Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd

Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği - Ecosystem Protection and Nature Lovers Association (EKODOSD)

EKODOSD çalışmalarını, doğanın korunması, çevre kirliliğiyle mücadele, kültürel kaynakların tahribatının engellenmesi ve tanıtılması yönünde sürdürür. Bunları yaparken eğitim, araştırma, proje ve uygulama çalışmaları yoluyla katkıda bulunur. Ekosisteme zarar verici unsurlara karşı çalışmalar yürütür. Biyolojik çeşitliliği korumak ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla ça

lışmalar yapar. Doğal ve kültürel değerleri tanıtır, sevdirir, doğa koruma bilincini yaygınlaştırmaya çalışır ve doğayla ilgili sorunlar konusunda kamuoyunun dikkatini çeker.

Çalışmalarını ve etkinliklerini Kuşadası ve kıyılarda, Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda, Bafa Gölü Tabiat Parkı’nda, Azap Gölü’nde, Beşparmak Dağları’nda, Büyük Menderes Havzası’nda, Leylek Dostu Avşar Köyü’nde ve diğer otantik köylerde sürdürmektedir.

YAVRU ÇIKIŞLARINDA SONA YAKLAŞILDITürkiye’de resmi olarak koruma altına alınmış deniz kaplumbağası yuvalama kumsalları d...
06/09/2026

YAVRU ÇIKIŞLARINDA SONA YAKLAŞILDI
Türkiye’de resmi olarak koruma altına alınmış deniz kaplumbağası yuvalama kumsalları dışında kalan Aydın kıyılarında, son yıllarda özellikle Kuşadası ve Didim kumsallarındaki yuvalama faaliyetlerinde sürekli bir artış gözleniyor.
Geçtiğimiz yıl 13 olan yuva sayısı, bu yıl artış göstererek 19’a yükseldi.
Dün Kuşadası’ndaki yuvalardan yavru çıkışları devam ederken, bazı yuvalarda da kontrol açılışları gerçekleştirildi. Şu ana kadar 214 yavru sağlıklı bir şekilde denizle buluştu.
Hayatlarında ilk kez böyle bir olaya tanıklık eden vatandaşlar, yavru deniz kaplumbağalarının denize ulaşmasını mutluluk ve heyecan içinde izledi.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Aydın Şube Müdürlüğü, bilim danışmanımız Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan ve EKODOSD iş birliğiyle gerçekleştirilen izleme ve koruma çalışmaları, kalan 4 yuvadaki yavru çıkışlarının tamamlanmasının ardından sona erecek.
Çalışmalar sırasında vatandaşlara deniz kaplumbağaları ve korunmaları konusunda bilgiler aktarılırken, duyarlı vatandaşlar tarafından geceleri gönüllü olarak yuvaların izlenmesine de destek veriliyor.
Yavru çıkışları tamamlanan yuvalarda görev alan gönüllülere, gösterdikleri duyarlılık ve katkıları nedeniyle “Caretta Dostu” teşekkür belgeleri takdim edildi.
EKODOSD
Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği – KUŞADASI

YAVRU ÇIKIŞLARINDA SONA YAKLAŞILDI
Türkiye’de resmi olarak koruma altına alınmış deniz kaplumbağası yuvalama kumsalları dışında kalan Aydın bölgesi, son yıllarda Kuşadası ve Didim kumsallarındaki yuvalamalarla sürekli artış kaydetmektedir.
Geçtiğimiz yıl 13 yuvalama olurken bu yıl artış göstererek 19 yuvaya çıkmıştır.
Dün de Kuşadası’ndaki yuvalardan çıkışlar olurken, bazı yuvaların da kontrol açılışları gerçekleştirildi.
214 yavru sağlıklı bir şekilde denizle buluştu.
İlk defa böyle bir olaya şahit olan vatandaşlar yavruların denize gidişlerini mutluluk içinde izlediler.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Aydın Şube Müdürlüğü, bilim danışmanımız Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan ve EKODOSD işbirliğiyle yapılan izlemeler ve çalışmalar kalan 4 yuvadan çıkışlar bittiğinde tamamlanacak.
Çalışmalar sırasında vatandaşlara deniz kaplumbağaları konusunda bilgi paylaşımı yapılırken, duyarlı vatandaşlar tarafından da geceleri gönüllü olarak yuvaların izlemesi sağlanmaktadır.
Yavru çıkışları biten gönüllülere birer Caretta Dostu teşekkür belgeleri takdim edildi.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI

KÜÇÜK ASYA’NIN POMPEİSİ; PRİENEÇarşamba Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu, Priene Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr....
05/09/2026

KÜÇÜK ASYA’NIN POMPEİSİ; PRİENE
Çarşamba Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu, Priene Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Ali ALTIN oldu.
“Mykale Yamaçlarında Bir İon Kenti: Priene – Tarih, Arkeoloji, Mimari ve Günlük Yaşam” konulu sunumunda Dr. Ahmet Ali Altın, Priene’nin tarihsel ve arkeolojik önemine ilişkin şu hususlara değindi:
Priene Antik Kenti, MÖ 4. yüzyılın ortalarında, adını ünlü şehir plancısı Hippodamos’tan alan ızgara planının eğimli ve kayalık bir araziye muazzam bir biçimde uygulandığı en başarılı örneklerden biridir.
Anadolu’daki birçok kentin aksine, Roma İmparatorluk Dönemi’nde yoğun iskan faaliyetlerine uğramamış olan kent, Geç Klasik ve Hellenistik Dönem’deki özgün kent dokusunu büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmıştır. Bu özelliğiyle Priene, Anadolu’daki bir Hellen polisinin (kent devletinin) kamusal yapıları ve sivil mimari örnekleriyle nasıl göründüğüne dair önemli veriler sunmaktadır.
Athena Tapınağı, Tiyatro ve Bouleuterion gibi kamusal yapılar ile kentte bulunan çok sayıdaki yazıt; dönemin insanlarının inançları, kimlikleri, yönetim sistemleri ve kent kültürü gibi konularda önemli bilgiler edinmemizi sağlamaktadır.
Anadolu’da Hellenistik Dönem konut mimarisiyle ilgili en iyi korunmuş örnekleri sunan Priene, konutların mimari özellikleri ve içlerinden çıkarılan küçük buluntular ışığında, Antik Çağ insanının günlük yaşamına dair önemli kesitler sunmaktadır.
Yukarıda özetlenen özellikleri ve özgün kent kimliğiyle günümüzde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Priene’nin, Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için en güçlü adaylardan biri olduğunu belirten Dr. Ahmet Ali Altın’a, konukların sorularının ardından Priene Antik Kenti Alan Başkanı Mimar Mine Aşçı Altan tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.
EKODOSD
(Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği)
KUŞADASI

YALIÇAPKINI’NIN HİKAYESİDidem Okyay ve çocukları Çınar ve Tibet, Kuşadası’ndaki evlerinin balkonuna bir Yalıçapkınının d...
01/09/2026

