Hür Vatan Uşak

Hür Vatan Uşak Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Hür Vatan Uşak, Political organisation, kemalöz Mahallesi, Durak.

29/04/2024

Biz alıştık her Haziran, Temmuz, Kasım ve Aralık aylarında enflasyonun düşmesine. Ama neden sadece bu aylarda düşer ki ?

19/04/2024

Hala aynı hatada ısrar ediyorlar, rakiplerini ve oy verenleri eleştirerek kendi hatalarını görmezden geliyorlar

BAYRAMLARDA POLİS OLMAK   Hepimiz birçok bayram tatillerinin birleştirilerek dokuz güne çıkarıldığına defalarca şahit ol...
14/04/2024

BAYRAMLARDA POLİS OLMAK

Hepimiz birçok bayram tatillerinin birleştirilerek dokuz güne çıkarıldığına defalarca şahit olduk. Resmi kurumlarda çalışan hemen, hemen tüm memur, işçi ve sözleşmeli personelin tamamına yakını, birkaç istisna dışında kaldı ki onlarda birer gün nöbet tutarak bahse konu tatil sürelerinden ücretlerinden hiçbir kesinti olmadan faydalandılar. Hatta nöbet tutanlar resmi tatil olması nedeniyle nöbet ücretlerini fazlasıyla aldılar, kimileri yetersiz bulup hayıflansa da. Birçok özel şirketlerde, bankalarda ve daha birçok yerlerde çalışanlarda bu tatil sürelerinden faydalanarak, ya memleketlerine ya da tatil beldelerine imkanları ölçüsünde giderek bayramlarını neşe içinde kutladılar.
Bu ramazan bayramında polisler için her ne kadar daha fazla iş, mesai ve ek görev olmasına rağmen, on nisan polis bayramının ramazan bayramının birinci gününe denk gelmesi ile iki bayramı bir arada kutlamak, pardon çalışarak geçirmek zorunda kaldılar.
Sizler bayram öncesi memleketinize veyahut tatil beldelerine yola çıkmak için bin bir hazırlık yaparken.
-Polislerin bayram öncesi, bayram süresince ve sonrasında bin bir türlü ek görev yazılarak çalışmak zorunda kaldıklarını hiç aklınıza getirdiniz mi?
-Belki birkaç Polis kendi yıllık iznini kullanarak sizinle birlikte tatil yapma fırsatı bulmuştur. Lakin iki elin on parmağını geçmez Çalışan Polis sayısı göz önüne alındığında bu fırsatı yakalayabilenler.
-Sizlerden nöbet tutanlar tatil nedeniyle normal nöbet ücretini misliyle almasına rağmen hayıflanırken, yoğunluktan dolayı belki de on iki, on iki çalışmak zorunda kalan Polislerin resmi tatil olmasına rağmen bayram boyunca aralıksız çalışsalar dahi hiçbir ek ücret almadığını biliyormusunuz acaba?
-Tatil için yola çıktığınız da yollarda trafik kontrolü yaparak memleketlerinize, tatil beldelerine sağ, salim varmanızı sağlayan Trafik Polislerinin kendi hatalarınızdan dolayı, sizlere yasalar gereği yazdığı cezalara itiraz ederken kim olduğunuzu hatırlatarak akla hayale gelmeyecek hakaretler, yumruk atmalar ve bıçaklamaya kadar varan şiddete meyil ettiğinizde hiç düşündünüz mü, onlarında bir ailesi olduğunu ve ailesini bayram için memlekete göndermesine rağmen kendilerinin belki de hiçbir bayrama ailesi ile gitme fırsatı bulamadığını?
