01/07/2024
Geçmiş Yıllarda Gerede’yi Anlatan Kitaplardan:
Gerede’de, Şehri ve köyleri kuşatan meyve ve sebze bahçeleri mükemmel bir çeşitlilik arz ederler. Şeftali, kayısı, kiraz, vişne, armut, elma, ayva, erik, badem, fındık pek güzel olur. Kasabanın her tarafı meyve ağaçları ile donatılmış. Gerede bölgesi, gül yetiştirmeye ve gülyağı üretmeye de uygundur. Vaktiyle gül yetiştirip gülyağı üretildiği kalıntılarıyla sabittir. Çakılköy ve Mircezopran köyleri tarla, eski bina ve gül bahçesi kalıntıları arasında keskin kokulu güllere rastlamak mümkündür. Ömer Cevahircioğlu da, şekercilerin, köylerden getirerek yabani güllerle yaptıkları reçellerin tadının bambaşka güzellikte olduğunu söyler. 18 ve 19. Yüzyıl kitapları, Gerede’nin meyve yetiştirmek için dünyanın en mükemmel iklimine sahip olduğunu yazıyor. Gerede, en güzel şifalı bitkilerin yetiştiği yerdir. Evliya Çelebi ise “Suyu ve havası güzel yayla yerdir. Halkı son derece sağlam yapılıdır. Soğuğu pek meşhurdur.” der.
“Modern Gerede şehri oldukça büyük bir endüstriyel hareketlilik sergiler. Çok sayıda yetiştirilen keçi ve koyun sürüsü ve derisi şehre canlılık sağlar. Şehir bahçelerle çevrilidir. Süsü yalnızca ormanları değil, şehri ve köyleri saran meyve ve sebze bahçeleri mükemmel bir çeşitlilik sergiler. Avrupa’nın bütün meyveleri burada şaşırtacak kadar başarı ile yetiştirilir. Şam fıstığı gibi sıcak iklim meyveleri de yetişir.”
“Çayırlık ve meyve ağaçlarıyla ziynetlenmiş vadilerden oluştuğu ve şehrin etrafı da meyve ağaçları ve bahçelerden oluşmaktadır. İkliminin müsait ve güzel olması da meyve ağaçlarına ve meyvelerine de sirayet etmiştir. Meyve yetiştiriciliği yönünden dünyanın en birinci iklimine sahiptir. Arazisinde gayet kıymettar vadiler mevcuttur. Bolu Sancağının meyve ihtiyacının büyük kısmını Gerede karşılar. Kazada 50.000 liralık meyve çıkar. İstanbul ve diğer memleketlere, şehirlere buradan gönderilir.”
İbni Batuta, Gerede “Civarın en soğuk beldesi diyebilirim!” der.
Evliya Çelebi “Suyu ve havası güzel yayla yerdir. Halkı son derece sağlam yapılıdır. Soğuğu pek meşhurdur. Halkı sağlıklı, gösterişli, şecaatli (yiğit, cesur) Türk taifesidir.” diye tarif eder.
Salnamede: Ezmine-i kadîmede (eski çağlarda) Gerede’nin bağlık, bahçelik, ormanlıktan ibaret ve Gerede ile Bolu arasındaki yolun ağaçlarla muhattır (çevrilidir). der. “Havasının itidali (uygun olması) arazisinin tabiatı (yaratılışı) gülcülüğün ihyasına pek müsaittir.”
“Gerede’nin toprağı gayet münbit (verimli) olup, buğdayı, arpası ve diğer hububatlarıyla meyve ve sebzelerin bütün çeşitleri olur. Kara ve sarıçam ile meşe ve gökçeağaçları vardır. Koyun ve tiftik keçisi çok olup, tiftik, yapağı, yağ ve peyniri çok olur.”
1895 doğumlu olan ninem “Ben Samat köyüne gelin geldiğimde köyün etrafı ormanlarla kaplıydı. Yaylamız da eski yayla idi” derdi. Köy ile Dümenler arasındaki “Armutluk” denilen yerin de armut bahçeleri ile çok eski yıllarda kaplı olduğu söylenirdi. Köyün Eski yayla denilen yerden köye doğru uzanan dere de boylu boyunca armut, ahlat, alıç, ağaçları ve kışburnu çalısı ile kaplı idi ve çok güzel sağlıklı ve lezzetli meyveler olurdu.
Ayrıca bu derenin doğu tarafındaki “Çatacuk” denilen yer de armut, elma, erik, ahlat, alıç gibi ağaçlarla kaplı idi. Kışburnu çalıları da bir hayli fazlaydı ve buralarda yetişen meyvelerin tadına doyum olmazdı. Köyde ilk defa bahçeyi Süleyman Candan denilen vatandaşımız yaptı ve ondan sonra da ben yaptım. Bahçeyi yaptığım yıllarda çok güzel sağlıklı meyveler yetişti, çok güzel kokan güller açtı ama son zamanlarda o randıman tamamen kayboldu. Köyün güney tarafında bulunan o iki deredeki meyve ağaçları da tamamen kuruyarak kayboldu. Köy meralarında yetişen yabani ahlat ve alıç gibi ağaçlar da hep hastalıklı bir hale geldi. Köy içinde yetiştirilen bahçelerde de sağlıklı ve randımanlı yetişen ağaç kalmadı. Geçmiş yıllarda hiç ilaç kullanmadan gayet doğal yetişen bu ağaçlardan, şimdi ilaçlarla bile o randıman alınmıyor. Evliya Çelebi’nin “Suyu ve havası güzel yayla yerdir, halkı son derece sağlam yapılıdır.” dediği Gerede’nin havası kirlendi, suyu kirlendi, toprağı kirlendi, iklimi değişti ve geçmiş yıllarda yetişen güzel görünümlü, güzel kokulu ve çok lezzetli gıdalar da yetişmiyor, insanlarında da o sağlık kalmadı ve çok insan ilaçlarla hayatını devam ettiriyor. Biz, tabiatı korumasını bilirsek, tabiatta bizi korumasını bilir.
Uzmanların buna bir çözüm bulmaları gerekir. Geçmişte olan, günümüzde de olur. Ama bu hastalığın nedenlerini bulup, o hastalık nedenlerini ortadan kaldırarak çözüme de ulaşılmış olur. .
***************
Hazırlayan
YUNUS KOÇAK