Dr. Buğra Gökce

Dr. Buğra Gökce İstanbul Planlama Ajansı Başkanı , Şehir Plancısı (Phd)

BİZ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZGerçeğin içine sızan kurgu gibi, gerçek hayatımıza sızan asılsız iftira ve yalan rüzgârının y...
04/08/2026

BİZ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ

Gerçeğin içine sızan kurgu gibi, gerçek hayatımıza sızan asılsız iftira ve yalan rüzgârının yaratmaya çalıştığı kurgudan çıkmaya; “işlemediğimiz suçları nasıl işlemediğimizi” anlatarak masumiyetimizi ispat etmeye uğraşıyoruz. Oysa ispat yükü ve sorumluluğu üzerlerinde olanlar, hukuki zorunluluklarının farkında değil. Biz özgürlüğümüzü istiyor, sesimizi duyurmaya çabalıyoruz.

Haksız, hukuksuz ve dayanaksız tutukluluklarla, abartılı biçimde uzayan ve kuralların dışına çıkan tutukluluk süreleriyl...
03/08/2026

Haksız, hukuksuz ve dayanaksız tutukluluklarla, abartılı biçimde uzayan ve kuralların dışına çıkan tutukluluk süreleriyle sadece bizler gerçek yaşamı unutup hayattan kopmuyor, ağır travmalar yaşamıyoruz. Aslında bu güzel ülke de sosyal sermayesini ve güven ilişkilerini kaybediyor. Eşitlik ilkesinden uzaklaşarak yalnızca bizi peşinen cezalandırmıyor; ülkenin ekonomik girdaptan çıkamamasının da altyapısını hazırlıyor. Tamam, bize yazık.

Ama ülkemize daha çok yazık.

Adaletin yok olması hepimiz için böylesine ağır bir tehdit değil mi?

Türkiye bunu hak etmiyor.

Yeter!

Gasp edilen hürriyetimizi istiyoruz.

Hayatımızı geri verin.

Ülkemize de yazık etmeyin.

Yerel yönetimler, seçmene olan fiziksel ve işlevsel yakınlığı sayesinde demokrasinin temel okuludur. Hem yöneticiler hem...
29/07/2026

Yerel yönetimler, seçmene olan fiziksel ve işlevsel yakınlığı sayesinde demokrasinin temel okuludur.

Hem yöneticiler hem idari bürokrasi hem de seçmen aynı mahalde yaşar. Seçmen kolaylıkla yöneticilere ulaşır, denetim yapabilir, karar alma süreçlerine katılabilir. Bu denetim ve katılım alışkanlığı sayesinde vatandaşların siyasal sisteme, hak ve özgürlüklere, siyasal aktörlere dair bilgi birikimleri artar. Millet egemen ise egemenliğini yerel yönetimlerde gösterir. Yöneticilerini seçer, denetler, hizmet talep eder. Ulusal düzeyde karar alma mekanizmalarına katılmak veya denetlemek daha zorken, Çorum'un Dodurga İlçesindeki bir vatandaş belediye başkanını her zaman denetler, belediye faaliyetlerini izler.

Bu yüzden yerel yönetimler için "demokrasinin beşiği" veya "demokrasi okulu" denir.

Belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının sabah baskınlarıyla gözaltına alınması, somut delil, belge olmadan çok kolay tutuklu yargılama kararı verilmesi sadece ülkemizdeki adalet anlayışını zedelemiyor, demokrasi ve milli egemenlik anlayışını da zedeliyor.

"Sandıkla gelenin sandıkla gitmesi" kural olması gerekirken, "Sandıkla geleni beğenmezsem merkezi otoriteye bağlı yargıyla gider" pratiği seçime, sandığa, milli iradeye de zarar veriyor.

Değerli Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınmasına çok üzüldüm. Umuyorum ifadesini verdikten sonra milli iradenin ve Üsküdar halkının kendisini layik gördüğü göreve hızla dönerek, Üsküdar ve İstanbulumuza hizmet etmeye devam edecek.

2 yıl önce Hopa'da değerli belediye başkanımız ev sahipliğinde buluşmuş, çok güzel bir gün geçirmiş, değerli Hopalılarla yerel yönetimleri, demokrasiyi, ülkemizin geleceğini konuşmuştuk. O güzel günün bir anısı olarak fotoğrafı ve bir de ana mesajı paylaşmak istiyorum:

Demokrasimiz, milli egemenlik en kıymetli varlığımız. Bunları kaybedersek hiçbir varlığımız kalmaz.

“Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz.”— Bül...
20/07/2026

“Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz.”