-Hiç düşündünüz mü, bu sene Polislerin iki bayramı bir arada kutlarken (Ramazan bayramı, on nisan Polis Bayramı) daha fazla çalışmak zorunda kaldıklarını?
-Birçok kere küçümseyerek, hakaretler ederek, haritadan yer beğendirerek, hamili kart sahibi yakınızın sayesinde tüm haksızlığınıza rağmen haklı çıkarak görmezden geldiğiniz Polisler her nerede ne işle meşgul ise bilin ki sizin daha iyi yaşamanız içindir. Bilin ki siz yaşayın diye hemen, hemen her gün bir Polis canından oluyordur.
-Ve tüm bunlara rağmen işi olmayan Polis oluyor deyip aldığı maaşı çok görüyorsunuz ya, kendi maaşınız ile kıyaslıyorsunuz ya, işte o Polislerin birçoğu en az sizin kadar okumuş ve üniversite bitirmiş Polislerden oluşuyor günümüzde. Siz liyakatin önüne geçerek bir yerlerden kayrılarak atandığınızdandır belki de Polislerin birçoğunun, Polis olmasının nedeni. Ve bir insan Polis olduğunda ayrılmaz bir parçası olur bu mesleğin tüm zorluklarına rağmen. Bir hayat kurtarmanın hazzı, bir hırsızı yakalayıp müştekinin kaybının giderilmesi, bir katilin yakalanıp öldürülenlerin yakınlarının yüreğine birazda olsa ferahlık sağlanması ve binlerce nedenlerden dolayı bir kimsenin yüreğine dokunmanın mutluluğu sarar sizleri Polis olduktan sonra. Eğer bunların verdiği mutluluğun farkına varamazsanız Polis olduktan sonra asla dayanamazsınız onca iş yüküne, mobinglere, her önüne gelenin hakaretlerine, sadece birinin sizin sayenizde gülmesi dayanılır kılar bu mesleği.
-Daha önceki yazılarımda da dediğim gibi, sizler görev için gittiğiniz bir yerde kapıyı kolayca çalıp işinizi yaparken, bizler her çaldığımız kapının önünde her an ölümü bekliyoruz, belki de kapının hemen ardında Azrail bizi bekliyor.
-Rahmetli Nejat UYGUR’un da dediği gibi “bayram Pazar bilemezsin, hasta olsan yatamazsın çocuğun olsa görmezsin, anan ölse gömemezsin, ecelinle bile ölemezsin” işte tamda böyle bir meslektir Polislik.
-Varın siz karar verin Bayramlarda Polis olmak nicedir diye. Lakin önce çevrenize bakın Polis nedir, görevleri nelerdir, neye göre hizmet eder, yasaları nasıl uygular diye. Ve sonra kendi eksiklerinize bakın, neden ceza yedik, neden yakalandık, neden aranıyoruz diye. Hiçbir Polis sizin suçunuz yoksa peşinize düşmez, kafasına göre ceza yazmaz ve öyle zaman olur ki güler yüzünüz, samimiyetiniz karşısında, başkalarına zararınız yoksa eğer hatalarınızdan dolayı görmezden geliverir yazması gereken cezayı yazmak yerine ikaz ederek hayırlı yolculuklar diler.
-Bir düşünün bakalım, bayramlarda Polis olmak nicedir.
Saygılarımla…

