Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri

Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri Resmi Facebook Sayfası Ayrıca 01 Nisan 2005 tarihinde 7. Blok Poliklinik Binamız hizmet vermeye başlamıştır.

Pamukkale Üniversitesi Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesi Denizli’de, Doktorlar Caddesinde, 12/08/1994 tarihinde, 2547 Sayılı YÖK Kanunun 3. Maddesi gereği Araştırma ve Uygulama Merkezi hükümleri doğrultusunda, Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesi olarak 41 yatak ve 155 kadro yatak sayılı ile 7.293 m2 kapalı alanda hizmete girmiştir. Kınıklı Kampusunda yer alan Kalp Merkezi 2.730 m2 örtülü a

lana sahip olup, 19 Mayıs 2002 tarihinde hizmete açılmıştır.
2002 yılının ocak ayında hastalarımıza hizmet vermeye başlayan Göz Merkezimiz; 17 Temmuz 2002’de tam bir teknik donanımla resmi açılışı gerçekleştirilmiştir.
05.11.2003 tarihinde 186 fiili yatak kapasitesiyle Kınıklı kampusünde yeni bir hastane binası (Mavi Hastane) hizmete girmiştir. Plaza Binasına taşınma işlemimiz Ekim 2011 yılında başlanmıştır. Plaza Binası açılışı 8 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirilmiştir.2013 yılında taşınma işlemi tamamlanmıştır. Ayrıca 2013 yılında; 7.500 m2 örtülü alana sahip olan Bağlantı Bloğu Poliklinik Binası olarak hizmete açılmıştır. YATAK SAYISI : 690

ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi ve uluslararası akreditasyon standartları esas alınarak hazırlanmıştır. Yönetim felsefemizin ve kalite politikamızın temel ilkeleri;
“Hastaların ve Çalışanların Memnuniyeti” odaklı hizmet anlayışını benimsemek
Sürekli ölçme ve iyileştirme araçları ile öncü bir yönetim sistemi kurmak
Bilimsel araştırmalarda ve yeni uygulamalarda liderlik yapan akademik bir kurum olmak
Mükemmel sağlık hizmetini kaliteden ödün vermeden sunmak
Çalışanlarımızı sürekli eğitmek ve geliştirmek
Yasal yükümlülükler doğrultusunda hastanemizin sürekli iyileşmesi ve gelişmesini sağlamak

PAÜ Hastanelerinden Okula Dönüş Uyarısı: Çocukların Kaygıları Göz Ardı EdilmemeliPamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneler...
10/09/2026

PAÜ Hastanelerinden Okula Dönüş Uyarısı: Çocukların Kaygıları Göz Ardı Edilmemeli

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Merve Aktaş Terzioğlu, yaz tatilinin ardından başlayan okula dönüş sürecinde çocuklarda görülebilecek uyum güçlükleri ve kaygı belirtilerine ilişkin ailelere önemli önerilerde bulundu.
Yaz tatilinin ardından çocukların daha esnek bir günlük düzenden; erken uyanma, ders saatleri ve okul sorumluluklarının bulunduğu daha yapılandırılmış bir yaşama geçtiğini belirten Doç. Dr. Merve Aktaş Terzioğlu, ilk günlerde görülebilen kısa süreli isteksizlik, huzursuzluk veya kaygının çoğu zaman doğal bir uyum tepkisi olabileceğini ifade etti.

Okulun çocuklar için yalnızca akademik bilgilerin öğrenildiği bir ortam olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, okulun aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinin kurulduğu, sosyal becerilerin geliştirildiği ve günlük yaşama düzen kazandıran önemli bir yaşam alanı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, bu nedenle okula dönüş sürecinin yalnızca derslerin başlaması olarak değil, çocuğun günlük ve sosyal yaşam düzenine yeniden dönmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Çocuk ‘okula gitmek istemiyorum’ diyorsa bunun nedenini anlamak gerekir.”