— Bülent Ecevit

Kıbrıs’ta yaşanan vahşeti durdurmak için adaya ulaşan kahramanlarımızı saygıyla anıyor, şehitlerimize ve hareketta yer alan değerli babam gibi hakk'a yürüyen tüm gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Başta dönemin Başbakanı Sn. Bülent Ecevit ve KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Sn. Rauf Denktaş olmak üzere bu harekatın gerçekleşmesinde payı olan tüm devlet insanlarımız, güvenlik gücü mensuplarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Kıbrıslılara barış, huzur, özgürlük ve adalet dolu nice bayramlar diliyorum.

Tüm Kıbrıslıların Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun.

İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile su...
13/07/2026

İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile suçlanıyorum.

İddianame ile suç tarihi olarak, ihalenin yapıldığı tarihler belirlenmiştir. Biri 24.06.2020, diğer suç tarihi ise 28.07.2020 günüdür.

Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim.

110 ve 115 nolu suçlamlar da 61 ve 62 nolu eylemlere ters yönde benzerlik taşımaktadır.

Çünkü, 110 ve 115 nolu ihalelerin suç tarihi 13.12.2023 olarak gösterilmekte. Ben Kasım ayında görevimden ayrıldım. İBB’de görevli değilken yapılan ihalelere de fesat karıştırmam fiilen imkânsız bir durumdur.

Bu suçlamaları gerçekleştirmek için yalnız hukuku değil fizik kurallarını da değiştirmem gerekiyor. Çünkü aynı anda iki farklı yerde bulunmak, yalnızca bu iddianamenin değil, doğanın da inkârıdır. Bilim kurgu bile bu kadarını zorlamaz.

Ne yazık ki bu suçlamalarla hala özgürlüğümden mahrumum.

Güzel ülkemizin de bizlerin de adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var.

"Devletin kömüre ihtiyacı var" dediler. "Bizim de özgürlüğe ihtiyacımız var." Bir toplumun en temel ihtiyacı özgürlük ve...
11/07/2026

"Devletin kömüre ihtiyacı var" dediler. "Bizim de özgürlüğe ihtiyacımız var." Bir toplumun en temel ihtiyacı özgürlük ve adalettir.

Aleyhime düzenlenmiş bir MASAK raporu yoktur. Usulsüz tek kuruşluk bir para hareketimden dahi söz edilmemektedir.

Aleyhimde bırakın gizli tanığı, 143 eyleme yansıyabilmiş tek bir açık tanık dahi yoktur. Gizli tanıkların da tarafıma yönelttiği somut bir suç isnadı bulunmamaktadır.

Ben, otuz yılını bu devlete vermiş şerefli bir Türk bürokratı ve akademisyen olarak bunları anlatırken utanıyorum. Bana bu haksızlığı yapanların vicdanlarını ve utanma duygularını ise milletimizin takdirine bırakıyorum.

Kendisini, kamusal alanların amacı dışında kullanımı ve kent toprakları üzerinden zenginleşme ile mücadeleye adamış, ken...
10/07/2026

Kendisini, kamusal alanların amacı dışında kullanımı ve kent toprakları üzerinden zenginleşme ile mücadeleye adamış, kentlerin çözümü zor sorunlarının kaynağı olan politikadaki kişilerle mücadele eden, bunun için meslek odası başkanlığı ve akademisyenlik yapan, bu konularda yazan, çizen, müesses nizamı eleştiren, bu yüzden ilk çalıştığı kurumda doktor unvanıyla mezarlıklara sürülen bir şehir plancısı olarak, sonraki tüm yöneticilik görevlerinde 16–17 yıl boyunca geliriyle orantısız tek bir mal edinmeyen, kamuyu zarara uğratmayan birisi; örgüt üyesi olup 17 ayda ihaleye fesat ve dolandırıcılık yaparak yolsuzluk üretebilir mi?

Eldeki veriler, tanıklar ve kanıtlar bu anlamda zerrece olumsuz bir şey söyleyemez ve ortaya koyamazken bunca suç isnadının tarafı olmam gerçekçi mi?

Adil mi? Hukuki mi?

Cezaevi okumalarım arasında Hannah Arendt’in “Kötülüğün Sıradanlaşması” kavramı da önemli bir yer tuttu.

Arendt N**i bürokratı Adolf Eichmann’ın yargılanmasını bizzat izler. Başlangıçta onu bir canavar, bir seri katil ya da sistematik kötülüğü organize eden özel bir şeytan olarak tasavvur eder. Ancak savunmalarını dinledikçe bambaşka bir tespitte bulunur: Karşısındaki kişi; düşünmeyen, sorgulamayan, aldığı emir ve talimatları hukuki ve ahlaki süzgeçten geçirmeden yerine getiren, görev tanımını bir yaşam biçimi ve varlık nedeni hâline getirmiş sıradan bir bürokrattır. Bu emirleri uygularken sonuçlarını ve yol açtığı felaketleri hiç değerlendirmeyen; vicdanını adeta devre dışı bırakmış, kuralları tüm ahlaki ve insani değerlerin üstünde tutan bir insan tipolojisi…

Arendt’e göre bu durum, kötülüğü patolojik ve istisnai bir olgu olmaktan çıkarır tam tersine sıradanlaştırır. Sıradanlaşan kötülük gündelikleşir ve sistemin içine rahatça yerleşebilir.