Muhammet YEGİT
Emekli Polis
14.04.2024

DÜN BİR BUGÜN İKİ  Yerel seçimler öyle ya da böyle geride kaldı. Kim kazandı? Kim kaybetti? Tartışmaları hala devam ediy...
14/04/2024

DÜN BİR BUGÜN İKİ

Yerel seçimler öyle ya da böyle geride kaldı. Kim kazandı? Kim kaybetti? Tartışmaları hala devam ediyor. Oysa ha sağ kazanmış, ha sol kazanmış, kazananı millet olmadığı sürece sağ da boş, sol da boş.
Her siyasi görüşün yardakçıları, yalakaları, kan emicileri, milletin kazanmasının önünde engel olmaya devam ettiği sürece, seçimlerin sefasını seçilenler ve etrafındakiler, cefasını seçenler çekmeye devam edecek gibi görünüyor ne yazık ki.
Gelelim yerel seçimler sonrasında sosyal medya silahşorlarının meydan muharebesine. Tarafgirliğini yaptıkları siyasi partilerin neden kaybettiğini araştırmak yerine, yeni seçilen belediye başkanlarının her hareketini kötüleyerek yaparsa bilmem kim yapar gibi basit ifadelerle kendi hatalarını görmezden gelmeye devam ettikleri anlaşılmaktadır paylaşımları göz önüne alındığında.
Yurdumun her köşesinden hemen, hemen her gün bir belediye başkanı kendinden önceki belediye başkanı rakip partili ise eğer, belediyeleri ne kadar borç ile aldıklarını sergileme yoluyla bir önceki halefini kötüleyerek başlıyor maalesef başkanlığa. Bugün sağ parti, yarın sol parti bir önceki halefini doğrularını görmezden gelerek yargılamayı başarı saymayı hedefliyor anlaşılan. Ve hiçbir belediye başkanı kendi partisinden aldığı belediyenin borçlarını açıklama gereği duymuyor diğerleri gibi. Bir şeyler yanlış gibi sanki. Bırakın öncekini kötüleyerek siyaset yapmayı, ilk günden seçimler öncesinde vaat ettiğiniz projeleri hayata geçirmek için gerekenleri yapın, yapın ki halk öncesini ve sonrasını kendi gözleriyle görsün.
Seçimler öncesinde yapılması gereken zamları, seçimlere etkisi olur diye erteleyen belediye başkanları, seçimleri kaybettiğinde halefinin yapması gerekeni yaptığında;
-Yaparsa bilmem kim yapar
-İşte bunlardan da tam da bu beklenirdi
-Her şey çok güzel olacak gibi
Daha onlarca hayıflanma ile başarısızlıklarının nedenlerini araştırıp, kabullenmek yerine, yenildikleri haleflerini kötülemeyi başarı saymaya çabalıyorlar ne yazık ki.
Dün bir bugün iki
-Daha ne kadar sürecek, icraatlar la halkın gönlünü kazanmak varken, rakip siyasetçileri kötüleyerek gönül kazanma çabaları?
-Daha ne kadar sürecek, kendi anlayışının hep doğru olduğunu savunarak, rakiplerinin hep hata içinde olduğunu söyleyerek kazanma çabaları?
-Daha ne kadar sürecek, Neden kaybettik diye araştırma gereği duymadan, nasıl kazanırlar gibi söylemlerle haksızlığa uğradıklarını gösterme çabaları?
Dün bir bugün iki
Bırakalım zamana, zaman değilmidir ki;
-Kim haklı, kim haksız ortaya koyan
-Kim doğru, kim yalan gösteren
-Çalışanla, çalışmayanı ayıran
Siz çalışın, hangi siyasi partiden olduğunuz önemli değil, bağımsız da olsanız seçiyor insanlar yeter ki çalışın, vaatlerinizin ardında durun.
Dersini alan vatandaş, bir gün ders verir unutmayın.
Açıkladıklarınızla değil, vatandaşın hissettikleriyle aranızda bağ kurun yoksa verdiği yetkiyi almasını bilir seçmen.
Kendi siyasi fikriniz ile aynı görüşe sahip olmayanları hain olarak görmeye devam ederseniz, hatalarınızı görmezden gelirseniz ve açlık, yoksulluk sınırı altında ki gelirleriyle geçinmek zorunda olanlardan her daim elini taşın altına koymasını isterken, kendiniz manda kaymağına bal sürüp, ejder meyvesi yediğinizi anlatırsanız kaybolup gidersiniz.
Dün bir bugün iki
Yarın ola hayrola vatandaş duyduğuna değil yaşadığına ve gördüğüne inanmaya başladığı gün kendinize gelirseniz geç kalmış olursunuz, bilin istedim. Hani derler ya iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır diye. Öz eleştirinizi yapmadan başkalarını kötüleyerek siyaset yapmaya son verdiğinizde kazanan hem sizler hem millet olacaktır.
Saygılarımla…

Muhammet YEGİT
Emekli Polis
14.04.2024

03/04/2024

TÜİK Mart 3.16 Yıllık 68.50, ENEG Mart 5.68 Yıllık 124.63 enflasyon var. Vatandaşa soran yok

03/04/2024

Enflasyonu konuşarak düşüren tek ülkeyiz...!

PERŞEMBENİN GELDİĞİNİÇARŞAMBADAN ANLAYABİLİRDİNİZ   -Temmuz ayında memura verilen seyyanen zammı Ocak ayında sabit tutup...
01/04/2024

