10/04/2026
Emperyalist Savaşa Karşı Halkların Barışını - İşçi Sınıfının Savaşını Büyüt!
Dünya yeni bir tarihsel eşiğin içindedir. Emperyalist güçler, derinleşen krizlerini savaşla çözmeye yönelmiş ve insanlığı yeni bir paylaşım savaşının eşiğine sürüklemiştir. Silah fabrikaları gece gündüz çalışıyor, borsalar işçilerin alınterinden beslenmekte ve egemenler savaş naraları atmaktadır. Bu gürültünün altında işçilerin, ezilen halkların sesi bastırılmaya çalışılıyor. NATO’dan vekil güçlere kadar tüm egemenler, kendi çıkarları için halkları kendi çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden dizayn etmek uğruna savaşın içine çekiyor. Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Ukrayna’dan Filistin’e, Sudan’dan Yemen’e uzanan savaş hattı, emperyalizmin kanlı yüzünü tüm dünya işçi sınıfına ilan etmektedir.
Bu savaş ilanı aynı zamanda emeğimize ve varlığımıza yönelik bir tehdittir. Savaş yalnızca cebimizden değil geleceğimizden de çalmaktadır. Bir avuç asalak patron kasasını doldururken, çizilen yapay sınırlar altında işçiler hem insanlık dışı koşullarda sömürülüyor hem de bu savaşta ölmek üzere sahaya sürülüyor.Gerçek açıktır, yüksek sesle söyleyelim. Bu savaş bizim savaşımız değildir! Bu savaş patronların, tekellerin, emperyalistlerin savaşıdır. Bu savaşın mermisi bizim çocuklarımızın bedenine işlenmektedir ve bu savaşın bedelini ödeyen yine biziz. Yoksullukla ödüyoruz; sofradaki ekmek azalırken faturalar kabarıyor. İşsizlikle ödüyoruz; fabrikalar kapanıyor, işçiler kapı önüne konuyor. Geleceksizlikle ödüyoruz; her yerde gençlik savaş makinelerinin yakıtı haline getiriliyor. Göçle ve ölümle ödüyoruz; denizler mezara, sınırlar kafese dönüşüyor. Savaşın faturası her şeyiyle işçi sınıfına ödetilmektedir.
Bugün görevimiz nettir. Emperyalist savaşa karşı enternasyonal sınıf mücadelesini örgütlemek zorundayız. NATO’ya, emperyalizme ve siyonizme karşı dünya işci sınıfı ve ezilen halkalarının birleşik mücadelesini büyütmek zorundayız. Her ülkede işçilerle ezilen halklar omuz omuza vererek emperyalist kapitalizme ve siyonizme karşı enternasyonal cepheyi kurmak zorundayız. Çünkü savaşın karşısına ancak örgütlü sınıf gücü dikilebilir. Biz barış istiyoruz ama patronların ve sömürgeci devletin barışını değil. Silahları susturup sömürüyü sürdüren bir barış değil.Ateşkes adı altında işgali devam ettiren bir barış değil. Biz, kadınların, işçilerin, gençlerin, LGBTİ+’ların barışını istiyoruz. Bu temelde Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını savunuyor, eşitlik ve özgürlük temelinde gelişen barış arayışlarını destekliyoruz. Ancak açıkça söyleyelim ki gerçek ve kalıcı barışın güvencesi, örgütlü işçi sınıfının ve kürt halkının birleşik mücadelesidir. Tarafımız bellidir, tarafımız işçi sınıfıdır, tarafımız halkların kardeşliğidir, tarafımız halkların barışıdır, tarafımız devrimdir. Tarafımız proloterya enternasyonallerinin tarafıdır. Patronların gücü sermaye iktidarından gelir ve bu iktidar ancak örgütlü işçi sınıfının mücadelesiyle yıkılır! Savaşı durduracak tek güç, savaşı yaratan sistemi yıkacak olan işçi sınıfıdır, işçi sınıfı ve ezilen halkların örgütlü mücadalesidir.
Taksim 1 Mayıs Alanıdır
Taksim, işçi sınıfı için sıradan bir meydan değildir tarihsel hafızanın, direnişin ve sınıf bilincinin cisimleşmiş halidir. 1977 Taksim Katliamı ile işçi sınıfının kanıyla kazanılmış bu alan, sermaye ve devletin hafızasızlaştırma çabalarına karşı bir mücadele mevzisidir. Taksim’i işçi sınıfına kapatmak, basit bir yasaklama değildir.
İşçi sınıfının tarihini, birliğini ve iktidar iddiasını bastırma girişimidir. Bu yüzden 1 Mayıs olması gerektiği yerde, Taksim Meydanı’nda kutlanmalıdır. Çünkü Taksim, işçi sınıfının yalnızca geçmişte ne yaşadığını değil, gelecekte neyi kazanacağını da simgeler. O alan geri alınmadan 1 Mayıs gerçek anlam ve önemine kavuşmayacak, işçi sınıfının tarihsel olarak ortaya koyduğu irade gerçekleşmemiş olacaktır.
1 Mayıs sadece bir gün değil; işçi sınıfının tarih sahnesine çıktığı, kendi gücünü hatırladığı ve hatırlattığı gündür.
Bugün alanları dolduralım, yarın dünyayı değiştirelim!
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın Sınıf Savaşı!