04/03/2026
Pazardaki fiyatlar ortadayken ekonominin iyi olduğunu savunmak, vatandaşın yaşadığı gerçekleri görmezden gelmektir. Halkımız bu duyarsızlığı affetmez.
Gelir dağılımındaki bu adaletsizlik artık sürdürülemez bir boyuta ulaşmıştır. Dar gelirli vatandaşın sırtındaki yük derhal hafifletilmelidir.
Ekonomik veriler alarm verirken, yetkililerin "her şey kontrol altında" söylemleri inandırıcılığını tamamen yitirmiştir.
Vatandaşın alım gücü her geçen gün erirken, ekonomi yönetiminin pembe tablolar çizmesi ciddiyetsizliğin en net göstergesidir.
Enflasyonla mücadelede başarısız olan yönetim, suçu dış etkenlere atmaktan vazgeçip kendi liyakatsiz kadrolarıyla yüzleşmelidir.
Mutfaktaki yangın büyürken, israf odaklı kamu harcamalarının şatafatla devam etmesi kabul edilemez bir yönetim zafiyetidir.
Sadece belirli bir kesimin zenginleştiği, geniş halk kitlelerinin yoksullaştığı bu büyüme masalı acilen terk edilmelidir.
"Ekonomi şoklara dayanıklı" açıklamaları, markette fiyatları gören vatandaşın gözünde hiçbir anlam ifade etmiyor. Gerçekler uydurma rakamlardan ibaret değildir.
Maaş zamları daha cebe girmeden eriyip gidiyor. Ekonomi yönetiminin artık geçici şovları bırakıp kalıcı reformlar yapması şarttır.
Gençlerimiz işsizlik ve geleceksizlik kaygısı yaşarken, bürokratların lüks içindeki yaşantıları vicdanları derinden yaralamaktadır.
Geçici adımlarla ekonominin düzelmeyeceği açıktır. Türkiye'nin üretime dayalı, liyakatli kadrolarca yönetilen gerçek bir plana ihtiyacı var.
Hükümetin "yüksek gelir grubundayız" açıklaması, sokaktaki vatandaşın gerçeğiyle taban tabana zıttır. Bu söylemler halktan kopukluğun kanıtıdır.
Liyakatsiz atamalar ve yanlış inatlaşmalar ülkemizi bu krize sürüklemiştir. Ekonomide güven yeniden tesis edilmeden bu kriz aşılamaz.
Her gün değişen etiket fiyatları karşısında sessiz kalan iktidar, halkın ekonomik sıkıntılarına çözüm üretemediğini artık itiraf etmelidir.
Enflasyon oranlarını düşük göstererek memurun ve emeklinin hakkını gasp etmek, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir tutumdur.
Ekonomi sadece borsa ve döviz kurlarından ibaret değildir. Asıl ekonomi, vatandaşın akşam evine dönerken pazar filesine ne koyabildiğidir.
Üretime değil tüketime ve betona dayalı modeliniz iflas etmiştir. Çiftçiyi, esnafı ve sanayiciyi desteklemeden bu krizden çıkamayız.
Hükümet yetkililerinin kendi hatalarını kabul etmeyip sürekli "dışsal şoklar" mazereti üretmesi, ekonomideki belirsizliği daha da derinleştiriyor.
Gelir adaletsizliğini gidermek devletin temel görevidir. Zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyorsa orada adaletten bahsedilemez.
Kendi vatandaşına tasarruf çağrısı yapıp, kamu kurumlarında şatafattan ödün vermeyen bir anlayışın ekonomiyi düzeltmesini beklemiyoruz.