PERŞEMBENİN GELDİĞİNİÇARŞAMBADAN ANLAYABİLİRDİNİZ

-Temmuz ayında memura verilen seyyanen zammı Ocak ayında sabit tutup, zam farkını emekliye seyyanen zam olarak aktarsaydınız,
- Emekliyi ekonominin sırtında yük olarak görmeseydiniz, elini taşın altına koyması gerekenlerin emekliler değil de ülkemizde yaşayan her ferdin ortak olması gerektiğini söyleyebilseydiniz,
-Onca genç işsiz varken, emekliyi açlık ve yoksulluk sınırı altında ücrete mahkum bırakmanızdan dolayı, geçinebilmesi için ikinci bir işte çalışmasını önermeseydiniz, hatta dalga geçer gibi simit sat, su sat gibi söylemlerle aşağılamasaydınız,
-Zenginin vergi ve diğer borçlarına af getirmenize rağmen, yoksulun mutfağına göz dikmeseydiniz,
-Sığınmacı konumundan neredeyse işgalci konumuna dönüşen göçmen sorununa, çözüm getirerek kendi halkınızın isteklerine öncelik verseydiniz,
- Her zaman seçmenin sizi anlamasını değil de birazcık da siz seçmenleri anlayabilseydiniz, ne haldeler, ne yiyip, ne içiyorlar diyebilseydiniz,
-Söz verdiğiniz üçüncü dönem refah düzeyinin artacağı ve milli gelirin adil olarak dağılımını sağlayabilseydiniz,
-İş adamı zihniyetinde olan bakanların halkın isteklerinden ziyade kendiişleri ilgilendiren kanunlarla daha ilgili olduklarının anlayabilseydiniz,
-Dün faiz haram derken, bugün faizi artırarak ekonominin düzeleceğini söyleyerek kendinizle çelişmeseydiniz,
-Kur korumalı, devlet garantili geçiş ve benzeri uygulamalarla zengini daha zengin yapma peşinde koşmasaydınız,
-Kendiniz şatafat içinde yaşarken halkın dört üçünden fazlasının yoksullaştığını görmezden gelmeseydiniz,
-Aday belirlerken yerel halkın istediği kişiler değil de, birkaç kişinin istediği kişileri aday göstermeseydiniz,
-Boş tencere hükümetleri yıkar deyiminin varlığından haberdar olabilseydiniz,
-Çalışanları yaptığı işler göz önünde bulundurmaksızın aynı kefeye koyarak ücretlendirip iş yükünü ve zorluklarını görmezden gelmeseydiniz,
-En az maaş alan emekliler diye, diye yıllarını çalışarak harcamış ve yine iş zorluğu ve güçlüğü ile mücadele ederek emekli olmuş insanları yok saymasaydınız,
-On altı milyon emekli var demenize rağmen. Üç beş oy için gününden önce emekli ettiklerinizin maaşını, yıllarını harcayarak emekli olmuş insanların maaşlarını gerektiği gibi artırmayarak ödeme yolunu seçmeseydiniz,
-Bizden önce neredeyse su bardağı bile yoktu diyecek kadar, önceki dönemleri yok saymanıza rağmen ders çıkarmış olabilseydiniz,
-Her doğruyu kendinizden bilip, yanlışlarınızı başkalarına yıkmaya çalışmasaydınız,
-Eleştirileri kulak ardı etmeseydiniz,
-Dahası seçmenlerle birlikte aynı ülkede yaşadığınızın farkına varmış olabilseydiniz ve enflasyonun açıklanandan daha fazla hissedildiğini görüp, insanları günden, güne fakirleştirdiğini görüp anlayabilseydiniz,
-Çalmadık kapı bırakmayacağız dediğinizde çaldığınız kapılar ardında yaşayan insanlara birkaç broşür, hediye vermek ve kendinizi övmek yerine, içeriye girip ne haldedirler diye görüp anlamaya çalışabilseydiniz,
-Ve yüzlerce nedenlerden dolayı gözlerinizi kapatmak yerine açık tutarak çevrenizde olup bitenlerin farkına varabilseydiniz,
Keşke bir Nisan şakası olsaydı diye düşünmek yerine.
Perşembenin gelişini, çarşambadan anlayabilirdiniz.
Saygılarımla…

Muhammet YEGİT
Emekli Polis
01.04.2024

AT GÖZLÜĞÜ   Geçinemiyorum-Telefonunu göster   Geçinemiyorum-Kafeler dolu   Geçinemiyorum-Her evin önünde son model arab...
31/03/2024