YALIÇAPKINI’NIN HİKAYESİ
Didem Okyay ve çocukları Çınar ve Tibet, Kuşadası’ndaki evlerinin balkonuna bir Yalıçapkınının düştüğünü görmüşler. Bir kedi tarafından zarar görmemesi için kuşu korumaya almışlar. Daha önceden bizi bildikleri için de EKODOSD’a getirdiler.
“Kentin içinde Yalıçapkını mı olur?” demeyin.
Olur…
Yalıçapkını (Alcedo atthis), suya yakın yaşam alanlarında bulunan, küçük yapılı ve oldukça çevik bir kuş türüdür. Kuşadası’nda da kıyılarda, dere ağızlarında, sulak alanlarda ve balık bulunan uygun habitatlarda görülebilmektedir.
Aslında deniz kıyısında avlanan o kadar çok Yalıçapkını var ki…
Trafik, kalabalık ve şehir gürültüsü arasında çoğu zaman onların varlığını fark etmiyoruz. Küçük ve hızlı olmaları da fark edilmelerini zorlaştırıyor.
Suyun üzerinde alçaktan ve büyük bir hızla uçarak balıkların peşinden gidiyor, uygun gördükleri anda suya dalarak avlarını yakalıyorlar. Bu nedenle temiz ve canlı sucul ekosistemlerin varlığı onlar için büyük önem taşıyor.
Kuşadası’nın giderek betonlaşan kıyı alanlarında ise doğal yaşam alanlarının daralması, yoğun insan hareketliliği ve yapılaşma nedeniyle bu küçük kuşlar zaman zaman çeşitli tehlikelerle karşılaşabiliyor. Duvar, cam ve balkon gibi yapılara çarpmaları da bunlardan biri.
EKODOSD’a getirilen Yalıçapkınına yaptığımız kontrolde herhangi bir yaralanma izine rastlamadık. Kanatlarının da sağlam olduğunu gördük. Sadece çarpmanın etkisiyle biraz strese girmişti.
Bir gün dinlenip kendine gelmesi için EKODOSD’da misafir ettik. Misafirliği süresince üç küçük balık yiyerek enerjisini yeniden topladı.
Bugün ise onu, Kuşadası’nın Yalıçapkınlarının sık görüldüğü önemli doğal alanlarından biri olan Kocagöl’de, yeniden özgürlüğüne kavuşturduk.
Kocagöl; sucul canlılar, kuşlar ve diğer birçok canlı için önemli bir yaşam alanı. Sulak alanların korunması, yalnızca belirli bir türün değil, bu alanlarda yaşamını sürdüren bütün canlıların geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Yalıçapkını da özgürlüğüne kavuştu ve yeniden balıkların peşine düştü.
Çınar, Tibet ve Didem Okyay’a duyarlı davranışları, doğadaki bir canlıyı fark ederek ona sahip çıkmaları ve bize ulaştırmaları için teşekkür ederiz.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI

30/08/2026
MAVİ ORMANLARÇarşamba Söyleşileri kapsamında bu haftanın konuğu, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Deniz ve Biyoçe...
27/08/2026

