29/07/2026
Yerel yönetimler, seçmene olan fiziksel ve işlevsel yakınlığı sayesinde demokrasinin temel okuludur.
Hem yöneticiler hem idari bürokrasi hem de seçmen aynı mahalde yaşar. Seçmen kolaylıkla yöneticilere ulaşır, denetim yapabilir, karar alma süreçlerine katılabilir. Bu denetim ve katılım alışkanlığı sayesinde vatandaşların siyasal sisteme, hak ve özgürlüklere, siyasal aktörlere dair bilgi birikimleri artar. Millet egemen ise egemenliğini yerel yönetimlerde gösterir. Yöneticilerini seçer, denetler, hizmet talep eder. Ulusal düzeyde karar alma mekanizmalarına katılmak veya denetlemek daha zorken, Çorum'un Dodurga İlçesindeki bir vatandaş belediye başkanını her zaman denetler, belediye faaliyetlerini izler.
Bu yüzden yerel yönetimler için "demokrasinin beşiği" veya "demokrasi okulu" denir.
Belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının sabah baskınlarıyla gözaltına alınması, somut delil, belge olmadan çok kolay tutuklu yargılama kararı verilmesi sadece ülkemizdeki adalet anlayışını zedelemiyor, demokrasi ve milli egemenlik anlayışını da zedeliyor.
"Sandıkla gelenin sandıkla gitmesi" kural olması gerekirken, "Sandıkla geleni beğenmezsem merkezi otoriteye bağlı yargıyla gider" pratiği seçime, sandığa, milli iradeye de zarar veriyor.
Değerli Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınmasına çok üzüldüm. Umuyorum ifadesini verdikten sonra milli iradenin ve Üsküdar halkının kendisini layik gördüğü göreve hızla dönerek, Üsküdar ve İstanbulumuza hizmet etmeye devam edecek.
2 yıl önce Hopa'da değerli belediye başkanımız ev sahipliğinde buluşmuş, çok güzel bir gün geçirmiş, değerli Hopalılarla yerel yönetimleri, demokrasiyi, ülkemizin geleceğini konuşmuştuk. O güzel günün bir anısı olarak fotoğrafı ve bir de ana mesajı paylaşmak istiyorum:
Demokrasimiz, milli egemenlik en kıymetli varlığımız. Bunları kaybedersek hiçbir varlığımız kalmaz.