AT GÖZLÜĞÜ
Geçinemiyorum
-Telefonunu göster
Geçinemiyorum
-Kafeler dolu
Geçinemiyorum
-Her evin önünde son model araba var
Geçinemiyorum, diyen her seçmene bu ve benzeri şekilde cevap verirseniz, seçmenlerin bulunduğu içler acınası hali görmek yerine, yerel seçimlerde yaşadığınız bu hezimeti genel seçimlere taşırsınız.
Halkın istediği adayların yok sayıldığı
Halkın isteklerinin yok sayıldığı
Emeklilerin sanki başka bir ülkede yaşıyormuşcasına dışlandığı
Mültecilerin el üstünde tutulduğu
Enflasyonun neredeyse üç basamaklı hanelere çıktığı
güzelim memleketimde zenginin vergisine, borcuna af gelirken,
-Halktan fedakarlık isteniyorsa
-Çalışana seyyanen zam verilirken emekli yok sayılıyorsa
Yerel seçimlerden başka bir sonuç beklemek akla abes olmalıdır ki sonuçlar bunun doğruluğunu kanıtlar nitelikte.
Yazımın başlığının kısa açıklamasını yapmak istiyorum izninizle. Önünüze bakarak çevrenizde olanları ve çevrenizdekileri görmezden gelirseniz bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.
Ülkemizin dörtte üçünün açlık ve yoksulluk sınırı altındaki gelir ile yaşamak zorunda olduğunu bilmezden gelirseniz ve buna rağmen halkın mutfağında görmeyi hayal bile edemeyeceği yiyecek, içecekleri tükettiğinizi söylerseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.
Yapılan eleştirilerin doğruluğuna aldırmadan, yapanı hain ilan ederseniz sonuçlarına katlanırsınız.
Eğer emekliye verilecek olan seyyanen zam ile ekonomi çökecekse, neden çalışana verdiniz? Sıkıntı varsa çalışanıyla emeklisiyle, politikacısıyla, iş adamıyla yani ülkenin her ferdiyle ortak olunmalıydı zorluklara.
Emeklinin yaşadığının ve seçimlerde belirleyici konumda olduğunun bir kanıtıdır yerel seçimlerin sonuçları.
Muhalefetin başarısı kadar, sizin adil gelir dağıtımı yapamayarak, her seçim öncesi yetkiyi bize verin deyip seçimlerden sonra seçmenleri yetkisiz kılmanızın ve başarısızlığınızın sonucudur yerel seçimlerde ortaya çıkan tablo.
Çıkarmayın gözlüklerinizi, önünüze bakmaya devam edin.
Siz değişmedikçe, seçmen değişecektir. Vaatler masal olarak her seçim öncesi tekrarlanıp tutulmayacak sa, seçmen değişecektir. Siz vaatler verilir ama tutulmayabilir dedikçe, seçmen değişecektir. Ve bu değişimin sonu yerel seçimlerde olduğu gibi genel seçimlerde de değişmeyeni değişmeye zorlayacaktır.
Ve bu yerel seçimlerde değişime önderlik yapan dışlanan, horlanan, yok sayılan emekliler olmuştur.
Kendilerinden gram ödün vermeyen seçilmişlere, seçmen dik duruşuyla biz varsak bayrak inmez, ezan susmaz diyerek Vatan, millet, bayrak ve din söylemleriyle artık kimsenin kendilerinden oy alamayacağını gözler önüne sermiştir.
Görünen o ki seçilenler tarafından görünmeyenler kendini göstermiştir yerel seçimlerde.
Sonuç olarak yol önündekiler kadar her iki yanında ve ardındakiler ile birlikte gidilirse sorunsuz hedefe varır. Sadece önüne bakarak diğerlerini görmezden gelirsen kaybolur gidersin.
Saygılarımla...
Muhammet YEGİT
Emekli Polis
31.03.2024

28/03/2024

Emekli maaşına düzenleme Temmuz ayında düşünülüyormuş, anlaşılan önce emekliler Mart ayında Yerel seçimleri düzenleyecek

27/03/2024

Kim kazanırsa kazansın, kaybeden seçmen oluyor. Seçilenler hep iş adamı, kendi işine bakıyor

AÇ MISIN AÇIKTAMISIN …!   Dünkü yazımın altına yazımın başlığı olarak kullandığım yorumu yapmış bir arkadaşım. Şükür aç ...
10/03/2024

AÇ MISIN AÇIKTAMISIN …!