Uzun bir tatilin ardından çocukların “Okula gitmek istemiyorum” veya “Tatil bitmeseydi” şeklindeki ifadelerinin tek başına bir problem anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, burada önemli olanın belirtilerin zaman içinde azalması ve çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilememesi olduğunu kaydetti.

Çocuğun yaşadığı kaygının küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, ailelerin “Bunda korkacak ne var?” gibi ifadeler kullanmak yerine çocuğun yaşadığı duyguyu anladıklarını göstermelerinin daha destekleyici olacağını ifade etti. Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, yeni düzene alışmanın zaman alabileceğinin çocuğa anlatılmasının kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabileceğini belirterek, “Çocuğun yaşadığı kaygıyı küçümsememek gerekir. Yeni düzene alışmanın zaman alabileceğini söylemek çocuğun kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olur” dedi. Bununla birlikte kaygının sürekli konuşulan bir konu hâline getirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, günlük yaşamın ve okul devamının mümkün olduğunca olağan biçimde sürdürülmesinin önem taşıdığını söyledi.

“Bu belirtilere dikkat”

Özellikle okula gitme saatlerinde tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı veya mide bulantısı gibi bedensel yakınmaların yanı sıra yoğun ağlama ve okula gitmeyi sürekli reddetme gibi davranışların daha yakından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, belirtilerin uzun sürmesi ve çocuğun işlevselliğini etkilemesi durumunda altta yatan nedenlerin araştırılmasının önem taşıdığını ifade etti.

Okula uyum güçlüğünün farklı nedenlerin sonucu olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Merve Aktaş Terzioğlu, bu nedenler arasında ayrılık kaygısı veya diğer kaygı sorunları, depresif belirtiler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlükleri, arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve akran zorbalığının bulunabileceğini söyledi. Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, “Yalnızca ‘okula gitmek istemiyor’ davranışına odaklanmak yerine, bu davranışın arkasındaki nedeni anlamaya çalışmak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

“İlk haftalarda öncelik günlük düzen”

Okulların açıldığı ilk haftalarda yoğun akademik başarı baskısı oluşturmak yerine çocuğa yeni düzene alışması için zaman tanınmasını öneren Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, uyku düzeni, okula düzenli devam ve günlük sorumlulukların yeniden kazanılmasının öncelikli olması gerektiğini belirtti.

Akademik beklentilerin çocuğun yaşı ve gelişim özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, yaz tatilinde değişen uyku saatlerinin okul düzenine aşamalı olarak yaklaştırılmasının geçiş sürecini kolaylaştırabileceğini söyledi.

Akşam saatlerinde ekran kullanımının azaltılmasını ve uyku öncesinde daha sakin bir rutin oluşturulmasını öneren Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, çantanın hazırlanması ve ertesi gün giyilecek kıyafetlerin bir gece önceden belirlenmesinin de sabah yaşanan telaşı azaltabileceğini kaydetti.

“Ebeveynlerin tutumu önemli”

Özellikle okula yeni başlayan veya okul değiştiren çocukların ailelerinde çeşitli endişelerin yaşanabileceğini belirten Doç. Dr. Merve Aktaş Terzioğlu, ebeveynlerin kendi kaygılarını mümkün olduğunca çocuklarına yansıtmaması gerektiğinin altını çizdi. Buradaki amacın çocuğa hiçbir sorun yaşamayacağına ilişkin gerçekçi olmayan bir güvence vermek olmadığını ifade eden Aktaş Terzioğlu, asıl önemli olanın çocuğa karşılaşabileceği güçlüklerle baş edebileceğini ve ihtiyaç duyduğunda ailesinden destek alabileceğini hissettirmek olduğunu söyledi. Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, “Çocuğun ailesinin kendisine güvendiğini ve yaşadığı sorun karşısında yalnız olmadığını bilmesi önemli bir güven kaynağıdır” dedi.

“Ne zaman profesyonel destek alınmalı?”

