. Bayramın üçüncü günü ise, Padişahlar eski geleneklere göre, Eski Saray’da cirit oyunu seyrederlerdi.Bazı bayramlarda Padişahlar halka açık büyük şenlikler düzenletirdi. Bu gibi durumlarda seyirciler yarım ay şeklinde otururlar, padişahın otağı da bunların tam merkezinde bulunurdu. Padişahın otağının sol yanında ziyafet çadırı yer alırdı. 15. yüzyıldan sonra şenlik düzeni belirli bir protokol ve programa bağlanmıştır. Bayramlarda öğleden önce bayramlaşma, ikram, pişkeşlerin dağıtılması ve yemekle geçer, öğleden sonra da gösteriler yapılırdı. Büyük törenlerde geceleri kandiller, mahyalar ve fişeklerle donanma düzenlenirdi. Yapılan gösterilerde çeşitli hünerler, esnaf oyunları, sportif müsabakalar yer alırdı. Böylece bayramlar bir devlet halk kaynaşmasını da beraberinde getirmiş olurdu.Mahalle’de bayramlaşma ise, ayrı bir anlam ifade ederdi. Mahalle bekçileri ve Ramazan davulcuları ev ev dolaşarak bahşişlerini toplarlardı. Eğer mendil ve kumaş verilirse bu bir sırığa bağlanırdı. Bunların ardından tulumbacılar, daha sonra da çöpçüler ziyarete gelirdi. Bu ziyaretçileri uğurlayan ev sahipleri, yola düşerek ilk gün yakın akrabaları olan büyüklerini ziyarete giderlerdi. Bayramda eve gelen insanlara önce şeker, ardından da kahve ikram edilirdi. Ancak şeker öyle bir tane verilmez, şeker tepsisi misafirin önüne konulurdu. Misafir tepsiden istediği kadar şekeri yerdi.

Musalla'da (Bayramlaşma meydanı)namaz
Bayram namazına gelince, erkekler yanlarında çocukları olduğu halde bayramlık elbiselerini giyer ve yakınlarında bulunan bir camide bayram namazını eda ederlerdi. Vüzera, ekâbir-i ricâl ve diğer memurlardan "Rikâb-ı Hümâyûn" denen Padişah Hazretlerinin tebriklerini arz etme merasimine dahil olanlar ise, sabah erkenden rütbelerine göre resmî elbiselerini giyer ve saraya giderlerdi. Dönüşte ise hareme gelir, resmî elbisesini değiştirir, biraz kahve, çubuk içer, azıcık dinlenir ve bayramlaşma tebriklerine hazırlanırdı.
"Musalla" denen açık araziler, bayramdan bir iki gün evvel süpürülür ve temizlenirdi. Halk, bayram namazları için, omuz ve koltuklarında seccadeleri olduğu halde gecenin yarısından itibaren bu meydana akın hâlinde gelir ve yer alırlardı. Bazen çok kalabalık olur, o zaman halk, meydana (musallaya) sığmaz, etraftaki sokaklara yayılır ve öylece namaza iştirak ederlerdi.
Musallada (Bayramlaşma meydanı) bembeyaz sarıklı, siyah latalı hocalar; ebaniye sarıklı ihtiyarlar, orta yaşlılar, gençler ve bayram elbiseleriyle çocuklar, büyüklerin üzerinde siyah, lacivert, mavi renkli geniş çuha şalvarlar ve çuha paltolar, bellerinde Acem veya Gürün şalları sarılı, boyunlarından atma gümüş zincirli, iki kapaklı, oldukça büyük saatleri şallarının arasında bulunur, arada bir zorlukla çıkarır, vakti takip ederlerdi. Yine İslamiyet'in ilk dönemlerinden beri devam eden kadim bir gelenek bu yüzyılda da devam etmekte; musallada kılınan bayram namazlarını seyir için uzak mahallelerden birçok kadın, genç kız meydana nazır evlerde oturan akraba ve dostlarının evlerine gelip, meydanları çevreleyen bu evlerin pencere ve damlarından namazı seyretmekteydiler. Bayram namazları gerçekten büyük bir azamet ve ihtişam içinde kılınır, namazdan sonra ilk tebrikleşmeler cami içerisinde başlar, tanıdıklar burada, el öperek bayramlaşırlarmış...

Görülüyor ki ecdadımızın özellikle dini Bayramlarımıza göstermiş olduğu ilgi ve alaka eski zamanlarda da ihtişamını hic kaybetmemiş..

Umuyorumki şimdilerde bizlerin yaşadığı Bayramlar da gelecek yüzyıllarda destansı anlatılara konu olacak kadar bugün Mutluluk ve Huzur kaynağına dönüşen bir özlem olarak
Tarihteki yerini almaya devam eder...

NICE GÜZEL HATIRALARLA TEKRARLARI DİLEĞİYLE MUTLU BAYRAMLAR OLSUN

BAZEN DOST ARARIM..Kusur aramam ben..Dost ararım...Bulurum da..Sanki içimdeki uzaktan..Derinden çagırırım onu..Koşar gel...
14/03/2021

BAZEN DOST ARARIM..
Kusur aramam ben..
Dost ararım...Bulurum da..
Sanki içimdeki uzaktan..
Derinden çagırırım onu..
Koşar gelir, nerde olsa..
Bazen gözümün  kenarına..
Bazen burnumun kokusuna..
Bazende sımsıkı kollarıma..
Öylece  dost oluruz..
Çıkarsız şartsız şurtsuz..
Bazen Çimenin yeşilinde..
Bazen bir dalın  çiçeginde..
Kimi zamanda iyotlu sahillerde..
Bazende bir köpeğin patisinde..
O beni dinler bazen, bende onu..
Sonra ikimizde sessizliği...
Bazende sessizlik ikimizi...
Hem sever hem söylenirim...
Seni ck özledim dostum..
Sen nerelerdesin diye...

Nebi Yıldırım
MUTLU PAZARLAR

Address

Bursa
16000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Nebi Yildirim posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Nebi Yildirim:

Share

Category