Dünkü yazımın altına yazımın başlığı olarak kullandığım yorumu yapmış bir arkadaşım. Şükür aç değilim, açıkta değilim. Hatta benim durumum birçok emekliden daha iyi. Ama mesele sadece benim durumum değil ki. Sadece kendi durumumuzu değerlendirdiğimiz için çevremizde olup bitenleri göremez hale geldik ne yazık ki. Ben aç, açıkta değilsem kimse açıkta değildir diyerek başımızı kuma soktuğumuz için, tarafı olduğumuz siyasi partilerin her icraatını doğru diye, diye yapılan yanlışları da doğru sayar olduk. Ben aç, açıkta değilim de…
-Nerdeyse yetmiş yaşında olup ayakkabı boyamak zorunda olan Polis abimizin içinde bulunduğu durumdan kim sorumlu?
-Yaş haddinden emekli olmuş birçok Polisin zevk için mi inşaatlarda bekçilik yaparak yaşamak zorunda olduğunu düşünüyorsunuz?
-Yaşı atmışı geçmiş birçok emekli Polisin sitelerde güvenlik görevlisi olarak çalışmasının hobi olduğunu mu düşünüyorsunuz?
-Birçok Polisin aç kalmamak uğruna barlarda fedailik yapmalarını, macera aradığı için mi fedailik yapıyor diye düşünüyorsunuz?
-Daha geçenlerde korumalık yaptığı şahıs ile birlikte vurularak hayatını kaybeden Polisin şan, şöhret için mi korumalık yaptığını düşünüyorsunuz?
-Ayda en az çalışanı iki yüz kırk saat (ek görevler haricinde? çalışan Polislerin emekli olduktan sonra asgari ücret altında maaş aldıkları için çalışmak zorunda olmalarının, durdurulamaz hevesleri olduğunu mu düşünüyorsunuz?
-Kaldırın kafanızı etrafınız da ne olup bitiyor bir bakın, çöplerde plastik ve benzerlerini toplayan her insanın işsiz güçsüz insanlar olduğunu mu düşünüyorsunuz, bazılarının asgari ücret altında maaş alan polisler olduğunu biliyormusunuz?
-Siz sanıyorsunuz ki bal tutan parmağını yalar. Tüm Polisler rüşvet alır emekli olana kadar dünyalığını yapar, sırf yaptıklarını örtbas etmek için yukarıda saydığım işlerde çalışıyorlar öylemi sizce?
Evet, ben emekli Polis olarak aç değilim, açıkta değilim. Ömrüm boyunca ne alkol kullandım ne sigara içtim. Çalıştığım sürece hiç borçsuz ayım olmadı. Anamın rahatsızlığında Çapa Tıp Fakültesi önündeki seyyar satıcıdan borç para istedim, bir ünite kan alabilmek için. Oturduğum evi aldım, yarısı kadar faiz ödedim bankalara. Altımdaki arabayı alabilmek için eski arabamı sattım, tüm emekli ikramiyemi kuruşuna dokunmadan koydum yetmedi kredi çektim. Demem o ki ben aç, açıkta kalmamak için hayatımın her anından tüm çalışan ve emekli Polisler gibi ödün vererek bedel ödedim.
Yüksekokul mezunu olduğum için otuz yıl çalışmaların bitmesini bekledikten sonra emekli olduktan sonra üç bin altı yüz ek göstergeden faydalandığım için asgari ücretin biraz üzerinde maaş alıyorum.
-Ya çalıştıkları dönemde bitmek tükenmek bilmeyen terör olayları nedeniyle meslek hayatları boyunca bir dakika bırakın boş durmayı nefes almaya zamanı olmadığından yüksekokul bitiremeyen ve günün şartlarından dolayı ortaokul, lise mezunu olarak Polis olup emekli olan abilerimizin asgari ücret altında maaş almaları hak mıdır, reva mıdır?
-Benim aldığım emekli maaşı yapılan iş riski, fazla çalışma süreleri ve birçok nedenlerden dolayı sıradan emekliler ile aynı, hatta altında bir ücret alıyorsam (her çalışan emekli olduğunda yeterli ücreti almalıdır) benimle aynı işi yapmış belki de o günlerin şartlarına göre on iki, on iki çalışmak zorunda kalmış abilerimizin aldığı maaşları duyarsanız gülersiniz, ağlayacağınız yerde.
İşte o yüzden mesele benim aç, ya da açıkta kalmam değil güzel kardeşim. Kaldır kafanı bak sen tok olabilirsin çevreni görmezsen herkesi kendin gibi bilirsin.
Ben aç ya da açıkta değilim.
-Birçok şirketin vergi borcu silinirken, ben kredi ile ev alırken, diğer borçlarımı da ödemek için çektiğim fazla kredinin hesabı sorulmasından dolayı iki bin on bir veya on iki yılında iki bin beş yüz liraya yakın ceza ödemek zorunda bırakılan sıradan biriyim.
-Binlerce sığınmacı yüzünden kendi ülkemde yeterli para yok diye ihtiyaçları ötelenen emekliyim.
-Her gün aldığım ürünü bir önceki günden daha pahalı almak zorunda kalan vatandaşım.
-Bedava olan poşeti, paralı almak zorunda kalan ve bunu bu yılda poşet fiyatını sabit tuttuk bu başarıyı diğer işlerimize de taşıyacağız diyen insanlar yüzünden hakkım olandan feragat etmek zorunda kalan emekliyim.
-Bu ay aldıklarımın yarısını diğer ay aldığım aynı ücret ile alamayan emekliyim.
Hal böyle iken senin merakın benim aç, açıkta olup olmadığım ise ne diyebilirim ki sevgili kardeşim.
Şimdi çıkar telefonunu göreyim diyeceksin anlaşılan. Sanırım artık Vatan, Millet, Bayrak, din, iman, Atatürk derken aç, açıkta mısın meselesine dönecek. (Kimileri din, iman, kimileri Atatürk diyerek siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmişken sıra açmışın tok musun da)
Merakın buysa ben ne açım ne açıktayım kardeşim. Lakin tatil nedir bilmem, eğlence nedir bilmem, canımın istediğini değil bulduğumu yerim çoğu zaman. Çarşıya, pazara çıktığımda kilo ile değil tane ile alırım ihtiyaç olanları. Ne gerek var bizim gezip eğlenmemize, elin emeklisi gelip görüyor görülmesi gereken yerleri değil mi güzel kardeşim.
Sözün özü yönetenlerin yediğinden mahrumsa yönetilenler ve mesele benim aç, açıkta olup olmadığımsa, aç, açıkta olan milyonlardan bana ne he mi kardeşim.
Saygılar.