Okula dönüş dönemindeki uyum güçlüklerinin önemli bir bölümünün zaman içinde azaldığını belirten Doç. Dr. Aktaş Terzioğlu, kaygının giderek artması, çocuğun okula gitmekte belirgin güçlük yaşaması, tekrarlayan bedensel yakınmaların ortaya çıkması veya günlük işlevselliğin bozulması hâlinde profesyonel değerlendirme yapılmasını önerdi.

Uzun süren ve çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkileyen durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurulmasının uygun olacağını belirten Doç. Dr. Merve Aktaş Terzioğlu, sağlıklı bir okul başlangıcı için çocuğa zaman tanınması, günlük düzenin yeniden oluşturulması, kaygısının küçümsenmemesi ve sakin, güven veren bir tutum sergilenmesi gerektiğini vurguladı.

PAÜ Hastanelerinden 5-11 Eylül Migren Haftası UyarısıPamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr...
09/09/2026

PAÜ Hastanelerinden 5-11 Eylül Migren Haftası Uyarısı

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nesrin Ergin, 5-11 Eylül Migren Haftası kapsamında toplumda migren konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu.

PAÜ Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Nesrin Ergin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “5-11 Eylül Migren Haftası, migren konusunda toplumsal bilincin artırılması ve hastalığın doğru şekilde tanınmasına dikkat çekilmesi açısından önem taşımaktadır. Bir nöroloji uzmanı olarak özellikle vurgulamak isterim ki migren yalnızca bir baş ağrısı değil, beynin işleyişini etkileyen kompleks bir nörolojik hastalıktır. Dünyada 1 milyardan fazla insanı etkileyen migren, ülkemizde de oldukça yaygın olup yaklaşık her 6 kişiden birinde görülmektedir ve kadınlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkmaktadır. Migren atakları çoğunlukla zonklayıcı karakterde, saatler hatta günler sürebilen baş ağrılarıyla seyretse de hastalık yalnızca baş ağrısından ibaret değildir. Bulantı, kusma, ışık, ses ve koku hassasiyeti, konsantrasyon güçlüğü, görme belirtileri, uyuşma ve konuşma güçlüğü gibi çok farklı nörolojik bulgular da migren sırasında ortaya çıkabilir. Bu nedenle migren belirtilerinin kişiden kişiye değişebileceğinin bilinmesi, hastalığın doğru tanınması açısından önemlidir. Ayrıca son yıllarda daha iyi tanınan vestibüler migren nedeniyle bazı hastalarda baş dönmesi, dengesizlik, sersemlik hissi ve hareket hassasiyeti baş ağrısından daha belirgin olabilir. Özellikle baş dönmesi ve denge sorunları yaşayan kişilerin bu belirtilerin migrenle ilişkili olabileceğini bilmesi önem taşımaktadır. Migrenin farklı belirtilerle ortaya çıkabilmesi, hastaların yaşadıkları şikâyetleri doğru değerlendirmelerini ve gerektiğinde nöroloji uzmanına başvurmalarını önemli hale getirmektedir.”

“Migren kontrol altına alınabilir”