MAVİ ORMANLAR
Çarşamba Söyleşileri kapsamında bu haftanın konuğu, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Deniz ve Biyoçeşitlilik Uzmanı Ebru ÇELİK oldu.
“MAVİ ORMANLAR VE KIYI TOPLULUKLARI İÇİN ALTERNATİF GELİR KAYNAKLARININ DÖNÜŞÜMÜ” konulu bir sunum gerçekleştirildi.
WWF-Türkiye’nin yürüttüğü Mavi Ormanlar Projesi'nin; Antalya/Kaş ve Muğla/Datça ile birlikte Türkiye'deki pilot alanlarından biri olan Aydın/Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı özelinde, kıyı topluluklarının denizel ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir yönetimindeki rolü ele alındı.
Toplantıda, yerel paydaşların katılımıyla geliştirilen alternatif geçim kaynakları yaklaşımı değerlendirildi. Özellikle deniz çayırları başta olmak üzere mavi karbon ekosistemlerinin iklim değişikliğiyle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve kıyı topluluklarının refahına sağladığı katkılar üzerinde duruldu; yerel deneyimler ve geleceğe dönük iş birliği fırsatları paylaşıldı.
Kuşadası'nda EKODOSD’da düzenlenen bu buluşmada, Dilek Yarımadası Milli Parkı çevresindeki kıyı toplulukları ile doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birlikte ele alındığı katılımcı bir diyalog ortamı oluşturuldu. Mavi Ormanlar Projesi'nin temel yaklaşımı doğrultusunda, doğanın korunması ile yerel yaşamın güçlendirilmesini birlikte destekleyen çözümler tartışıldı.
Yapılan sunumun ardından konukların sorularını yanıtlayan Ebru ÇELİK’e, EKODOSD gönüllüsü ve Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencisi Elif Deniz Nur tarafından EKODOSD’un teşekkür belgesi takdim edildi.
DİĞER TARAFTAN KUŞADASI LİMANI
Bugün Kuşadası Limanı Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi kapsamında, 3. İskele için gerçekleştirilen ÇED toplantısına katıldık.
Proje hakkında yapılan sunumun ardından toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve şirket temsilcileri konu hakkındaki görüşlerini dile getirdiler. Görüşlerin önemli bir bölümünde, 3. İskele projesinin Kuşadası’nı yaşanabilir bir kent olma özelliğinden uzaklaştıracağı ve çevresel ve ekolojik açıdan önemli zararlar oluşturacağı ifade edildi. Şirket temsilcileri de kendi görüşlerini sundular.
300 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde yapılması planlanan iskele için yaklaşık 51 dönümlük alanda dip taraması yapılacağı, bu çalışma sonucunda yaklaşık 113.000 metrekare tarama malzemesi çıkarılacağı ifade edildi. Ancak toplantıda, ortaya çıkacak bu malzemenin nereye ve nasıl bertaraf edileceği konusunda yeterli bir açıklama yapılamadı.
Kente getireceği diğer sorunlar bir yana, yalnızca dip tarama işleminin bile denizel ekosistem üzerinde önemli bir tahribat yaratma riski bulunmaktadır.
Çünkü dip taramasının yapılacağı alanda, Akdeniz’e özgü önemli bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica yaşamaktadır. Deniz çayırları; çok sayıda deniz canlısına beslenme, üreme ve barınma alanı sağlamalarının yanı sıra, karbonu bünyelerinde ve oluşturdukları sedimentlerde uzun süre depolayarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayan, son derece değerli denizel ekosistemlerdir.
Bugün dünyanın farklı bölgelerinde ve Türkiye’nin bazı kıyılarında, deniz çayırlarının zarar görmesini önlemek amacıyla teknelerin çapa atmasının önüne geçilmekte ve deniz çayırlarına zarar vermeyen ekolojik bağlama sistemleri uygulanmaktadır. Bir teknenin çapasının bile deniz çayırlarına verebileceği zarar konusunda bu kadar hassas davranılırken, yaklaşık 51 dönümlük bir alanda yapılacak dip taramasının, alandaki deniz çayırları üzerinde oluşturacağı etkinin göz ardı edilmemesi gerekir.
Üstelik sorun yalnızca dip taramasıyla sınırlı değildir. Liman inşaatı ve dip tarama faaliyetleri sırasında oluşabilecek bulanıklılık, sediment taşınımı ve sediment birikimi, suyun ışık geçirgenliğini azaltarak çevrede bulunan deniz çayırlarını da olumsuz etkileyecektir. Bu durum, deniz çayırlarının yaşam alanlarında bölgesel ve uzun süreli kayıplara yol açarak denizel biyoçeşitliliğe zarar verecektir.
Mavi Ormanlar söyleşisinde de vurgulandığı gibi, deniz çayırları yalnızca birer su altı bitkisi değildir. Bunlar; kıyıların korunmasına, denizel biyoçeşitliliğin devamına, karbonun depolanmasına ve sağlıklı deniz ekosistemlerinin sürdürülmesine katkı sağlayan doğal varlıklardır.
İklim değişikliğiyle mücadelenin ve karbon salımının azaltılmasının bu kadar önemli olduğu bir dönemde, herhangi bir maliyet ve enerji harcamadan karbonu doğal yollarla depolayan, denizel yaşam için hayati öneme sahip bu ekosistemlerin yaşam alanlarının tahrip edilmemesi gerekir.
Kuşadası’nın geleceği açısından ekonomik faaliyetler ile doğa koruma arasında bir denge kurulması zorunludur. Ancak bu denge, geri dönüşü olmayan ekolojik kayıplar yaratabilecek etkilerin göz ardı edilmesiyle sağlanamaz.
Özellikle deniz çayırları gibi hassas ve korunması gereken ekosistemlerin bulunduğu alanlarda, bilimsel veriler esas alınmalı; dip taramasının ve 3. İskele projesinin denizel ekosistem üzerindeki etkileri bütüncül olarak değerlendirilmeli, doğaya zarar verecek bu tür projelere izin verilmemelidir.
Kuşadası’nın geleceği, denizinin ve kıyılarının geleceğinden ayrı düşünülemez.
EKODOSD
(Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği)
KUŞADASI