Muhammet YEGİT
Emekli Polis
10.03.2024

KİM BİLİR?   Kim bilir yarın kaç tane emekli büyüğümüz, kardeşimiz bu dünyada olmayacak? Biz emekliler çalıştığımız döne...
09/03/2024

KİM BİLİR?

Kim bilir yarın kaç tane emekli büyüğümüz, kardeşimiz bu dünyada olmayacak? Biz emekliler çalıştığımız dönemlerden alışık olduğumuz siyasetçilerin seçilirsek diyerek devam eden vaatlerinin seçildikten sonra Sümen altı edildiğine şahit olduk, emekli olduktan sonrada maalesef bu tür vaatlerin sonuçsuz kaldığını yaşamaya devam ettik. Kimilerimizin ömrü yetmedi, kimilerimiz sağlık sorunları ile mücadele ettik, kimilerimiz sağ salim olmamıza rağmen verilen vaatlerin gerçekleştiğine şahit olamadık bir türlü. Ve memur emeklileri olarak bizler belki de ilk defa çalışanlara ve emeklilere aynı oranda verilen zamlardan muaf tutularak (ÇALIŞANA VERİLEN SEYYANEN ZAM) ayrıştırıldık. Hal böyle iken;
Yaklaşan yerel seçimler öncesinde iki bin yirmi dört yılının emekliler yılı ilan edilmesine rağmen, yok kök maaşı, yok en düşük emekli maaşı gibi masallarla avutulmaya devam ediyoruz. Son günlerde emekliler için Temmuz ayında ilave zamlar, yedi maddelik emeklileri rahatlatacak kararlar gibi dedikodular çıkarılarak yaklaşan yerel seçimlerde emeklilerin oylarına talip oluyorlar. Vaatleri iktidarda olmayan partiler seçilebilmek için verir lakin iktidar partileri vaat değil yapılması gerekeni yapar. Birkaç seçim öncesi şunu, şunu yapacağız ama seçim öncesi oy için yapıyorlar diye yapmıyoruz diyenler, seçimlerden sonra yapacaklarını unutmuşken ve bunu birçok seçim öncesi tekrarlayıp sonraları unutkanlığa devam etmişken, emeklilere vaat ettiklerini gerçekleştireceklerinin garantisini kim verebilir?
Demem o ki adı üstüne emekli denilen bizlerin, yaşayabilmek için ölene kadar çalışmak zorunda kaldığımız gerçekken ve her gün ülkenin bir yerlerinde onlarca emekli hayatını kaybediyorken;
-Emekliye şu kadar artış yaparsak çalışanın maaşını ödeyemeyiz deniliyorsa
-Verilen vaatlerin seçimlerden sonra yerine getirileceği ne kadar gerçektir?
-Şahsen ben çalışmalar devam ediyor masallarıyla başladığım mesleğime iki bin on altı yılında son noktayı koyduğumda bir türlü bitirilemeyen çalışmalar sonucu alamadığım üç bin altı yüz ek göstergeye, emekli olduktan sonra kavuşmanın hüznünü yaşarken hala eğitim farkı gözetilerek bu haktan muaf tutulan meslektaşlarımın asgari ücret altında kalan maaşları ile insanca yaşabileceğini hiç düşünmüyorken. Emekliler için yedi maddelik rahatlatıcı kararlar ile ilgili çalışmaların bitirileceği ne malum seçimlerden sonra, önceki çalışmalar onlarca yıl sürmüşken.
-Kim bilir daha kaçımız can vereceğiz, oy uğruna verdiğiniz vaatleri gerçekleştirdiğiniz günleri hayal ederken.