Migren atağından saatler önce ortaya çıkabilen yorgunluk, sık esneme, dikkat dağınıklığı, ense sertliği, ruh hali değişiklikleri ve bazı yiyeceklere aşırı istek duyma gibi belirtilerin de görülebileceğini söyleyen Doç. Dr. Ergin, bu belirtilerin fark edilmesinin hastaların yaklaşan migren atağını daha erken dönemde tanımasına yardımcı olacağını belirtti. Her hastada aynı belirtiler görülmeyebileceği için kişisel semptomların ve atak öncesi değişikliklerin takip edilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı migrenin; stres, düzensiz uyku, açlık, susuzluk, hormonal değişiklikler ve çeşitli çevresel faktörlerle tetiklenebildiğini ifade eden Doç. Dr. Nesrin Ergin, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun yanında, kişiden kişiye değişebilen tetikleyicilerin belirlenmesi migrenin kontrol altına alınmasında önemli bir yere sahiptir. Düzenli uyku ve beslenme, yeterli sıvı tüketimi, stresin azaltılması ve kişinin kendi tetikleyicilerini tanıması atakların yönetilmesine katkı sağlayabilmektedir.
Günümüzde yaşam tarzı düzenlemeleri, tetikleyicilerin belirlenmesi ve uygun tedavi seçenekleri sayesinde migren ataklarının sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azaltılabilmekte, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileştirilebilmektedir. Migren tedavisinin kişiye özel olarak planlanması ve hastaların şikâyetlerinin düzenli olarak değerlendirilmesi, tedavi başarısında önemli rol oynamaktadır. 5-11 Eylül Migren Haftası vesilesiyle, migrenin yalnızca bir baş ağrısı olmadığı, baş dönmesi ve denge bozukluğu gibi farklı belirtilerle de ortaya çıkabileceği konusunda toplumda farkındalık oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen önemli bir nörolojik hastalık olan migren konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması, hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına ve tedaviye daha erken ulaşmalarına katkı sağlayacaktır.”

PAÜ Tıp Fakültesi’nde Hasta-Hekim İletişimine İbn-i Sina’nın Bütüncül Tıp Anlayışıyla Yeni YaklaşımPamukkale Üniversites...
24/08/2026

PAÜ Tıp Fakültesi’nde Hasta-Hekim İletişimine İbn-i Sina’nın Bütüncül Tıp Anlayışıyla Yeni Yaklaşım

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesinde, yoğun poliklinik koşullarında hasta-hekim iletişimini güçlendirmek, hastaların tedavi süreçlerine ilişkin bilgileri daha doğru ve kalıcı şekilde edinmelerini sağlamak amacıyla hasta eğitimini merkeze alan uygulamalar öne çıkıyor.
Haberin devamı…
https://haber.pau.edu.tr/Haber/pau-tip-fakultesinde-hasta-hekim-iletisimine-ibn-i-sinanin-butuncul-tip-anlayisiyla-yeni-yaklasim

PAÜ Hastanelerinden Hürsan Konfeksiyon Kadın Çalışanlarına "Sürdürülebilir Emzirme" EğitimiPamukkale Üniversitesi (PAÜ) ...
07/08/2026

PAÜ Hastanelerinden Hürsan Konfeksiyon Kadın Çalışanlarına "Sürdürülebilir Emzirme" Eğitimi

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri, 1–7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında yürüttüğü farkındalık çalışmalarını hastane sınırlarının ötesine taşıyarak Hürsan Konfeksiyon Fabrikası'nda görev yapan kadın çalışanlara yönelik "Sürdürülebilir Emzirme" eğitimi düzenledi.
Haberin devamı…

https://haber.pau.edu.tr/Haber/pau-hastanelerinden-hursan-konfeksiyon-kadin-calisanlarina-surdurulebilir-emzirme-egitimi

PAÜ Hastanesi'nden Dünya Emzirme Haftası'nda "Sürdürülebilir Emzirme" İçin Güçlü Farkındalık SeferberliğiPamukkale Ünive...
05/08/2026

PAÜ Hastanesi'nden Dünya Emzirme Haftası'nda "Sürdürülebilir Emzirme" İçin Güçlü Farkındalık Seferberliği

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri 1–7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında düzenlediği farkındalık programı ve etkinlikleriyle anne sütünün bebek, anne, toplum ve çevre sağlığı açısından hayati önemine dikkat çekti.
Haberin devamı…

https://haber.pau.edu.tr/Haber/pau-hastanesinden-dunya-emzirme-haftasinda-surdurulebilir-emzirme-icin-guclu-farkindalik-seferberligi

Address

PAÜ HASTANELERİ KINIKLI NO:7 PAMUKKALE/DENİZLİ
Kınıklı
20070

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri:

Shortcuts

Share