Bizim ihtiyacımız olan, kötülüğün değil; iyiliğin ve hukukun üstünlüğünün sıradanlaşmasıdır. Hukuka uygun davranmanın olağan, hukuka aykırılığın ise istisnai olduğu bir düzen kurmak zorundayız.

Bırakmayacağız. Çalışmaya, üretmeye, güzel ülkemiz için hayaller kurmaya devam edeceğiz, ediyorum. Değerli hocam Emre Ko...
09/07/2026

Bırakmayacağız. Çalışmaya, üretmeye, güzel ülkemiz için hayaller kurmaya devam edeceğiz, ediyorum.

Değerli hocam Emre Kongar 'a yazdığım mektubu sizlerle paylaştığı için teşekkür ederim. Link hikayede.

İBB’deki görevimi, bundan önceki tüm mesleki yaşamım ve akademik geçmişimde de olduğu gibi o çizgiyi bozmayan, güçlendir...
02/07/2026

İBB’deki görevimi, bundan önceki tüm mesleki yaşamım ve akademik geçmişimde de olduğu gibi o çizgiyi bozmayan, güçlendiren, kenti ve çevreyi koruyan, kentsel değerleri, kimliği ve kent haklarını gözeten, ezilenden yana olan ve kamu hukukunu önceleyen bir görev bilinci ile onurla yaptım.

Şimdi soruyorum, 30 yıldır kamu görevi üstlenen, bu dönemde tertemiz bir sicili olan, çalışma hayatı boyunca her zaman Sayıştay başta olmak üzere yetkili kurumların denetimi altında 1 kere bile karakol yüzü görmeyen bir insan, bir anda 30 yıllık geçmişine arkasını dönüp suç örgütü üyesi olabilir mi?

Sicilini, ailesini, geçmişini unutup hareket edebilir mi?

Dosyada bu unsurların hiçbirini ortaya koyan bir delil de yok.

17 aylık dönemde hiçbir maddi çıkar elde etmediğim sabit. Makam / mevki de elde etmedim, siyasal ikbal sahibi de olmadım.

Ancak 15 aydır bu mesnetsiz suçlamayla tutukluyum.

Hukuka uygun davranmanın olağan, hukuka aykırılığın ise istisnai olduğu bir düzen kurmak zorundayız.

Hukuk ve adalet, yalnızca birer düzen aracı değil; aynı zamanda toplumsal varlığın devamını sağlayan kurucu ilkelerdir.

Erich Auerbach... “Adaleti olmayan güç töhmet altında kalır. Adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir. Aksi halde haklı olanı güçlü kılmazsak güçlü olanı haklı kılarız" diyor.

Ben adalet istiyorum. Çünkü biliyorum ki adalet varsa umut vardır; adalet varsa birlikte yaşama iradesi vardır, adalet varsa bu ülkenin yarınları vardır

33 yıl önce 33 aydınımız ve 2 emekçi katledildi. Ne yazık ki aradan bunca zaman geçmesine rağmen bu katliam tüm boyutlar...
02/07/2026

33 yıl önce 33 aydınımız ve 2 emekçi katledildi. Ne yazık ki aradan bunca zaman geçmesine rağmen bu katliam tüm boyutlarıyla ortaya çıkartılmadı, adalet yerine gelmedi.

"Devletin dini adalettir" diyorsak adaleti her zaman üstün tutmak zorundayız. İnsanı insana düşman yapan duvarlar örmek, devlet gücünü siyasal amaçlarla vatandaşlar aleyhine kullanmak, milletin verdiği yetki ve kaynakları millete karşı harekete geçirmek, bağımsız ve tarafsız olması gereken yargıyı siyasal amaçlarla araçsallaştırmak yalnız yaşadığımız felaketleri arttırır, huzur ve güven ortamını yok eder.

Sivas Katliamı ile hesaplaşmak zorundayız. Yalnız hayatını kaybedenler için değil, gelecek kuşaklar da bir bebekten katil yaratan karanlıktan kurtulsun diye.

Metin Altıok ve Sivas'ta hayatını kaybedenler, günleri külle soyularak bizim için yaşıyor hala, biz adalete, eşitliğe, kardeşliğe ve hürriyete kavuşalım diye..

Address

Cumhuriyet Bulvarı No/1 İzmir Büyükşehir Belediyesi
Izmir

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Buğra Gökce posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Dr. Buğra Gökce:

Shortcuts

Share