-Kim bilir daha kaç seçim yapmanız gerekeni vaat olarak müjdeleyip oy almak isteyeceksiniz.
-Oysa iktidar olduktan sonra seçilmek için verdiğiniz vaatleri yapmış olsaydınız, bir dahaki seçimlerde vaat vermenize gerek kalmazdı.
-Oysa zenginin borcunu silerken, ötelerken veya bir kısmını affederken emekliye ödeyecek paramız yok demeseydiniz inandırıcı olurdunuz.
-Yedikleriniz söylerken benim insanım ne yiyor diye düşünebilseydiniz, belki de yedikleriniz söylemeye utanırdınız. Çocuklarına yiyecek alamadığı için hayatına son veren babalar varken.
-Millet olarak müjdelerden korkar olduk neyi bulduk diye müjdelediyseniz o günden sonra fiyatını ikiye katladı. Artık müjde vermeyin, müjdeler bile sayenizde anlamını yitirdi.
-Nerdeyse tüm bakanların iş adamı olduğu gerçeği varken çıkarılan kanunların iş adamlarını gözetiyor olması ne kadar doğal değil mi?
-Ve bu doğallık neticesinde kimse milleti düşünmez oldu.
-Ve hala bazıları vergileri tabana yaymanın peşinde. Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.
-Eskiden faturalarda okuma bedeli vardı gelen arkadaş ne okuyorsa bir sitede onlarca çalışanın ücretini tek başına karşılıyordu okuma bedeliyle bir arkadaş diğer okudukları şirketin kasasına. Şimdi faturalarda görünmese de bir şekilde yansıyordur sanırım. Nede olsa patronların siyaset arenasındayız.
-Zincir marketler sadece poşet parası ile inanın çalışanlarının ücretini karşılıyordur, bir zamanlar bedava olan ve şirketlere belki on kuruşla mal olan poşet yirmi beş kuruşa satılarak. Güya çevreye zarar verilmeyecekti.
-Sonuç olarak çevreye zarar vermeyelim poşeti vatandaş para ile alsın diye karar alanların tamamı iş adamı olan politikacılar çevre mi gözetildi iş adamlarının ticaretimi varın siz karar verin
İş adamı zihniyetiyle yönetilmeye devam edersek daha çok anamız ağlayacak anlaşılan.
Kim bilir vaatler mi, gerçekler mi kazanacak. Bir tarafta hemen hemen seçimlerden önce verilen vaatlerin hiç tutulmadığı Türkiye bir tarafta açlık sınır altında maaş alan emeklilerin içler acınası hali. Bakalım bir nisan şakasını kim yapacak siyasetçiler mi, emekliler mi? Bir polis emeklisi olarak asgari ücret altında maaş alan büyüklerimize ağlayayım, sıradan bir emekli ile aynı emekli maaşı ve hatta daha azını almamıza mı ağlayayım. Her emekli insanca yaşayacağı ücreti almalı. Lakin zaman, mekân ve şartların ecelle kol kola olduğu meslek çalışanı olarak emekli olabilmiş biz Polislerin ve bazı meslek guruplarının en azından emekli olduktan sonra özel hissettirilmesi hak edilmiş bir kazanç değilmidir?
Saygılarımla…

Muhammet YEGİT
Emekli Polis
10.03.2024

Address

Kemalöz Mahallesi
Durak
64000

Telephone

+905053529192

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hür Vatan Uşak posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share