03/12/2016
(Bu metin, okulumuzun geleceği hakkında kaygı duyan bazı mezunlarımız tarafından hazırlanmıştır.)
Biz, okulumuzun kimliğinin ve hafızasının yok edilmeye çalışılmasına itiraz ediyoruz.
1 Eylül 2016 tarihinde yayınlanmış olan ve kamuoyunda "proje okulu yönetmeliği" olarak bilinen düzenleme doğrultusunda Kayseri Fen Lisesi de "proje okulu" olarak belirlenmiştir. Bahsi geçen yönetmeliğin diğer pek çok liseye verdiği üzere, okulumuza verdiği zarar da çok büyüktür.
Kayseri Fen Lisesi, ülkemizdeki bazı liselere göre daha kısa bir geçmişi olmasına rağmen kendi kültürünü oluşturmayı başarmıştır; fakat yıllarca okulumuza emek vermiş öğretmenlerimizin bu yönetmelik doğrultusunda başka okullara gönderilmiş olması okulumuzun canlı belleğini neredeyse sıfırlamış, kültürümüzün sürekliliğinin sağlanabilmesinin önüne geçmiştir.
Kurulduğu yıldan bugüne Türkiye'nin en başarılı on devlet lisesinden biri olma özelliğini korumuş, diğer başarılı liselerden çok daha az imkâna sahip olmasına rağmen Orta Anadolu'nun ve Türkiye'nin diğer pek çok yerindeki gençlere umut olmuş, bugün yurt içinde ve yurt dışında büyük işler yapan mezunlara sahip olan lisemizin bu başarısının anahtarı "liyakat"tir. Proje okullarına atanacak olan öğretmenler, adayların yeterlilikleri göz önünde bulundurulmadan ve bahsi geçen yönetmeliğin hedefleriyle gülünç bir şekilde çelişen ölçütlere göre seçilmektedir. İçinde sınav ile seçilmiş iyi öğretmenleri barındırıyor olması sayesinde bugünkü başarısına ulaşabilmiş olan Kayseri Fen Lisesi'nin en temel özelliği bu yönetmelik ile yok olmuştur.
Bizleri okulumuzun geleceğine dair kaygılandıran ikinci büyük sorun ise okulumuzun farklı bir yere taşınacak olmasıdır. Okulumuza özgün kimliğini veren yerleşkemiz, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası ve hepimizin yuvasıdır. Mekânların da bir hafızası olduğunu bilmeyenlerce alınmış olan bu taşınma kararını Kayseri Fen Lisesi ailesine yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyoruz.
Öğrenci yurtlarının -kurulması tasarlanan yerleşkenin il merkezine yakın konumu nedeniyle- büyük olasılıkla öğrencilerin çok az bir kısmını alabilecek biçimde yapılacağını düşünüyoruz. Okulumuzun yatılı bir okul olmasının başarımıza katkısı yok sayılamaz; dolayısıyla taşınmak, yalnızca kültürümüze değil başarımıza da zarar verecektir.
Bu iki büyük soruna ek olarak, bu yıl, lisemizde -öğrencilerden de doğruladığımız- birtakım yanlış uygulamaların varlığını öğrendik:
1. Yemekhane sıralarının cinsiyete göre ayrılması (Yöneticilerin gerekçe olarak “erkek öğrencilerin kız öğrencilerin önüne geçmesi”ni gösterdiği söylenmiştir; fakat bu uygulama yaşça büyük erkek öğrencilerin alt sınıflardaki erkek öğrencilerin önüne geçmesine engel olmamaktadır. Eğer “denetim” sayesinde hak ihlallerinin önüne geçilmişse bu uygulamanın zaten bir işlevi yoktur.)
2. Akşam yemeği arasının cinsiyete göre ayrılması (Kimi öğrenciler bu uygulamaya “bazı kız öğrencilerin talebi üzerine” geçildiğini söylemiştir; fakat başka öğrencilerden de yöneticilerin “kız erkek ilişkileri”ni bu uygulamanın gerekçesi olarak sunduğu öğrenilmiştir. Erkek öğrenciler bu uygulama nedeniyle soğuk yemek yemek zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir. Bu uygulama, vakti değerli olan son sınıf öğrencilerine de hiçbir ayrıcalık sağlamamaktadır. Kısaca bu uygulamanın sağladığı fayda anlaşılamamıştır.)
3. Öğrencileri cuma günleri okul çıkışlarında kent merkezine götüren otobüslerin cinsiyete göre ayrılması (Yöneticiler, bu uygulamanın gerekçesi olarak “kız öğrencilerin ayakta kalmaları ve erkek öğrencilerin kaba konuşmalarından rahatsız olmaları”nı göstermişlerdir; fakat bu uygulama toplum kurallarına uymayarak başkalarını rahatsız eden öğrencileri cezalandırmamakta; aksine onların bu davranışlarını sürdürebilecekleri bir alan açmaktadır. Bu davranışlardan rahatsız olan erkek öğrenciler hala mağdurdur. Kız öğrencilerin ayakta kalıyor olması otobüslerin sayısı ve kimlerin koltuklara oturduğu ile ilgilidir, otobüslerin cinsiyete göre ayrılmadıkları durumda daha fazla kız öğrenci oturarak yolculuk edebilir. Kısaca, bu uygulamanın da geçerliliği yoktur.)
Bu uygulamalar, yok edilmeye çalışılan mağduriyetleri ortadan kaldıramamakta; aksine yeni mağduriyetlere yol açmaktadır. Fayda sağlamayan, yöneticiler tarafından “çocukların iyiliği için” olduğu söylenen bu uygulamaların “gerçek” hedefini tahmin edebiliyoruz. Karma eğitim karşıtı bu zihinler, erkek ve kız öğrencilerin herhangi bir şekilde bir araya gelmesini güçleri yettiğince engellemeye çalışmaktadırlar. Öğrencileri sadece derse giren ve soru çözen varlıklar olarak gören bu kişiler, bu uygulamalarıyla öğrencilerin ileride, gerçek hayatta karşılaşabilecekleri sorunları öngöremeyerek öğrencilere büyük zarar vermektedirler.
4. Pek çok öğrenciden yönetimin öğrencilerin üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, öğrencilerin il merkezine gidebilmesinin zorlaştırılmaya çalışıldığını öğrendik. Okul bahçesinin büyük bir bölümüne girişin “güvenlik” nedeniyle çitlerle engellenmiş olduğunu gördük.
Sonuç olarak Kayseri Fen Lisesi her zaman eksikleri olan, bazen yanlışların yapıldığı bir yer olsa da lisemizin bugünlerde yaşadığı sorunlar asla hafife alınabilecek türden değildir.
Bizler bu durumu kabul etmiyoruz ve tüm sesimizle, ailemizin bütün üyelerini var olan koşulları konuşmaya ve iyileştirmek için çaba göstermeye çağırıyoruz. Yapılan yanlışların okulumuza geri dönülmez bir şekilde zarar vermemesi için hep birlikte dayanışmak ve liyakate dayalı düzenimizi, aile ruhumuzu, başarımızı yeniden kazanmak zorundayız.
Kayseri Fen Lisesi kesinlikle sahipsiz değildir.