06/09/2026
KİŞİ BAŞINA MİLLÎ GELİR 18 BİN DOLARI GEÇMİŞ…
HAYIRLI OLSUN! ŞİMDİ BİR DE O 18 BİN DOLARI BULABİLİRSEK MESELE KALMAYACAK.
İktidar ekonomide başarı hikâyesi anlatmak istediğinde yine o meşhur rakamı önümüze koyuyor:
“Kişi başına millî gelirimiz 18 bin doları aştı.”
Maşallah…
Emekliye soruyorsun, onda yok.
Asgari ücretliye soruyorsun, onda yok.
Memura soruyorsun, onda yok.
Çiftçiye soruyorsun, onda yok.
Esnafa soruyorsun, onda da yok.
Yahu bu 18 bin dolar kimin başına düştü?
Cevabın bir kısmını gelir dağılımında görüyoruz.
Türkiye’de en zengin %10, toplam gelirin %53,3’ünü alıyor.
Daha çarpıcısı;
En zengin %1 tek başına gelirin %21,2’sini alırken, nüfusun en yoksul %50’sinin tamamına yalnızca %15,2 düşüyor.
Yani nüfusun %1’i, bu ülkenin yarısından daha fazla gelir elde ediyor.
Sonra ne yapıyoruz?
Zenginin milyonlarını, emeklinin maaşını, işçinin ücretini, çiftçinin kazancını aynı hesaba koyuyoruz.
Topluyoruz.
85 milyona bölüyoruz.
Ve müjdeyi veriyoruz:
“Zenginleştik!”
İstatistik gerçekten şahane…
Bir tek vatandaşın bundan haberi yok.
Bir masada 100 ekmek olduğunu düşünün.
10 kişi geliyor, 53 ekmeği alıp gidiyor.
50 kişinin önüne ise toplam 15 ekmek bırakılıyor.
Sonra masanın başındaki zat ayağa kalkıp:
“Arkadaşlar, hesaplarıma göre hepimizin karnı tok!”
diyor.
İşte ortalama üzerinden anlatılan refah hikâyesi aşağı yukarı budur.
Rakamlarla oynayarak ortalamayı yükseltebilirsiniz.
Grafikleri güzelleştirebilirsiniz.
Sunumlara oklar koyup hepsini yukarı doğru çevirebilirsiniz.
Ama vatandaş markete girdiğinde o grafiklerle alışveriş yapamıyor.
Emekli kirayı “kişi başına millî gelirle” ödeyemiyor.
Çiftçi mazotu istatistikle alamıyor.
Asgari ücretlinin çocuğu ortalama gelirle beslenmiyor.
Onun için bize sürekli “Kişi başına millî gelir ne kadar oldu?” diye anlatmayın.
Biraz da şunu anlatın:
MİLLÎ GELİRDEN MİLLETİN BAŞINA NE DÜŞTÜ?
Çünkü belli ki gelir kişi başına düşüyor…
Ama nedense hep aynı kişilerin başına düşüyor!