11/08/2026
“Özgür Özel ‘evet’ derse Yeni Parti’yi terk ederim.” diyorsun ya...
Ama önce bir düşün.
Biraz olsun düşün.
Özgür Özel “evet” dese de, “hayır” dese de, muhalefet milletvekillerinin tamamı bu Çerçeve Yasa’ya ‘hayır’ oyu verse bile, yasanın Meclis’ten geçeceğini bile bile konuşuyorsun.
Sonra da kalkıp:
“Millete rağmen ‘evet’ diyemezsiniz!” diyorsun.
Hangi milletten söz ediyorsun kardeşim?
Önce “millet” dediğin insanları bir tanı!
Bugün bu yasayı çıkarabilecek Meclis çoğunluğunu kim verdi?
AKP'ye ve MHP'ye kim oy verdi?
Başkanlık Sistemine kim “EVET” dedi?
Cumhur İttifakı'na bu Meclis'te sayısal çoğunluğu kim verdi?
Bu millet vermedi mi? Verdi.
Hem de yıllardır veriyor.
AKP ve MHP, Cumhur İttifakı'nın sayısal çoğunluğu sayesinde bu Meclis'ten istedikleri yasaları çıkarıyor. Şimdi de çıkaracak.
İsterseniz bütün muhalefet milletvekilleri el ele verip “HAYIR” desinler. Sonuç değişmeyecek.
Çünkü o çoğunluğu muhalefet değil, millet oluşturdu.
Şimdi dönüp Özgür Özel'i hedef tahtasına koymanın ne anlamı var?
Üstelik asıl sorulması gereken soruları sormadan...
İktidar blokunun milyonlarca seçmeninden kaç kişi çıkıp:
“Ben bu yasayı kabul etmiyorum!” diyor?
Kaç AKP'li:
“Bu yasaya evet diyen AKP'den istifa ediyorum.” diyor?
Kaç MHP'li:
“Bu yasayı çıkaran MHP'yi terk ediyorum.” diyor?
Kaç BBP'li, kaç HÜDA-PAR'lı ayağa kalkıyor?
Neden bütün öfke dönüp dolaşıp Özgür Özel'in üzerinde patlıyor?
Üstelik Özel'in açıklamasını yalnızca bir cümleden ibaret sanarak...
Hele bir sokağa çıkın.
“Ulus devlet nedir?”
“Üniter devlet nedir?”
“Özerklik nedir?” diye sorun.
Bakalım kaç kişi bu kavramların ne anlama geldiğini biliyor?
Kaç kişi gerçekten neyi kaybedebileceğinin farkında?
Kaç kişi bu yasanın ayrıntılarını biliyor?
Çok daha acı olanı söyleyeyim:
Ocağına ateş düşmediği hâlde, başkasının şehit cenazesinde;
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diye haykıranların tepkisini görebiliyor musunuz, onu söyleyin..
Asıl mesele, ülkenin geleceği hakkında sorumluluk taşıyanların, bütün ihtimalleri düşünerek karar vermesidir.
Dışarıdan bakıp hüküm vermek kolay.
Sosyal medyada bir cümle yazıp kahraman olmak daha da kolay.
Ama siyaset, sosyal medya paylaşımı değildir.
Şimdi gelelim Özgür Özel'e...
Özgür Özel'in kararını eleştirebilirsiniz.
Ben de eleştirilebileceğini düşünüyorum.
Ama haksızlık etmeyin!
Adamın hangi koşullar altında konuştuğunu biliyor musunuz?
Yeni Parti Genel Başkanı olarak üzerinde ne tür siyasi baskılar olduğunu biliyor musunuz?
Fezlekesi Meclis Başkanlığı'nda.
Dokunulmazlığının kaldırılması an meselesi.
Yarın öbür gün usulen yargılanıp Silivri'ye gönderilirse, onu kim kurtaracak?
“Hayır deseydi” diyenler mi?
Peki İmamoğlu'nu kurtarabildiniz mi? Onu söyleyin!
Özgür Özel'in karşı karşıya olduğu tehditleri, siyasi hesapları, şantaj ihtimallerini, devletin elindeki gücü ve muhalefetin önündeki seçenekleri biz gerçekten biliyor muyuz?
Bilmiyoruz.
O hâlde nasıl bu kadar kolay hüküm verebiliyoruz?
Bir de DEM seçmeni gerçeği var.
Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz.
Katılırsınız veya katılmazsınız.
Ama Türkiye siyasetinin gerçeği budur:
DEM seçmeni önemli bir siyasi güçtür.
CHP'nin son yerel seçimlerde elde ettiği başarıda DEM seçmeninin katkısını yok saymak mümkün değildir.
Yarın bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu seçmenin tercihinin ne kadar önemli olacağını da hepimiz biliyoruz.
Belki Özgür Özel'in DEM'le yürüttüğü görüşmelerin, yaptığı hesapların, kurduğu dengelerin bizim bilmediğimiz tarafları vardır.
Belki de yoktur.
Ama bilmediğimiz şeyler üzerinden bir insanı hain, satılmış, ihanet etmiş ilan etmek kolaycılıktır.
Şunu da unutmayalım:
Bu yasa yalnızca bir yasa değildir.
Aynı zamanda muhalefeti birbirine düşürme potansiyeli olan bir siyasi mayındır.
Ve siz bugün birbirinizi yemeye başladıysanız...
Birbirinize “hain”, “satılmış”, “omurgasız” demeye başladıysanız...
Birbirinizden kopuyorsanız...
Bölünüyor, parçalanıyor, birbirinize güveninizi kaybediyorsanız...
Bu kimin işine yarıyor?
Biraz da bunu düşünün.
Belki de asıl görmek istemediğimiz şey tam da budur.
Özgür Özel'i eleştirin.
Ama düşmanlaştırmayın.
Kararını beğenmeyebilirsiniz.
Ama onu yalnızlaştırmayın.
Çünkü bugün mesele yalnızca Özgür Özel'in “evet” ya da “hayır” demesi değildir.
Mesele, muhalefetin birbirine düşürülüp düşürülmeyeceğidir.
Mesele, iktidarın karşısındaki milyonlarca insanın birbirinden koparılıp koparılmayacağıdır.
Mesele, yarın sandık geldiğinde aynı tarafta durup duramayacağımızdır.
Ve lütfen unutmayın:
Birbirimize bağırarak, birbirimizi suçlayarak, birbirimizi terk ederek bu ülkeyi kurtaramayız.
Önce ne olduğunu anlamaya çalışalım.
Sonra karar verelim.
Ama bilmediğimiz şeyler üzerinden hüküm verip de...
BOŞ KONUŞUP MİDE BULANDIRMAYALIM.
Ali Ekber Eker