27/08/2026

Caretta caretta (İribaşlı Deniz Kaplumbağası) Yavru Çıkış haberi - HALK TV

25/08/2026

Kuşadası Caretta caretta (İribaşlı Deniz Kaplumbağası) Yavru Çıkışları haberi - NTV Haber

DENİZ KAPLUMBAĞALARINDA YAVRU ÇIKIŞLARI DEVAM EDİYORAydın ve İzmir Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleri ile Kuşadası v...
24/08/2026

DENİZ KAPLUMBAĞALARINDA YAVRU ÇIKIŞLARI DEVAM EDİYOR
Aydın ve İzmir Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleri ile Kuşadası ve Didim belediyelerinin işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz deniz kaplumbağalarının korunması ve yuvalama çalışmalarında yavru çıkışları devam ediyor.
Bu yıl Urla Zeytineli Kumsalı’nda ilk kez bir Caretta caretta yuvası tespit edilerek koruma altına alındı. Kuluçka süresinin tamamlanmasının ardından yuvadan çıkan 66 yavru, başarılı bir şekilde denizle buluşturuldu.
Didim’de bu yıl 11 deniz kaplumbağası yuvası bulunuyor. Şu ana kadar 8 yuvada yavru çıkışları gerçekleşirken, henüz yavru çıkışı başlamayan diğer yuvalarda gönüllülerin nöbetleri devam ediyor. Yuvaların düzenli kontrolleri ve takipleri yapılıyor.
Kuşadası kıyılarında ise bulunan 6 yuvadan ilk yavru çıkışları dün gece Güzelçamlı sahilinde gerçekleşti. Yuvadan çıkan 60 yavru, gönüllülerimizin desteğiyle güvenli bir şekilde denize ulaştırıldı.
Şu ana kadar toplam 504 yavru denizle buluştu. Yavru çıkışlarının Eylül ayında da devam etmesi bekleniyor. Koruma ve yuva çalışmalarında Adnan Menderes Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Türkozan’dan bilimsel destek alınıyor.
Yuva çıkışları biten gönüllülere EKODOSD derneği tarafından Caretta Dostu belgeleri takdim edildi.
Özellikle Kuşadası’nda kumsalların arka kesimlerinin büyük ölçüde işletmeler ve konutlarla çevrili olması nedeniyle yoğun yapay ışık sorunu yaşanıyor. Yuvaların tamamında yavruların ışıklardan etkilenmemesi için perdeleme ve yönlendirme kanalları oluşturularak, güvenli bir şekilde denize ulaşmaları sağlanıyor.
Deniz kaplumbağalarının kumsala çıkması, yuva alanını seçmesi, yumurtalarını bırakması ve yeniden denize dönmesi son derece hassas bir süreçtir. Bu nedenle kumsalda bir deniz kaplumbağası görüldüğünde kesinlikle yaklaşılmaması, önünün kesilmemesi, flaş kullanılmaması ve üzerine yapay ışık tutulmaması gerekiyor.
Vatandaşlarımızdan beklentimiz, deniz kaplumbağalarını uzaktan ve sessizce izlemeleri, onların doğal davranışlarını hiçbir şekilde engellememeleridir.
Unutulmamalıdır ki bir deniz kaplumbağasının kumsala çıkması doğal bir olaydır. Ona yardımcı olmanın en doğru yolu, müdahale etmeden, rahatsız etmeden ve yaşam alanına saygı göstererek doğal sürecini tamamlamasına izin vermektir.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) KUŞADASI

22/08/2026

KARA LEYLEK HABERİ - TRT HABER

KUŞADASI'NIN LEYLEK YAVRULARINI TALİHSİZLİK AYIRDIKuşadası'nda Demirel Mermer Atölyesi'nin bahçesinde bulunan kullanılma...
21/08/2026

KUŞADASI'NIN LEYLEK YAVRULARINI TALİHSİZLİK AYIRDI
Kuşadası'nda Demirel Mermer Atölyesi'nin bahçesinde bulunan kullanılmayan bir demir direğe, 2 Nisan'da yağmurlu bir günde yuva yapan bir leylek çiftinin iki yavrusu dünyaya gelmişti.
Kuşadası'nın tek leylek yuvasında iki yavrunun büyümeye başlaması hepimizi sevindirmiş, aynı zamanda kaygılandırmıştı. Kaygımız; yuvanın çevresindeki yoğun yapılaşma, beslenme alanlarının giderek azalması ve uçuş sırasında elektrik tellerinin oluşturduğu tehlikeydi.
Adını kuşlardan alan Kuşadası'nda ak leyleklerin (Ciconia ciconia) yeniden yuva yapması; hızla artan yapılaşma, çoğalan insan nüfusu ve giderek yok olan doğal alanlar karşısında bizlere güçlü bir doğa mesajı vermişti.
Beklediğimiz haber geldi ve iki yavru dünyaya geldi. En büyük endişemiz ise ebeveyn leylekler deneyimli olsalar da ilk uçuşlarını yapacak yavruların yeterli deneyime sahip olmamaları nedeniyle elektrik telleriyle karşılaşmalarıydı.
Yavrular büyüdü ve uçmaya başladılar. Artık kendi besinlerini bulabiliyorlardı. Göç zamanı yaklaşmıştı. Güneye hareket etmek için kuzeyden gelecek leylek sürülerini bekliyorlardı.
Tam bu sırada dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Kuzeyden gelen bir grup leylek, yuvanın karşısındaki Söke yolu üzerindeki elektrik direklerine kondu. Kuşadası'nın leylekleriyle bir süre gagalarını takırdatarak adeta selamlaştılar. Ancak Ada'nın leylekleri bu grupla birlikte göçe başlamadı. Yuvada artık yalnızca üç leylek vardı. Kardeşlerden biri ortalarda yoktu.
Yuvaya yakın bir yerde oturan İbrahim Demirtaş, bahçesine düşen bir leyleği bularak derneğimize getirdi. Bu, yuvadaki kardeşlerden biriydi. Büyük olasılıkla ilk uçuş denemelerinde elektrik tellerine çarpan yavru, yorgun, bitkin ve ayakta duramayacak durumdaydı. Su verdik, beslenmesini sağladık ve ilk müdahalesini yaptık.
Aynı gün Kuşadası Yeniköy yolu üzerindeki bir çiftlikte yaşayan Mehmet Üyücü de derneğimize yaralı bir leylek getirdi. Bu kuş ise bir Karaleylekti (Ciconia nigra). Sağ kanadı kırıldığı için uçamıyordu. Kanadındaki yaralanma dışında genel sağlık durumu iyi, beslenmesi ise oldukça yerindeydi.
Uzun yıllar sonra Kuşadası'nda yeniden ak leyleklerin yuva yapmasının ardından, bölgemizde ilk kez bir Karaleylek kaydı da yapılmış oldu.
Bugün her iki leyleği de Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim ettik. Veteriner Fakültesi'ne götürülecek olan leylekler tedavilerinin ardından sağlıklarına kavuşmaları halinde yeniden doğal yaşam alanlarına bırakılacak.
Bugünlerde göçe hazırlanan ebeveyn leylekler ile yavruları, yuvalarının yanındaki yüksek baz istasyonunun en üst noktasına çıkarak belki de son bir umutla etrafı gözlüyor, eksik kalan kardeşin geri dönmesini bekliyorlar.
Ancak bunun gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Çünkü uçması artık mümkün olmayan yavru, şu anda tedavi edilmek üzere yolda. En büyük dileğimiz, sağlığına kavuşarak yeniden özgürce kanat çırpabileceği günlere ulaşması.
İbrahim Demirtaş ve Mehmet Üyücü’ye duyarlı davranışları için teşekkür ederiz.
EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği) – KUŞADASI

Address

Camikebir Mahallesi Şafak Sokağı No:7 (Kuşadası Sahili Vakıfbank Ara Sokağı)
Kusadası
09400

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği - Ekodosd:

Shortcuts

Share